İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Zilletden millete! Yağmur Atsız

Zilletden millete! 

YAĞMUR ATSIZ
STAR
22.08.2010 02:41 Yazarın Önceki Yazıları
Köpekden korkma, sâhibinden kork! Seksek oynayan ülke Kim dost kim düşman? İnsâfın o yerde nâmı yok mu?

Zilletden millete!

Birkaç gün önce “Artık yavaş yavaş millet olmaya doğru gidiyoruz.” cümlesini kullandım. Bâzı okuyucularım bunun üzerine meâlen “Yâni henüz millet değil miyiz?” sualini yöneltdiler ki gereksizdi, çünki elbet o mânâya geliyordu. Bunu biraz tasrîh etsem iyi olacak.

Önce şu tesbit: Ben millet oluyorum demekle millet olunmaz! Diğer önemli unsurlar da var tabii ama bir insan grubunun kendini bir “millet” olarak telâkkıy edebilmesi için her şeyden önce bir “âidiyet ve mensûbiyet” duygusunun ve düşüncesinin teşekkül etmesi gerekir. Bunun “kavmiyet” ile bir alâkası yokdur. Nitekim Makedonlar “kavmî/ethnique” bakımdan hâlis Bulgarlar olmalarına rağmen 20. Yy. başlarından îtibâren kendilerini başka bir “millet” olarak hissetmeğe ve ona göre davranmağa başlamışlardır. Sırplar/Hırvatlar/Boşnaklar da aynı kavmin çocuklarıdır. Akrabâlık bağlamında belki de Türkler/Âzerîler/Türkmenlere nisbetle birbirlerine daha yakındırlar. Zâten konuşdukları dil de aynıdır. Bugün Sırpça ile Boşnakça yâhut Hırvatça arasındaki fark Osmanlı Türkçesi ile Âzerî hele Türkmen Türkçesi arasındaki farklardan çok daha azdır. Ama hâlâ çoğunluk birbirinden nefret eder.

Bizim millet olma/olamama yolundaki büyük şanssızlığımız kendimizi “Jöntürk İhtilâli” yâni İttihadcı zihniyetin siyâsî gücü eline geçirmesiyle “kültürel mensûbiyeti” hiçe sayarak bir “ırkî mensûbiyet” ham hayâline kaptırmamız olmuşdur. Netîceten 1908’den günümüze, evet 2010’a kadar yalnızca “gayrı-müslim” kavimleri, yâni Ermenileri, Rumları, Yahudileri, Süryânîleri vs. değil hattâ başda “kavm-i necîb-i Arab” dediklerimiz olmak üzere Müslümanları da dışlamış, aşağılamışızdır. En yakıcı örneği, buyrun Kürdler! Dikkat ediniz, geniş “milî şuur sâhibi” çevrelerde “suyun öte yakasından” dedikleri Rumeli kökenli “Türklere”, yanlış okumadınız, Türklere karşı da düpedüz bir dışlama ve aşağılama eğilimi mevcuddur. Onları “tam Türk” saymazlar. Ne de olsa Slavlarla karışıp “bozulmuş”lardır!

Bu zihniyet bugün hâlâ iktidardadır!

Siz hiçbir Ermeni yüzbaşı yâhut Rum tapu dâiresi müdürüne rastladınız mı?

Şu 87 yıldır Lafontaine’in meşhur kurbağası gibi çatlarcasına şişine şişine övünerek anlatdığımız “milletimiz” böyle bir “Karagöz göstermeliği”dir aslında işte!

Dışladıkça ufalan, ufaldıkça dışlayan mankafalarız biz!

Bakınız, ırkçılığın öylesine köklü olduğu Amerika da bile artık bir yandan bir Siyâhî Başkan olurken Latino Latinoluğunu, Zencî Zencîliğini, Çinli Çinliliğini, Yunanlı Yunanlılığını vs. yaşıyor ama gerekince hepsi de “koşar adım” bir “Amerikalılık” şemsiyesi altında toplanmayı biliyor. Millet de zâten budur.

Benim şu “referandum katalizatörü” aracılıyla gözlemlediğim bizde de artık bu bilincin yeşermeğe başladığı.

Eğer Türk, Rum, Ermeni, Kürd etc. Aynı fikir uğruna saf tutabiliyorlarsa bu “evet”de bir “hayır” var demekdir.

Gerçi Rahmetli Hayrünnisâ Halam hep “Evlâdım, iyisin hoşsun ama biraz salakçasın!” derdi ama bilmem, ben ümidliyim.

Hayırlı evetlere!

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: