İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Neyse ‘soykırım’ demedi

Okay Gönensin – ogonensin@gazetevatan.com
Her yıl yaşanan 24 Nisan korkusu devam edecek. Ankara, ABD Başkanı’nın “soykırım” kelimesini kullanmamış olmasına bir kez daha sevindi ama “büyük felaket” sözünün de 1915 Ermeni tehcirini tanımlamak üzere yerleşmiş olduğu görülüyor. Her yıl yaşanan 24 Nisan korkusu devam edecek. Ankara, ABD Başkanı’nın “soykırım” kelimesini kullanmamış olmasına bir kez daha sevindi ama “büyük felaket” sözünün de 1915 Ermeni tehcirini tanımlamak üzere yerleşmiş olduğu görülüyor…“Soykırım” kelimesinin ağırlığından korkmak anlaşılabilir bir şeydir ama korkunun ecele faydası yok, bütün dünya 1915 olayını “soykırım” olarak çoktan bellemiş durumda.

Her yıl yaşanan 24 Nisan korkusu devam edecek. Ankara, ABD Başkanı’nın “soykırım” kelimesini kullanmamış olmasına bir kez daha sevindi ama “büyük felaket” sözünün de 1915 Ermeni tehcirini tanımlamak üzere yerleşmiş olduğu görülüyor.

Ankara’nın Ermeni meselesindeki resmi tavrı, öncelikle Türk halkını hamasetle uyutmak şeklinde oldu. Bunun için de “onlar daha çok öldürdü” diye ipe sapa gelmez mantıklar kullanıldı.

1915’te ne olduğunu herkes bilmiyor. Bilmeyenlerin öğrenmesi de hiç zor değil. Çok okumaya zamanı olmayanlar, bir süre önce Murat Bardakçı’nın yayınladığı Talat Paşa’nın defterini okuyup basit bir hesap yapabilirler.

İçi boş hamasetle günü kurtarmanın artık imkânı yok. Herhangi bir konuda bir şey öğrenmek isteyen, öğrenmeye niyeti olan, bütün kaynaklara ulaşabiliyor.

“Soykırım” kelimesinin ağırlığından korkmak anlaşılabilir bir şeydir ama korkunun ecele faydası yok, bütün dünya 1915 olayını “soykırım” olarak çoktan bellemiş durumda.

***

Ankara’nın, bir futbol maçıyla başlayan “Ermeni açılımı”nın şu anda tıkanmış görünmesi Ermeni radikallerin başarısı sayılabilir. Çünkü Türk toplumunun tarihiyle “barışması”, korkularından kurtulması, bu korku ve sorunlardan beslenen Ermeni radikallerinin işine gelmiyor.

Öte yandan, Ermenistan’ın Türkiye ile ilişkilerinin normal olması, Türk toplumu açısından daha çok “manevi ağırlığa” sahiptir, ama Ermenistan toplumu açısından hayatidir.

Türkiye ile Yunanistan, ilişkilerini düzeltmek için Kıbrıs’ta çözümü beklemedi. Buna karşılık Ermenistan ile ilişkilerin düzelmesi için Karabağ sorunun çözümünü beklemek tutarlı bir tavır değildir.

“Komşularla sıfır sorun” politikasının Ermenistan kısmının tekrar canlanması için Ankara yeni girişimlerde bulunmalıdır. Her 24 Nisan’da korku içinde dünyanın ne diyeceğini beklemek, ABD Başkanı’nın hangi sözcüğü kullanacağını merak etmek yerine yüzyıllarca birlikte yaşamış toplumların tekrar dostluğa ulaşmaları için çaba göstermenin yolu açıktır.

Barıştan kimseye zarar gelmez, sadece kin ve nefretten beslenen, kin ve nefret var oldukça bundan nemalananlara zarar gelir. Varsın adı “büyük felaket” olsun, yeter ki Türk toplumu bu sıkıntıdan kurtulsun.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: