İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Lyon ve Kars’taki heykeller ve zihniyet farkı

Başbakan eleştirileri “nankörlük” olarak görüyor. Kars’taki heykele ucube demekte ne kadar haklı olduğunu anlatırken, AKP iktidarının “sanat”a hizmet eden bir hükümet olduğunu kanıtlamak için örnekler veriyor. Kars’ta Ani harabeleri arasında yer alan Ermeni kilisesi ve ibadet yerleri dahil eski eserleri onardıklarını örnek veriyor… Olmadı başbakan, sanatı tüketmeyi bilmeyen toplumlarda sanat da sanatçı da gelişmez.Eski eserleri onarmak ise bir ülkeyi küresel kültür rekabetinde varoşlardan çıkartmaya yetmez. Üstelik sanatçının saygın bir yaşam sürmesini sağlayacak kültür teşvik politikalarıda hükümetlerin düşünmesi gereken sorumluluklardan biridir.

Başbakan eleştirileri “nankörlük” olarak görüyor. Kars’taki heykele ucube demekte ne kadar haklı olduğunu anlatırken, AKP iktidarının “sanat”a hizmet eden bir hükümet olduğunu kanıtlamak için örnekler veriyor. Kars’ta Ani harabeleri arasında yer alan Ermeni kilisesi veibadet yerleri dahil eski eserleri onardıklarını örnek veriyor. 
“Hükümetimiz döneminde Türkiye genelinde beş bine yakın vakıf eserini biz restore ettik onardık ve dünya kültür mirasına kazandırdık. Yer yüzüne dağılmış eserlerimizi tek tek buluyor onarıyor ve hizmete açıyoruz. 
Süleymaniye’de restorasyonu tamamlayarak ibadete açtık” diyor. Tarihi mirasa sahip çıkanların ellerine sağlık. 
Keşke Alinoi’de de aynı duyarlık gösterilebilseydi. Likya yolu üzerinde yarım kalan, kendi haline terk edilen kazılara da sahip çıkılsa. İnsanlık yolunun en parlak hazineleri terkedilmişlikten, zamanın yok edişinden kurtulabilseler.
Geçmişe ayrım yapmadan sahip çıkılsa. Keşke.
AMA yetmiyor. Eski eserlerin imarı sanat ve sanatçıya bu hükümetin ne kadar önemverdiğini göstermeye yetmiyor. Eleştirilerin odağında bir zihniyet meselesi yatıyor.Başbakan Kars’taki heykelin sanatçısına hakaret de ediyor. 
“Biz sana iş bulmaya mecbur değiliz. Çok işsiz kalmışsın galiba gidip benim tarihi eserlerimin bulunduğu yerde o heykeli inşa ediyorsun kusura bakma” diyor. 
Olmadı başbakan, sanatı tüketmeyi bilmeyen toplumlarda sanat da sanatçı da gelişmez.Eski eserleri onarmak ise bir ülkeyi küresel kültür rekabetinde varoşlardan çıkartmaya yetmez.
Üstelik sanatçının saygın bir yaşam sürmesini sağlayacak kültür teşvik politikalarıda hükümetlerin düşünmesi gereken sorumluluklardan biridir.
FRANSA’nın Tours kentinde heykeltıraş Michel Audiard’ın tasarladığı 17 metre yükseklikte 40 metre genişlikteki kadın heykelinin yarattığı tartışma ile Türkiye’deki tartışma arasında temel bir fark var.
Tours kentinde heykelin Marmoutier Manastırı’nın üzerindeki bir tepeye dikilmesine karşı çıkanlar bölge halkı. 
Yapılan bir kamoyu yoklamasında bölge halkınınsadece yüzde 51’i heykelin yerinde kalmasına evet dedi.
Tartışma bitmedi ama kararı halk verecek. 
Çünkü o heykelin önünden her gün gelip geçecek olan onlar.
Çünkü, yaşadıkları bölge ileilgili öncelikli karar hakkı onların. 
Halk, “o heykel oradan kaldırılacak” derse gereken yapılacak ama yine de kimseyi küstürmeden, kaldırılmasın diyenleri dikkate alarak, sanatçıyı incitmeden. 
Heykelin nereye yerleştirileceğine birlikte karar vererek. Demokrasilerde kararlar böyle veriliyor. 
Bizde ise kararın nasıl verildiğini Başbakan Erdoğan dün şu sözlerle açıkladı: “Biz, neyinerede inşa edeceğimizi kılı kırk yararak, dikkatle yapıyoruz.”
 http://www.euractiv.com.tr/kultur-ve-sanat/analyze/ferai-tn-lyon-ve-karstaki-heykeller-ve-zihniyet-fark-014916
 Hürriyet

Ferai Tınç

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: