İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Tarihten ve 21. Yy.’dan yapraklar… Ohannes Conkar

Tarihten ve 21. Yy.’dan yapraklar…

Tarih konusu çok iyi araştırılması gereken konulardan biridir. Üstün körü, sağdan, soldan duydukları ile, veya okulda okuduğun ezberletilen resmi tezlerin empoze edilmesi değildir, halka sunulan sunulmak istenen.

Tarihte bir çok devletlerin, halkları, ırkları çok acılar yaşamıştır. Bu tarihin değiştirilmeyecek-karartılamayacak konulardan yüzlercesi mevcuttur.

Amerika’nın yerli halkı yani ‘kızılderi’lileri yok etmesi. Amerika ve İngiltere’nin zencileri köle olarak kullanması, bir mal gibi, (at pazarında at satılır gibi) teşhir edilerek alınıp satılması, öldürülmesi ve öldüren kimseye hiç bir ceza verilmemesi, zencilerin öldürülmesini bir hak olarak gören beyaz derililer, ama bir zencinin beyazı öldürmesi, yakalandığında ise o anda sorgusuz, sualsız mahkemesiz öldürülmesi, asılması, kız ve kadınların hem köle-hizmetçi hemde odalık olarak kullanılması bir haktı, beyazlar tarafından. Genç ve güçlü erkeklerin ise köle olarak tarlalarda, en ağır işlerde kullanılması sıradan olaylardı.

Yine Amerika’da at çalanın, kim olursa olsun, yakalandığında en yakın ağaçda idam edilmeside sıradan olaylardı.

Ülkelerin zayıf buldukları, ülkelere saldırıp fethetmesi, kız, kadın, çoluk, çocuk, yaşlı demeden öldürülerek o ülkeyi egemenliği altına alması, vergiye bağlaması, ganimet edinmesi, talan edilmesi sıradan olaylardı. O yy.larda, güçlünün güçsüzü ezmesi, halkını yok etmesi, ganimet olarak sağ kalan kızların, kadınların tecavüze uğramasıda sıradan olaylardı.

Osmanlı’nın 700 sene ayakta kalmasının, yegane sebebide, kendinden güçsüz ülkelere saldırarak o ülkeleri egemenliği altına alarak, vergiye bağlayarak, tüm o ülkelerin, zenginliğini ve güzel kızları, kadınları alarak Padişaha cariye olarak sunulması, erkek çocukların devşirme olarak alınıp götürülmesi, ülkelerin fetihi ve o ülkelerin zenginliğini elde ederek ayakta kalmayı başarmıştır. Nereye kadar 19.yy. başlarına kadar, ve I. Dünya savaşına kadar.

Birinci Dünya Savaşında ise, en büyük şansızlığı, Almanya’nın yanında yer alması, Almanya yenilgiye uğradığı için, Osmanlı’da savaşı kaybetmiştir. Elinde tuttuğu tüm ülkelerin, ve arapların da Osmanlı’dan yana gözükerek, Osmanlı’yı arkadan vurması-hançerlemesi yenilgiye sebep olmuştur. Güçsüz, donanımsız ve askersiz bırakmıştır. Arapların arkadan hançerlemesi Osmanlı askerlerin, yok edilmesine sebep vermiştir. Yine bunun yanında Arapların İlgiltere’nin yanında yer alması ve Osmanlı’ya baş kaldırarak bağımsızlık savaşı vermesi, o ülkelerin kaybedilmesine sebebiyet vermiştir. Zaten başka da yapacak bir şeyi kalmamıştır Osmanlı’nın.

Bunun acısını ise İttihat ve Terakki hükümeti, son padişah Vahdettini kandırarak, I. Dünya Savaşına sokarak Osmanlı’nın sona gidişini hazırlamıştır.

Evet tüm bu yenilginin acısını ise 1915’de Ermenileri yok ederek, malına, mülküne el koyarak bir iç düşman yaratmıştır. Yenilgisinin acısını Ermenilerden çıkarmaya çalışarak, halkına Ermeni mallarını, kızlarını, kadınlarını av olarak sunmuştur.

Artık yağmalanacak, saldırılacak ülke kalmamıştır. Hazine boşalmıştır, Osmanlı iflas etmiştir. I. Dünya Savaşını bahane ederek, kendi tebaasındaki azınlıkları yok etme, mallarına el koyma ve kalan evleride, göçmenleri doldurarak, yok edilenlerin gidişinden hemen sonra evlere yerleşenler tarafından o evlere anında oturulup, kalan tarlalara, bağlara el konulmuş, sonrada bunun oturanlar tarafından veya başkaları tarafından alınarak satılması için kanun çıkarılmıştır. Kılıç artıklarının da, kızların, erkek çocukların alınarak köle ve cariye olarak kullanılmış ve Türkleştirilmiştir.

Cumhuriyet döneminde bu konuda da yasa çıkarılarak, sağ kalanların dönüp mallarına sahip çıkabileceği düşünülerek, Türkiye’ye dönmelerine izin verilmemiştir.

1915 olaylarından sonra, 1919’larda Ermeni çetecileri ortaya çıkarak, 1915’in intikamını almaya çalışmışlardır. Sen bir halkı yok etmek istersen, sonradan bu gibi olaylar kaçınılmazdır. Yalnız Ermeni çetecileri değil, onlardan fazla Türk çetecilerin olduğu da başka bir gerçektir. Bunları görmeyen gözlerinde görmesi gerekir. Evet hiç bir şey tek taraflı değildir, iki tarafında çetecileri olmuştur. İyimi olmuştur, bu gibi çetecilerin ortaya çıkışı hayır. İki tarafın çetecileri de mazlum halka saldırmışlardır. Ölenler olmuştur, kafası kesilerek bir direğe bağlanarak sokaklarda gezdirilen, bir sürü mazlum Ermeni halkı olmuştur. Bunların torunları hâlâ sağdır ve anlatırlar, büyüklerinden duyduklarını, yaşayan, anlatan, yazan onlarca anı kitabı mevcuttur.

İttihat ve Terakki Hükümeti Rusya’ya savaş ilan edecek, askerlerini yazlık elbiseleri içinde kışın savaşa gönderecek, Sarıkamış’da hepside bir mermi bile atamadan soğuktan donarak ölümüne sebebiyet verecektir. Bu ölen askerlerin hesabı niçin sorulmadı, o üç çılgın paşalara. Padişah Vahdettin korku içindemiydi acaba ki hesap soramadı. Şu ana kadar devlet sırrı sanki, 80.000 miydi? Yoksa 90.000 miydi? Evet bu konu belirsizliğini hâlâ korumakta!

Herhalde son Osmanlı Padişahı Vahdettin korku içindeydi, padişahlığı gidecek diye, yalanlarla Sarıkamışta bir kurşun bile atamadan soğuktan yok olan ordusunun hesabını soramadı. İleriki yıllarda ise kurtuluşu, bir İngiliz zırhlısına binerek kaçmakta bulacaktı, aynı İttihat Terakki Partisinin başında bulunan üç çılgın paşalar gibi.

1868’in, 1904’de Adana katliamını, 1915’i tarihten silip atamazsınız. Bu tarihler yaşanmıştır. Ermeniler yok edilmiştir. Rumlar, Süryaniler, Yahudiler tüm azınlıklar yok edilerek mallarına el konulmuştur, bu gerçekleri tarih yazmıştır, silip atamazsınız.

İzmir’de de yok edilmiştir tüm azınlıklar. İzmir’i Ermeniler mi işgal etmişti ki yok edildi, Ermeniler ile birlikde tüm hristiyanlar?. Bunlarıda tarih yazmıştır, üstünü ne kadar kapatmaya çalışsanızda gerçekler ortadadır, güneş balcıkla sıvanır mı? Gerçek dediğin nedir? Gün gelir ortaya saçılır, kar taneleri gibi. Bunları da yok sayamazsınız.

1934’de Dersim bombalanarak, kendi halkını yok etmişlerdir. Kahramanmaraş’ta Aleviler yok edilmiştir, kaç kişinin hayatını kaybettiği hâlâ karanlıktır.

Sivas’da Madımak otelinde, yobazlar tarafından yakılarak yok edilmiştir aydınlarımız.

Yine yobazlar tarafından başı kesilerek, bir sopa üstünde gezdirilerek Astteğmen Kubilay’ı şehit edilmiştir.

‘Balyanlar ve analiz’ yazımda, yazdığım gibi, azınlıklara reva görülen, yok etmeler yaşanmıştır, bu acılar çekilmiştir, yok sayamazsınız.

Asala tarafından elçiliklere yapılan saldırılarda, öldürülen elçilikler bir terör kurbanıdırlar. Tüm terör olaylarını kınıyorum.

İran-Irak savaşı on yıl sürdü, müslüman iki ülke savaşarak binlerce askerini sivilini öldürdü. Irak’ın Sudan’a saldırmasına, IRA, PKK gibi terör örgütlerini, bunlar gibi belki yüzlercesi olan terör olaylarını, kundaklama olaylarını, bazı gizli güçler tarafından, terör olayları yapılarak bunları, başka terör örgütlerine bağlayan zihniyette hastalıklı bir yapılanmadır. Bu gibi yapılanmaların ortaya çıkarılarak cezalandırılması ve o kurumdan uzaklaştırılması gerekir. Ve bu gibi yapılanmaların önlenmesi gerekir. Kendi vatandaşını, kendi askerini bilerek, ölüme götüren, suikastler düzenleyen zihniyete dur demek gerekiyor. Bir suikast planını bilen, bunu destekleyen, o insanı bilerek ölüme götüren, önlem almayan, bir zihniyet yapılanmasına dur demek bu tapraklarda yaşayan halkların birinci görevidir. Yine birinci görevidir, kendi insanına işkence yaparak yok eden, faili meçhul cinayetleri ortaya çıkarıp hesap sormayan kişi ve kurumlara dur demek gerekiyor.

Müslüman bir ülkenin, diğer müslüman ülkesine saldırması, savaşması gibi, Irlanda’da hristiyanların hristiyanlara saldırması, Sunni-Alevi-Katolik-Protestan, haçlı seferleri, I. Dünya Savaşı, II. Dünya Savaşı gibi tarihte binlerce savaş yaşanmış, milyonlarca insan ölmüştür. Ne uygarlıklar tarihten silinmiştir, onun yerine gelen başka uygarlıklarda tarihten silinmiştir.

Filistinliler, Filistinlileri yok etmeye devam ediyor. Irak’da Iraklılar kendi halkına terör olayları düzenleyerek, kendi halkını yok ediyor. II. Dünya Savaşından önce ve savaş devam ederken Hitler’in kendilerine yaptığını unutan bir ülke şimdi başka halklara yaparak, Filistinlileri yok etmeye çalışıyor. Afganistan’da, Afrika’da savaşlar ve kabile savaşları durmak bilmiyor. Aç ve yoksul Afrika, Çin, Kore ve hatta ileri teknolojiye sahip Japonya bile, kendi halkını yok etmeye devam ediyor.

Habil’e Kabil’den bu yana, ölüm, öldürmek kardeş kardeşi öldürmekle başladı. İnsanlar olmadan başladı. M.Ö. ve M.S.’da tüm acımazlığı ile devam ediyor. Savaşlar bitmek bilmiyor. Askerler ve sivil halk da ölmeye devam ediyor.

Yaşadığımız dünyada ne zaman sona erecek savaşlar, ne zaman dünya barış ve huzura kavuşacak.

Bir ülke düşününki kendi tebaasındaki insanları yok etsin. Bir ülke düşününki azınlıklara yaşam hakkını kısıtlı olarak versin. Bir ülke düşününki kendi vatandaşını, vatandaş saymasın. Potansiyel bir suçlu gibi görsün. Bir ülke düşününki o ülkede azınlıklar, polis, çöpçü, subay, olamasın. Bir ülke düşününki kendi vatandaşını, bizim en büyük düşmanımız Ermenilerdir desin. Anadoludan şer ıspatulasıyla kazıyıp, köklerini kuruttuğu, bir tek Ermeni bırakmadığı halde. Bir ülke düşününki azınlıklara ait ne kadar kilise, mezarlık varsa talan etsin, yok etsin, yıksın, yaksın. Bir ülke düşününki yılda bir kere kendi kilisesinde büyük bir lutuf sunuluyormuş gibi izinle ayin yapma izni verilsin. Bir ülke düşününki, 1934 Beyannemesi ile tüm vakıf mallarına el koysun. Bir ülke düşününki sen patriğini seçemezsin, ben kendi memurum gibi seni ben tayin ederim desin. Bir ülke düşününki ülkesinde 30.000.000 milyon kürt olduğu halde, bu ülkede kürt yoktur desin.

21.yy.’da Avrupa Birliğine girmeye çalışan bir ülkede bunlar olsun.

Osmanlı’dan Cumhuriyete değişen yeni bir şey yok. Ölüm tüm acımazsızlığı ile devam ediyor…

Ohannes Conkar

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: