İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

KIYAFET KANUNU, NİZAMNAME VE EŞ PATRİK SEÇİMİ

KIYAFET KANUNU, NİZAMNAME VE EŞ PATRİK SEÇİMİ 

Sevgili Okuyucular 

Son üç aydan beri Ermeni cemaati oluşan yönetim boşluğunu gidermenin yollarını tartışıyoruz. Bu durumda önümüzde üç alternatif var: 

• Patriklik makamının uzun süre vekaleten yönetilmesini kabul etmek.
• Eş patrik seçimi
• Hasta Patrik Mesrob Mutafyan’ın (Mesrob II) görevden alınması ve yeni patrik seçimi 

Patriklik makamının uzun süre vekaleten yönetilmesinin pek çok mahzuru olacağı kesindir. En önemli mahzuru ise makamın itibar kaybına neden olmasıdır. Bu nedenle bu alternatif geçerli değildir. Üçüncü alternatifin de uygulanması mümkün değildir, çünkü Ermeni Apostolik Kilisesi kurallarına göre Patrikler ve Katolikoslar (Ekümenik patrikler) ölene kadar görev yapmak üzere seçilir. Seçilmiş bir patriğin yerine yeni bir patrik seçilebilmesi için aşağıdaki koşullardan birinin gerçekleşmesi gerekir. 

• Patriğin ölümü.
• Patriğin istifa etmesi.
• Patriğin herhangi bir nedenle makamından fiziki olarak uzaklaşması ve makamın boşalması (Örneğin, ülkeden kaçmak, sürgün vb.).
• Patriğin suç işlemesi nedeniyle devletçe görevden alınması. 

Patrik hayattadır, istifa etmemiştir. Karşı fikir üretenler ileri sürdüğü gibi, makamın boşluğu ileri sürülemez, hiçbir makam, makamın sahibi hasta ve görev yapamaz durumda olduğundan boşalmış kabul edilemez. Makamın hastalık nedeniyle boşaldığını ileri sürülebilmek için, öncelikle makam sahibini görevden alınması gerekir. Bilindiği gibi kuruluşundan bu yana Türkiye Ermenileri Patriğini görevden alacak ya da istifasını kabul edecek tek merci devlettir. Ayrıca makam boşalmış olsaydı, öncelikle Patrikli Kaymakamı (Değabah- Locum Tenens) seçilmesi ve patrik vekilinin yetkisinin kaldırılması gerekirdi. Devletin Patriği görevden alması için hiçbir haklı neden yoktur. 

Ayrıca Ruhani Meclis, Ermeni Apostolik Kilisesinin kural ve geleneklerini ve eş katolikosluk uygulamasını göz önüne alarak oy birliğiyle eş patrik seçimi kararı almış ve bu karar hükümete resmen bildirilmiştir.
Bu durumda Eş patrik seçiminin kalan tek alternatif olduğu açıktır. Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun” (Kıyafet Kanunu) nedeniyle eş patrik seçiminin sorun olacağı da abartılmış bir yönlendirmedir. 

Sonuç olarak, Türkiye Ermenilerinin en yetkili dini organı olan Ruhani Meclisin verdiği kararın, hükümetçe kabulü ile eş patrik seçimine izin verilmesi gerekir. 

AÇIKLAMALAR 

Bilindiği gibi Patrik sözü Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir yasasında, yönetmeliğinde hatta Lozan Antlaşmasında geçmez. Cumhuriyet döneminin ilk Patrik seçiminde (1927) devletin bir onaylaması olup olmadığını bilmiyoruz. Cumhuriyet döneminin son dört patrik seçiminde ise, geçici seçim yönetmeliği gereğince seçilen patrik adayı yemin edince Patriklik unvanını almış olur. Söz konusu kıyafet kanununa göre verilen izin de aslında bir onay değildir. Bu izin olmazsa bile geçici yönetmeliğe göre seçilen din adamı patrik olur, ancak sokakta dini kıyafetle dolaşamaz. Gerçekte söz konusu kıyafet kanunu ve şapka kanunu gibi kanunların Anayasa tarafından korunmakla birlikte uygulanabilirliği tartışmalıdır. 

13.12.1934 tarihli 259 Sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun’un birinci maddesi aynen şöyledir.
Madde 1 – Herhangi din ve mezhebe mensup olurlarsa olsunlar ruhanilerin mabet ve ayinler haricinde ruhani kisve taşımaları yasaktır. Hükümet her din ve mezhepten münasip göreceği yalnız bir ruhaniye mabet ve ayin haricinde dahi ruhani kıyafetini taşıyabilmek için muvakkat müsaadeler verebilir. Bir müsaade müddetinin hitamında onun ayni ruhani hakkında yenilenmesi veya bir başka ruhaniye verilmesi caizdir. 

Bu kanun, Anayasa’nın 174. Maddesinde yer alan İnkılâp Kanunlarındandır. Kanunun birinci maddesinde görüleceği gibi her mezhepten bir din adamı mabet ve ayin dışında dini kıyafet taşıyabilmektedir. Patrik seçiminden sonra hükümetin seçilen kişinin mabet ve ayin dışında dini kıyafet taşıması için bu kanuna göre izin vermesi gerekir. Bu izinin Patriklik ya da Hahambaşılıkla doğrudan bir bağlantısı yoktur. Yani bu iznin verilmesi için din adamının patrik ya da Hahambaşı olması gerekmez. Örneğin bir Ermeni Katolik episkopsu, bir Süryani Metropoliti de aynı izne sahip olabilir. 

Eş patrik seçimi olursa durum ne olacak? Eş Patrik seçiminin nedeni zaten Patrik Mesrob Mutafyan’ın (Mesrob II’nin) bu kıyafeti ne mabet dışında hatta ne de mabette taşıyacak durumda olmamasıdır. Bu duruma göre hükümet yeni seçilen eş patriğe mabet ve ayin dışında dini kıyafetle dolaşma yetkisi verir, sorun kalmaz. Bir mucize olur da Mesrob II. iyileşirse ne olacak? Çözüm bellidir, eş patrikliği kabul ederek kendisini görevden almak isteyenleri engellediği için sanırım Mesrob II. hiçbir zaman sokakta dini kıyafetle dolaşma hakkini eş patrikten almak istemez. Kaldı ki, deki seçilen patriğe -olmaz ya- sokakta dini kıyafetle dolaşma izni verilmedi, ne olur? Hiçbir şey olmaz yönetmeliğe göre seçilen ve yemin eden kişi patrik olur, sadece mabet dışında dini kıyafetle dolaşamaz. 

Sonuç olarak, bu durumda eş patrik seçiminden sonra hükümetin yeni seçilen eş patriğe kıyafet kanununa göre mabet ve ayin dışında dini kıyafetle dolaşma hakkı tanır, bir mezhepte sadece bir kişiye bu yetki verileceğinden, Mesrob II’nin zaten kullanamadığı hakkı da düşmüş olur. 

İkinci konu da bu gün yüzde onunun bile uygulanması mümkün olmayan 1863 tarihli Ermeni Nizamnamesi. Azınlıkların Osmanlı döneminden kalma Millet Nizamnamelerinin geçerliliği konusunda hukukçuların iki temel görüşü var. Azınlıkta olan ilk görüşe göre, bu nizamnamelerin Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına aykırı olmayan hükümleri yürürlüktedir. İkinci görüşe göre ise Cumhuriyetle birlikte kanun tamamen yürürlükten kalkmıştır. Devletin 87 yıllık bakışı ise Nizamnamenin geçersizliği yönümdedir. Bu nedenle de Patrikliğin de cemaatin de tüzel kişiliği yoktur. 

Bu konuda iki hukukçunun görüşüne de yer verelim. “Bir görüşe göre, bu nizamnameler artık meri değildir. Yenileri de yapılmamış olduğundan, ortada bir boşluğun varlığından söz edilebilir. 

Nitekim bugün söz konusu nizamnamelerde ayrıntılı olarak tarif edilen Hahambaşı ve Patrik seçimi, laik ve ruhani meclislerin seçimleri ve cemaat işlerinin idare şekli gibi… konular, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Müdürlüğü emir ve talimatlarına göre ve koydukları kurallara göre yürütülmektedir…Musevi-Rum-Ermeni-Süryani vs. gibi, memleketimizin dini ve kültürel mozaiğinde asırlardan beri yeri olan bu gayrimüslim cemaatlerin tüzel kişiliği var mıdır….Eğer azınlıkların tüzel kişiliği tanınacak olursa, bu vakıflar mensup oldukları dini cemaat tüzel kişiliğine bağlanacak, yani merkezi bir idare teessüs edecektir. Böylece bunların teftiş ve kontrol edilmesi kolaylaşacaktır. 

Bu konudaki resmi görüş nedir? İdari makamlar cemaatin tüzel kişiliklerini kabul etmemektedirler… İçişleri bakanlığı da Hahambaşılığın ve Patrikliğin tüzel kişiliklerini tanımamaktadır.” (1) 

SONUÇ 

Eş Patrik seçimi sadece bir unvan paylaşımından ibarettir. Bu nedenle de cemaat mensuplarını ilgilendirecek bir sorun yoktur. Aynı nedenle Türkiye Ermeni kilisesinin en üst temsilcisi olan Ruhani Meclisin aldığı karar, bakanlıkça onaylanmalı ve eş patrik seçimine izin verilmelidir. Yeni patrik seçilebilmesi için Patriği devletin yasal olarak suçlayarak görevden alması gerekir. Devletin hastalık nedeniyle devletin Patrik Mesrob II’yi görevden alması, Ermeni Apostolik Kilisesine, Türkiye Ermenilerinin din ve vicdan özgürlüğüne çok ciddi bir müdahale olur. İnsan ve azınlık haklarına aykırı böyle bir girişim başta Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu antlaşması Lozan Antlaşması (2) olmak üzere, Anayasa’ya (3) ve Türkiye’nin imzaladığı uluslar arası pek çok sözleşmeye (4) aykırıdır. Laik, İnsan ve Azınlık haklarına saygılı Cumhuriyetin, Anayasa’nın 14. Maddesine aykırı olmayan cemaat geleneklerine, kilise kurallarına müdahale etmesini kabul etmek mümkün değildir. 

Böyle bir haksız müdahale olursa cemaat mensuplarının tek çaresi yargıya başvurmak ve gerekirse sorunu iç hukukumuzun devamı olan AİHM’ye kadar taşımak olacaktır. 

Notlar:
(1) Son Yasal Düzelmelere göre Cemaat Vakıfları-Av.Yuda Reyna, Av.Ester Moreno Zonana-Gözlem Gazetecilik-2003
(2) Madde 42/3 Türk Hükümeti sözü geçen azınlıklara ait kiliselere, havralara, mezarlıklara ve diğer dini kurumlara her türlü korumayı sağlamayı taahhüt eder. Aynı azınlıkların halı hazırda Türkiye’de bulunan vakıflarına dini ve hayır kurumlarına her türlü kolaylık sağlanacak ve izin verilecektir. Ve Türk Hükümeti yeni dini kurum ve hayır kurumu kurulması için, bu nitelikteki öteki özel kurumlara sağlanmış gerekli kolaylıklardan, hiç birini esirgemeyecektir.
(3) Anayasa Madde 2-24
(4) Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme Madde 18-27; Ulusal Veya Etnik, Dinsel Veya Dilsel Azınlıklara Mensup Olan Kişilerin Haklarına Dair Bildiri; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Madde 9; AGİT Belgeleri; Avrupa Birliği kriterleri.

Sevgiler.
Murat Bebiroglu
murat.bebir@gmail.com

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: