İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Patrik Ergenekon Davasını Karara Bağladı: “Allah’tan Buldular”

Patrik Ergenekon Davasını Karara Bağladı: “Allah’tan Buldular”

Ergenekon davasının hakim ve savcıları arasına Fener Rum Patriği Bartholomeos da katıldı. Kendisini hem mahkemenin, hem de Allah’ın yerine koyan Patrik, tutuklu sanıklar Kemal Kerinçsiz ve Sevgi Erenerol hakkında “Allah’tan buldular” ifadesini kullandı. Amerikan CBS televizyonuna Türkiye’yi şikayet eden Patrik, sözlerine ayar vermeye çalışırken, “her derde deva” Ergenekon’un ipine sarıldı. Milliyet’e konuşan Bartholomeus’un “Kafes planını” kastederek, “Beni öldüreceklermiş” derken, elindeki Zaman gazetesi kupürünü göstermesi dikkat çekti.

——————————————————————————–
Fener Rum Patriği Bartholomeos, “ en güvendiği gazeteciye”; Milliyet’ten Aslı Aydıntaçbaş’a içini döktü. Bartholomeos’un CBS televizyonundaki sözleri, “açılım ittifakında çatlak” endişesi yaratınca, Patrikhane sözcüsü Kezban Hatemi durumu düzeltmeye çalışmış, ancak Hatemi’nin Patrikhane’nin bulunduğu sokağın adını bile bilmediğinin ortaya çıkmasıyla, durum içinden çıkılmaz bir hal almıştı. Bartholomeos, basınının ABD kaynaklarına en yakın isimlerinden birisi olan Aslı Aydıntaçbaş’ın olaya el koyması sonucu, derdini kamuoyuna nihayet anlattı.

Milliyet gazetesinde yayımlanan röportajda, Patrik’in CBS’e şikayet ettiği “sorunlardan” daha fazlasına sahip olduğu anlaşıldı. CBS’de sarfettiği sözlerden geri adım atmayan Bartholomeos, “çarmıha geriliyoruz” sözüne “Ergenekon ayarı” vermekle yetindi. Patrik, kendilerini “çarmıha gerilmiş gibi” sıkıntıda hissetmelerinin nedenini, halen soruşturma safhasında olan ve imzasız bir ihbar mektubunda dayandırılan “Kafes Planı”na bağladı.

İşte Bartholomeos ile yapılan o röportajdan satır başları:

“Milliyet’in röportaj teklifini kabul eden Bartholomeos’la, Balat’taki tarihi Patrikhane’de binasında görüştük.
19 yıldır Ortodoks dünyanın en üst makamında oturan Bartholomeos, doluydu. ‘Neden çarmıha gerilmiş hissediyorsunuz?’ diye sorduğumda, 6-7 Eylül olaylarından vakıf mallarına el konması ve Rum mezarlıklarının talan edilmesine kadar birçok konuyu basında ilk kez bu röportajla dile getirdi.
Belki şubatta 70’ine giriyor oluşu, belki de Heybeliada Ruhban Okulu’nun 39 yıldır kapalı olması üzerinde dayanılmaz bir baskıya dönüşmüştü. Konuştukça açıldı, saydıkça saydı. İnönü dönemi varlık vergisi, Aşkale sürgünleri ve 1400 gayrimüslimin çalışma kampına gönderilmesi. Adalardaki manastırlara, vakıf okullara el konması. 6-7 Eylül olayları. Yıllardır Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün İstanbul’un en güzel yerlerindeki binalarına, okullarına el koyması. Metropolit seçimlerinde devletin müdahalesi. Devletin adı konmamış ‘Patrikhane’ye ancak Batı Trakya Türkleriyle mütekabiliyet çerçevesinde hak veririz’ ilkesine isyan.

Ve en önemlisi, tekrar ve tekrar ve tekrar Heybeliada…

Bir de işin global boyutu var. 1991’dehenüz 51 yaşındayken Patrik seçilen Bartho-lomeos, Ortodoks dünyasının en önemli lideri. Türkiye’de ekümeniklik terimi tartışılsa da, dünya Ortodoksları Bartholomeos’u ‘eşitler arasında birinci’ statüsüyle 300 milyon Ortodoks için ruhani lider sayıyor.
Sürekli yurtdışından davetler alıyor. Odası dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerle dolup taşıyor. Avrupa’nın birçok yeri, Kuzey ve Güney Amerika ve Avustralya’daki kiliseler, doğrudan Fener’e bağlı. Oralara atamaları da Patrikhane yapıyor. 51 kişinin çalıştığı Patrikhane’de Patrik dertli…

İşte Bartholomeos’un açıklamaları:

ERDOĞAN CESUR: Aslında siyasetçiler arasında bizimle en çok ilgilenen bugünkü başbakandır. Sayın Erdoğan, diğer siyasetçilerimizden daha fazla ilgileniyor azınlıklarla. Cesur ve iyi niyetli. Ermenilere, Kürtlere, Alevilere açılımlar yaparak cesur adımlar atıyor. Bunlar Türkiye için yararlı şeyler. Eminiz sıra bize de gelecek.

CBS RÖPORTAJINI PLANLAMADIM: . Çok röportaj talebi var. Ben önce itiraz ettim. Ama Amerika’daki müminlerimiz ısrar etti. Sonunda kabul ettim. CBS’den birkaç defa geldiler. Paskalya’da geldiklerinde çok hastaydım. Yine de Heybeli’ye çıktık.

SÖYLEDİKLERİM HAKİKAT: Fakat söylediklerimiz yalan değil, hakikat. Hakikatleri söyledim ama yaranamadık.
ÇARMIH MECAZİ ANLAMDA: O cümleye odaklandılar. Çarmıhı mecazi anlamda kullandım. Çile çekiyoruz, sıkıntı çekiyoruz anlamında .

OKSİJENİMİZ TÜKENİYOR: Niye çile çekiyoruz? Patrikhane’nin oksijeni tükeniyor. Heybeliada tabii. Din adamı yetiştiremezsek ne olacak? Avrupa’daki metropolitlerimizin çoğu 70’in üzerinde. Almanya, Belçika, İsveç, Avustralya, hep bize bağlı. Metropolitleri yaşlı. Buradakiler de 75 civarında. Ben şimdi buralara kimi tayin edeceğim? Nereden bulacağım? Niye Türkiye’de yetişmiş, Heybeliada’da okumuş bu toprakları seven din adamları tayin etmeyelim de sağdan soldan toplayıp tanımadığımız kimseleri gönderelim? Okul kapalı diye din adamlarımızı Selanik’e sağa sola göndermek zorundayız. Çoğu dönmüyor. Diyelim ki ruhban okulu açıldı. Yeni ruhaniler yetişene kadar aradan 5-6-7 sene geçecek. Zaman geçiyor boşuna vakit kaybediyoruz…

ATATÜRK NİYE KAPATMADI?: Bu okul Osmanlı’da açıktı. Atatürk döneminde açıktı. Peki, Atatürk
niye kapatmadı okulu? İnönü kapatmadı, Menderes kapatmadı… 1971’de haksız olarak kapatıldı. O zaman kapatılan okullar üniversiteydi. Bizimkisi ise yüksek meslek okulu.

HER TÜRLÜ FORMÜLE AÇIK: Biz din adamı yetiştirmek istiyoruz. İster üniversite olsun, ister okul. Devlet ne derse desin. Ruhani yetiştirmek istiyoruz. Bu imkânı devlet bize vermeli.

LOZAN BİZE BU HAKKI VERİYOR: Lozan anlaşmasında açıkça diyor ki, azınlıklar kendi masraflarıyla din eğitimi veren okullar açabilir. Vardı ve kapatıldı. Yeni bir hak istemiyoruz. Lozan’ın öngördüğünü istiyoruz.

BAŞIBOŞ BİR OKUL DEĞİL: 39 sene geçti açıldı, açılacak. Hüseyin Çelik, Milli Eğitim Bakanı olarak ‘Hukuki engel yok bana kalsa yarın açarım’ dedi. Okul başıboş bir okul değil. Milli Eğitim’e bağlı. Bazıları istemediğimizi yazıyor; yalan. Devlet kontrolü istemiyorlar deniyor. Yalan. Şimdi gitseniz kapıda hâlâ Milli Eğitim levhası var.

KİMSE FİKRİMİZİ SORMADI: Duyuyoruz ruhban okuluyla ilgili çalışmalar varmış Ankara’da. Şikâyetimiz kimsenin şimdiye kadar bize gelip sormamış olması. Bizi doğrudan ilgilendiren bir konu için yapılan çalışmalardan haberimiz bile yok. Bunu Egemen Bağış’a söyledim. Dinledi sağ olsun. Bir komisyon olsun ve konuşalım, dedim.

DERİN DEVLET İZİN VERMİYOR: Herhalde derin devlet istemiyor. Çünkü hükümet istiyor, Hüseyin Çelik “bana kalsa hemen açarım” demişti. Nimet Çubukçu hukuki engel yok dedi. Buna rağmen açılmıyorsa demek ki bir yere takılıyor. Kimdir bilmiyorum.

MÜTEKABİLİYET?MANTIKSIZ: Okulun açılması için mütekabiliyet isteniyor. Ama biz 3-4 bin Rum Batı Trakya’daki 130 -150 binle nasıl mukayese olabilir? Mütekabiliyet gayri mantıki ve gayri ahlaki.

REHİN TUTULUYORUZ: Gazetelerde Nimet Çubukçu’nun ‘Hukuki engel görmüyorum. Ama Yunanistan’da Türkiye’nin taleplerini yerine getirsin’ dediği yazıldı. Yani Kıbrıs ve Batı Trakya’daki Türkler nedeniyle rehin tutuluyoruz. Ama biz Türk vatandaşıyız. Türk vatandaşı olarak haklarımızı istiyoruz.Lozan bize haklarımızı veriyor. Bu sayede sevgi barış içinde münevver din adamları yetiştirdik. Heybeliada mezunları her yerde iyi hatıralar bırakıyor.

KIRILDIK, GİTTİK: Diyorlar ki, ibadet özgürlüğü var. Evet, ibadet özgürlüğü var ama mümin yok. Çünkü Rum cemaati gitti, gönderildi. 1964’te 12 bin Rum, Yunan vatandaş, Kıbrıs yüzünden 24 saat içinde sınırdışı edildi. 1955’te 6-7 Eylül oldu. 1955’te kırıldık. Kiliseler yakıldı. Ben talebeydim o yıllarda Heybeliada’da. Yaz olduğu için memleketim Gökçeada’daydım. Orayı da kıracaklardı ama dönemin Gökçeada metropoliti bir şeyler duymuş. Valiyi aradı. Çanakkale Valisi Gökçeada’da kıyımı engelledi. Ama burada evlerimiz, dükkânlarımız, kiliselerimiz yakıldı, yıkıldı. Rum mezarları talan edildi. Kemikler çıkarıldı. Haçlar kırıldı. Güz Sancısı filmini gördünüz mü?

CEMAATİMİZ TÜKENİYOR: Sabrımız tükeniyor, cemaatimiz tükeniyor, çözüm gelmiyor. Seneler geçiyor. Patrikhane nefes alamayacak durumda. Eğer Yunanistan’dan hafta sonu gelen hacılar olmasa, kiliselerimiz boş. 3 bin Rum kaldı. Güzelim kiliseler bomboş…

BOMBALADILAR: Patrikhane’ye kaç defa bomba atıldı. (Bir bir anlatıyor) Şu gördüğüm pencerede kocaman bir delik açıldı. Ben yoktum ama yan odada çalışan genç ruhani sakat kaldı. İBDA-C dediler. Bilmiyorum.

KAFES’TE ÖLDÜRECEKLERDİ: Bombalar kesildi ama diğer problemler çıktı. Baksana Ergenekon’a. Şimdi de Kafes var. (Zaman’dan bir kupür gösteriyor) Adam itiraf ediyor ki, beni, Mesrob’u ve İshak Alaton’u öldürecekmiş. Daha ne diyeyim? Bu çarmıha gerilmek değilse nedir?

ERGENEKONCULAR BULDU: (Ergenekon’dan tutuklu Sevgi Erenerol ve Kemal Kerinçsiz, kariyerlerini Patrikhane’yle mücadeleye adamış isimler.) Daha güvendeyiz ama hâlâ sorunlar var. Sevgi Erenerol, Kerinçsiz Allah’tan buldular. Galata’da 4 Rum kilisesi vardı. Devlet bizden aldı, Erenerol ailesine verdi. O kiliseler dedelerimizin alın teriyle inşa edilmişti. Gelirleri onlara geçti, çok para kazandılar.

ERDOĞAN SEVİNDİRDİ: Belediye Başkanlığı döneminden beri tanışıyoruz. 15 Ağustos’ta Anadolu Kulübü’nde yemek yedik. Güzel bir atmosferdi. Programda olmamasına karşın eski Rum yetimhanemizi ve Aya Yorgi Manastırımızı ziyaret etti. Bizi onurlandırdı, sevindirdi. Güzel sinyaller verdi. Şimdi gerisini bekliyoruz.”

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: