İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Patriklikle İlgili Son Gelişmeler

Sevgili Ve Değerli Dostlarım,

Müteşebbis heyetli, imzacılı ve yandaş gazetecili lobi toplanıp kararlar almış. Duyduğumuza göre, toplantıda patrik seçimi için, Genel Patrik Vekilinin istifası istenmiş. İstifayı sağlamak için benzer toplantılar, mitingler, gösteriler yapılmasını önerenler olduğu gibi protesto için yakalarına kurdele takmayı önerenler de olmuş. Bence bunların bir bölümü bırakın kurdeleyi, kına yaksa yeridir. Az şey mi yaptıkları? Eş patrik seçimini başarıyla engellediler, patriklik ve kilise düşmanlarının ekmeğine yağ sürüldüler, bunlar yetmezmiş gibi devletin ve nihayet Gatolikosluğun müdahalesine yol açtılar.

Gerçekten toplum bir akıl tutulması yaşıyor. İçinde bulunduğumuz ve kimsenin memnun olmadığı durumdan sorumlu olanlar, yandaş basının da desteği ile baş tacı oldular. Yanıltıcı sorularla imza toplayanlar, bu heyetle birlikte yanlarına yandaş basını da alarak toplum kurtarıcılığına soyunuyorlar. Sorarım size, aptal ya da patrikliği gereksiz görenlerden değilse hangi Ermeni patrik seçme hakkı istemiyorum der. Soru yanıltıcı ise sonuçlar da yanıltıcı olur. Ne diyelim, gelişmiş toplumlar, liderlere, önderlere, az gelişmiş toplumlar ise kahramanlara, kurtarıcılara gerek duyarlar. Sonunda en önemli sorun toplumu kurtarıcılardan kurtarmak haline gelir.

Duyduğumuza göre Danıştay meşhur heyetin yaptığı başvuru konusunda görevsizlik kararı vermiş. Hukukçulara sordum, ne demek bu diye; zaman zaman böyle yanlışlar olur, bu başvurunun yanlış mahkemeye yapıldığı anlamına gelir dediler. Doğrusu hiç şaşırmadım. Rahmetli Acıman aklıma geldi. Reklamcı bir dost anlatmıştı. Eli Acıman Beye, bir Ajans hakkında düşündüklerini sormuşlar. Acıman Beyin cevabı çok müthiş: “Yani yavrum, ben bu kadar istikrarlı şekilde kötü iş yapan ajans görmedim” demiş. Biz de bu heyet kadar istikrarlı şekilde yanlış yapan bir heyet görmedik dersek yanlış olmaz.

Konuya dönersek, öncelikle bazı noktaları belirtelim. Patriklik dini bir kurumdur. Patriğin halk tarafından seçilmesi bu özelliğini değiştirmez. Türkiye de Ermeni azınlığı dini azınlık olarak kabul eder. Patrikliğin şu anda yasal iki organı var: Ruhani Meclis ve Genel Patrik Vekili. Bu listeye patrik vekili de eklenebilir.

Şimdi alternatifleri inceleyelim:

1. Genel Patrik Vekillinin istifa etmesi. Olmaz ya diyelim ki genel patrik vekili, bu lobiden ve yandaşlarının saldırılarından, hakaretlerinde, tehditlerinden korkup istifa etti, ne olur? Hiçbir şey değişmez. Ruhani Meclis toplanıp yeni bir Genel Patrik Vekili seçer. Ruhani Meclisin görüşünde bir değişiklik olmadı, eskiden bulundukları yerdeler. Valiliğin kararı da aynen geçerli. Her ne kadar meşhur heyet tehiri icra kararı alınmış gibi varlık iddiasında olsa da bunun bir yanıltma olduğu ortada. Böyle bir karar olsa yandaşları dünyayı ayağa kaldırırdı.

2. Başka bir alternatife bakalım. Diyelim ki Ruhan Meclis de bu lobinin saldırı, hakaret, tehditlerinden korktu yeni bir genel patrik vekili seçmedi. Ne olur? Hiçbir şey olmaz. Valilik kararı hala yürürlükte. Patriklik tamamen boş kalır, ancak patrik vekili ve Ruhani Meclis başkanı kısmen patrikliği temsil ederler. Genel Patrik vekili seçiminden önceki duruma dönülmüş olur.

3. Hep bana sorulan soruya cevap vermeye çalışayım, o zaman, çözüm ne? İster eş ister yeni patrik seçimi olsun Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob II hayatta olduğu sürece, patrik seçimi için Ruhani Meclisin seçim kararı ilk ve vazgeçilemez şarttır.

a) Eğer istenen eş patrik seçimiyse, Ruhani Meclisin, içinde eş patrik seçimi de bulunan yeni bir patrik seçim yönetmeliği önerisiyle Hükümete başvurması ve eş patrik seçimi istemesi gerekir. Böyle bir başvuruya hükümetin, meşhur heyetin davalarını bahane ederek, konuyu davaların sonuna bırakmak dışında reddetmek için bir gerekçesi olamaz. Bu durumda kamuoyu, cemaat ve AB ruhani meclisin yanında yer alacak, hükümetin izin vermemesini haklı olarak din ve vicdan özgürlüğüne müdahale sayacaktır.

b) Eğer bizim meşhur heyet ve lobi hala Patrik Mesrob II’nin unvanını alarak makamından indirmek ve yeni patrik seçmek derdindeyse onun da yolunu söyleyeyim. Ruhani Meclis bu lobinin şerrinden o kadar korkar ki, Hıristiyan kilisesinin gelenek ve kurallarını hiçe sayarak, daha önce alınan ve bütün din adamları ve dini kurumlarca onaylanan eş patrik seçimi ile ilgili kararları ortadan kaldıran ve patriğin görevden alınmasını ve yeni seçim yapılmasını öngören bir karar alır. Hükümete bu karara dayanarak başvurur ve yeni patrik seçimi ister. Bu durumda da eğer cemaatten benim gibi birileri bu karara karşı çıkıp uğraşmazsa, hükümet Ruhani Meclisin kararına uyar.

4. Son bir alternatifi de belirtelim. Bu lobinin gücü farzı muhal hükümeti de korkutacak seviyeye gelir. Hükümet bunlardan o kadar çekinir ki (!) Ruhani Meclisi dinlemeden, bu lobi yöneticilerine istedikleri zaman ve meşhur heyetin istediği şekilde patrik seçimi yapmaları için izin veren bir karar alır(!) Farzı muhal ama Ruhani Meclisin kararı olmadan, hükümet patrik seçimine karar vermesi gerçek olsa, böyle bir karar uluslar arası insan ve azınlık haklarına aykırı olduğu gibi, din ve vicdan özgürlüğüne açık bir müdahale olur.

5. Sonuç olarak, Patrik Mesrob II yaşadığı sürece Ruhani Meclisin kararı olmadıkça, ne eş patrik seçimi yapılabilir, ne de yeni patrik.

Meşhur heyete gelince, öncelikle Valilik bu heyetin hukuki temeli olmadığını açıkça belirtmektedir. İkinci olarak ne 1863 Nizamnamesinde, ne herhangi bir yasada, ne de patrik seçimi geçici yönetmeliklerinde müteşebbis heyet diye bir kavram var. İlk defa 1961yılında sözü geçen ve sadece 1990 ve 1998 seçimlerinde yine hiç bir yasal dayanağı olmayan bu heyetin ismi bile yanlış. Çoğu üyeleri seçilmiş bile değil atanmış olan heyete müteşebbis denebilir mi? Kilisenin yüzlerce yıllık gelenek ve kurallarına saygı göstermeyip, iki seçimde uygulandığı için gelenekte varlığı iddia edilen heyet gerçekten ilginç. Daha garibi Eş patriklik seçimine Nizamnamede olmadığı için karşı çıkanlar ve bu nizamnameyi kutsal kitap gibi değişmez ve gelişmez sananların, kendi heyetlerinin hiçbir dayanağı olmadığını görmezden gelmeleri. Bir başka gariplik de çoğu Ruhani Meclis tarafından atanan, diğer bölümü vakıf yöneticilerince seçilen heyetin kendilerini halkın seçtiğini söylemeleri.

Bu heyetin 1863 Nizamnamesinin yürürlükte olduğu iddiası da başka bir komedi. Cumhuriyet döneminde çıkan dört geçici yönetmeliği nasılsa bu yürürlükte olduğu iddia edilen kanuna bağlanmamış. Kaldı ki kanun yürürlükte ise yönetmelik bile gerekmez. Bu kanunu okuyan herkes genel meclisi, sivil meclisi ve komisyonları olmayan böyle bir kanunun istense bile hüküm ifade etmeyeceğini bilir. Bu Millet Meclisi ve hükümet ile ilgili hükümleri kaldırılan bir anayasanın hüküm ifade etmesine benzer. Tam bir yanlışlıklar komedyası.

Sevgili Dostlarım, sonuç olarak Ruhani Meclise rağmen hiçbir şey yapılamaz. Ne ruhani meclis, ne de devlet bu lobiden korkup çekinerek bir şey yapar. Ruhani meclis, hem mevcut kabul edilemez duruma son vermek ve hem de ileride doğması muhtemel kaosu önlemek için bir an önce eş patrikliği de içine alan bir patrik seçim yönetmeliği hazırlayıp hükümete sunmalı, çözümsüzlüğü çözüm olarak görmekten vazgeçmelidir. Bu konuda sadece Ruhani meclise değil bütün din adamalarımıza, yöneticilerimize, hayırseverlerimize ve samimi olarak patrikliğine bağlı cemaat mensuplarına görev düşmektedir.

Sevgiler.

Murat Bebiroğlu – murat.bebir@gmail.com
ÖNEMLİ NOT: Değerli okurlar yorumlarınıza lütfen açık isminizi yazın. Aksi takdirde yorumunuz yayımlanmaz. MB

Yorumlar kapatıldı.