İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kumkapı’ya gidelim, felekten bir gece çalalım

Kumkapı’yı sadece balıkçı meyhanelerinin kümeleştiği bir semt olarak anlatmak, en başta Kumkapı’ya haksızlık olur. 
Bu günkü Kumkapı’nın en ilginç sokaklarından biri Şarapnel Sokağı’dır. Türkeli Caddesi’nden denize doğru uzanır. Kumkapı Ermeni Patrikhanesi bu sokaktadır işte. Türkiye Ermeniler Patrikhanesi’nin üstünde 1461 tarihi görülür. Bu tarih binanın yapılış tarihi değil kuşkusuz. Fatih Sultan Mehmet’in Bursa’daki metropolit Hovagim’i İstanbul’a çağırıp Ermeni Patrikhanesi’ni kurduğu tarih. Patrikhane önce Samatya’deyken sonra, 1641’de, Kumkapı’ya taşınmış, tası tarağı toplayıp.
Ermeni Katolik Patrikhanesi’yse, 1830’dan bu yana Beyoğlu’nda. Batı’dan gelen Katolikler’e karşı Ermeni cemaati, Osmanlı İmparatorluğu’nda uzun yıllar mücadele etmiş… Sonra kimi Ermeniler, Katolik kilisesini terk ederek Gregoryen Kilisesi’ne geri dönmüş . Hatta 19. yüzyılın ünlü patriği Osmanyan bile, gençliğinde Hasonid denen tarikatın üyesi bir Katolik rahipken, Gregoryen Kilisesi’ne dönüşü seçmiş.

AZİZNAME
   İstanbullu, ‘Kumkapı’ dendi mi odun depolarıyla, Marmara kıyısında kol kola girmiş balıkçı meyhanelerini düşünürdü yıllar yılı. Son 20 yılda, bu meyhaneler iyiden iyiye ‘turistik’ oldu; ne eski fiyatlar kaldı, ne eski hava ne de eski müşteri…
Gene de İstanbul’un hala yaşayan en eski ve de ünlü meyhanelerinden biri olan Kör Agop’tan söz etmeden geçmeyelim. Dükkanın kapısını 1938 yılında Agop Usta açmış. Meyhane kültürüne terbiyeli balık çorbasını, sıcak fasulyeyi katan Kör Agop’un ölümüyle meyhaneyi önce oğlu Hayko işletmiş. Şimdilerdeyse torun Daniel tezgahın arkasında ve hem Ermeni hem de Türk mutfağının en seçme lezzetlerini sunmayı sürdürüyor…
Ama Kumkapı’yı sadece balıkçı meyhanelerinin kümeleştiği bir semt olarak anlatmak, en başta Kumkapı’ya haksızlık olur. 
Her şeyden önce küçük, ilginç mescitlerin, onca sefalete karşın sevimliliğinden hiç birşey yitirmeyen sokakların, en güzel kiliselerin ve Ermeni Patrikhanesi’nin bulunduğu bir semt burası. Kumkapı’nın bir özelliği de sokak isimleri: Çakmaktaşı, Gerdanlık, Tavaşiçeşmesi, Şarapnel, Zindandelen ve Hisardibi gibisinden sokak adları, tarihi İstanbul’u çağrıştırıyor kişiye.
Kumkapı, Bizans döneminin Kantoskalion denen liman bölgesi ama hiçbir zaman Haliç ve Eminönü gibi ticaretin serpilip geliştiği bir bölge olmadı. Kendini bildi bileli balıkçıların mesken tuttuğu bir semt olarak kaldı.
Kıyıdaki Kumkapı, yokuşun hemen yukarısındaki Gedikpaşa’yla ayrılmaz bir kültür ve yaşam bütünlüğü içindedir. Gerek 19. gerekse de 20. yüzyılın ortalarına değin Kumkapı kıyıları, ahşap balıkçı kulübeleri, boynu bükük duran evler ve önlerine çekilmiş kayıkları barındıran korunaklarla doluydu. Bu ahşap korunaklara onarmak ya da kurutmak için asılan ağlarla, Kumkapı kıyıları, yöreye gelen konuklara ya da günü birlikcilere, görsel bir zenginlikle renk cümbüşü su nsa da, gerçekte yoksulluk egemendi semte…
Bu günkü Kumkapı’nın en ilginç sokaklarından biri Şarapnel Sokağı’dır. Türkeli Caddesi’nden denize doğru uzanır. Kumkapı Ermeni Patrikhanesi bu sokaktadır işte. Türkiye Ermeniler Patrikhanesi’nin üstünde 1461 tarihi görülür. Bu tarih binanın yapılış tarihi değil kuşkusuz. Fatih Sultan Mehmet’in Bursa’daki metropolit Hovagim’i İstanbul’a çağırıp Ermeni Patrikhanesi’ni kurduğu tarih. Patrikhane önce Samatya’deyken sonra, 1641’de, Kumkapı’ya taşınmış, tası tarağı toplayıp.
Ermeni Katolik Patrikhanesi’yse, 1830’dan bu yana Beyoğlu’nda. Batı’dan gelen Katolikler’e karşı Ermeni cemaati, Osmanlı İmparatorluğu’nda uzun yıllar mücadele etmiş… Sonra kimi Ermeniler, Katolik kilisesini terk ederek Gregoryen Kilisesi’ne geri dönmüş . Hatta 19. yüzyılın ünlü patriği Osmanyan bile, gençliğinde Hasonid denen tarikatın üyesi bir Katolik rahipken, Gregoryen Kilisesi’ne dönüşü seçmiş.
Patrikhanenin karşısında Bezciyan Mektebi denen ilkokul var. İstanbul Ermenilerinin Bezciyan diye tanıdığı, Amira Kazzaz Artin, II. Mahmud’un mali danışmanı ve Darbhane Emini’ydi. Yani bir bakıma Osmanlı hazinesi ondan sorulurdu. Kumkapı’da doğup büyüyen ünlü devlet adamlarından biri de II. Abdülhamid’in vezirlerinden Artin Dadyan Paşa’ydı. İmparatorluğun barutcubaşılığını yapan bir aileden geliyordu ve patrikhanenin genel meclis başkanlarındandı . 
Şarapnel Sokağı’nın girişindeki hamam ve çeşmeyse bu eski sokağın manzarasını tamamlayan tarihi eserler… Kumkapı İstanbul’un fazla değişmeyen, zengin tarihli ama bir an önce, tam anlamıyla düzenlenmesi, dipten doruğa çeki düzen verilip yenilenmesi gereken bakımsız bir köşesi…
 http://www.stargazete.com/istanbul/yazar/aziz-ustel/kumkapi-ya-gidelim-felekten-bir-gece-calalim-323137.htm

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: