İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

MAVİ KİTAP  Ara Sarafian

Öncelikle bu toplantıya ev sahipliği yapmaları nedeniyle İnsan Hakları Derneği ve Ankara Düşünce Özgürlüğü Girişimi’ne teşekkür ederim.
1916’de İngiliz Parlamentosu’nun Mavi Kitaplar dizisinden yayınladığı “Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere Yapılan Muamele 1915-1916” başlıklı kitabın Türkçe baskısının tanıtımı için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Kitap, belgelerde anlatılan olayların halen sürmekte olduğu 1916 yılında yayınlanmıştı. Yakın bir zamana kadar Mavi Kitap, Ermeni Soykırımı tezinin gelişim sürecindeki dönüm noktalarından birini oluşturması nedeniyle, yalnızca tarih yazımı açısından önem taşıdı.
Ancak 1980’li ve 90’lı yıllarda Türkiye’de yetkililer Ermeni Soykırımı konusundaki tartışmaları baskı altına alma ve çarpıtma girişimlerini başlattı. Bu amaçla konuyla ilgili yalnızca üç ana kaynağın bulunduğunu, bunların da savaş zamanına özgü propaganda malzemeleri olduğunu ileri sürdü. Bunlar, Aram Andonian belgeleri olarak bilinen belgeler, 1913-16 yılları arasında Amerika Birleşik Devletlerinin İstanbul’daki büyükelçisi Henry Morgenthau’nun anıları ve İngiliz Parlamentosu’nca 1916’da yayınlanan Mavi Kitap’tı.
1990’lı yıllarda Mavi Kitap’a (ve Henry Morgenthau’nun tanıklığına) yöneltilen eleştiriler üzerinde yaptığım çalışmalar sonucunda Mavi Kitap’ın asılsız olduğuna ilişkin Türkiye’nin resmi tezlerinin bir kurmacadan ibaret olduğunu gördüm. Çünkü söz konusu tezler, bu üç yayının dayandığı, yayınlanmış bulunan ve arşivlerde ulaşılabilir durumda olan kaynak ve belgelerin kasıtlı olarak çarpıtılması ya da doğrudan inkârı üzerinden geliştirilmişti.
(Bildiğiniz gibi gibi bu tezler, 1980’li ve 90’lı yıllarda, resmi Türk tarih anlatımının eleştirilere karşı bir yasaklar ve sansür rejimi tarafından koruma altına alındığı koşullarda geliştirilmişti. Bugünkü koşulların farklı olması sevindiricidir.)
Gomidas Enstitüsü, 2000 ve 2005 yıllarında yayınladığı Mavi Kitap’ın sansürsüz basımında resmi Türk tarih yazımının bir eleştirisine yer verdi. Enstitü ayrıca Birleşik Devletler konsolosluk raporları ve diplomatik kaynaklarından, 1915-17 yılları arasında Osmanlı Ermenilerinin imhasına ilişkin diğer belgeleri de yayınladı. Bu kitaplarla Mavi Kitap’ın dayandığı arşiv belgeleri de ortaya konulmuş oldu.
Bu nedenle 2005 yılında Mavi Kitap’ın tekrar gündeme gelmesi oldukça şaşırtıcıydı. Özellikle de TBMM’nin İngiliz Parlamentosu’na yazdığı ve bu kitabın Ermeni Soykırımı iddialarının kaynağını oluşturduğunu ve uydurma olduğunu öne süren, bu nedenle İngiliz Parlamentosu’nun Mavi Kitap’ı geri çekmesini talep eden mektup şaşırtıcıydı. Bu gelişmenin üzerine İngiliz Parlamentosu’ndan bir grup parlamenter TBMM mektubuna yanıt vererek, TBMM üyelerini görüş ayrılıklarını yüzyüze tartışmaya davet etti. Ne var ki TBMM üyeleri bu mektuba yanıt vermeyerek İngiliz parlamenterlerin davetini görmezden geldi. Hiçbir TBMM üyesi kendi tutumunu savunmaya istekli değildi.
Ingiliz parlamenterlerin verdiği yanıtla ilgili bilgileri birazdan Lord Avebury sunacak.
O halde, Mavi Kitap’ın Türkçe baskısı bugün ne bakımdan önem taşıyor?
TBMM’nin İngiliz Parlamentosu’na yazdığı mektup, Mavi Kitap’a bir “inkâr” aracı olarak yeni bir önem kazandırdı. Mektubun, Ankara’nın 1915 olaylarına ilişkin ortak bir tarih komisyonu kurma çağrısıyla aynı zamanda yazılması bu girişimi daha da anlamlı kılıyordu. Çünkü bu mektup Ermeni sorunuyla ilgili olarak TBMM’nin ve ona tavsiyelerde bulunanların inandırıcılığına, konuyla ilgili duygu durumlarına ve ulaştıkları sonuçlara ilişkin bazı soruların sorulmasını kaçınılmaz kılmıştı:
• TBMM üyeleri, çok açık ki, çoğu eleştirdiği kitabı ve beş yıl önce yayınlanan sansürsüz basımını bile görmeden nasıl yargıya varabilmişler, kitabın “uydurma” olduğu sonucuna ulaşabilmişler ve bunu kamuoyuna bu şekilde açıklayabilmişlerdi?
• Mavi Kitap’ın hiçbir güvenilir kaynağa dayanmadığı sonucunu nereden ve nasıl çıkarmışlardı?
• Kendi görüşlerini nasıl bağımsız ve daha güçlü bilgi kaynaklarına başvurmaksızın, yalnızca 1980’lerin ve 90’ların Türkiye’nin resmi tarih tezlerine güvenerek oluşturabilmişlerdi?
• TBMM üyelerinin danışmanları ya da Türkiye’deki basın mensupları kamuya açık tartışmalarda, konuyla ilgili daha başka birçok kaynağın bulunduğundan neden hiç söz etmemişlerdi?
• TBMM üyeleri, İngiltere ve Birleşik Devletler’de bulunan bu kaynaklara erişim olanağına sahip olan dış dünyanın Türkiye’nin resmi tezini çürütmeyeceği ve gülünç duruma düşürmeyeceğinden nasıl emin olabilmişlerdi?
Bugün bile, Türkiye’nin resmi tezleri, İngiliz arşivlerindeki Toynbee Belgeleri’nin varlığının inkârına dayanıyor. Oysa Mavi Kitap’ın orijinal kopyasıyla birlikte, belgelerin derlenmesini sağlayan yazışmaları da içeren bu belgeler, kitapta anlatılanlara ilişkin akıl almayacak detaylar sunmakta.

Türkiye’nin resmi tezleri, bunun yanı sıra, Mavi Kitap’a ek olarak yayınlanan, kitapta gizli tutulmuş kişi ve yer isimleri listesinin de inkârına dayanmakta. Mavi Kitap’a ilişkin yapılacak herhangi bir değerlendirmenin vazgeçilmez unsuru niteliğindeki bu listenin varlığı resmi Türk tarihçileri tarafından hiçbir zaman kabul edilmemiştir.

Aynı şekilde İngiliz’lerin ana bilgi kaynağının Birleşik Amerika olduğu gerçeği de inkâr edilmekte. Bu bakımdan ABD Dışişleri Bakanlığı arşivinde bulunan Osmanlı İmparatorluğu kaynaklı belgelerin özel bir yeri vardır. Bugün de bu belgelere ABD arşivlerinden kolayca ulaşılabilir.

İngiliz ve Amerikan kayıtlarına karşı ileri sürülecek itirazlar olabilir. Ama bu durumda itirazı olanlar, öncelikle bu kayıtların varlığını kabul etmeli ve eleştirilerini ortaya koymalıdırlar. Böyle yapmak yerine söz konusu belgelerin varlığı inkâr edilerek insanların yanıltma ve kitabı karalamak için yanlış kaynaklara atıfta bulunma yolu tercih edilmiştir. Mavi Kitap’a karşı çıkanlar bu nedenle, belirli tarihsel tezlere meşru itirazlarını dile getiren insanlar olarak değil, “inkârcılar” olarak nitelendirilmişlerdir.

Oysa demokratik toplumlarda tarihsel gerçekleri çarpıtanlara yer yoktur. Onların yol açtığı olumsuz etkilere karşı çıkmanın en iyi yolu konuyu kamuoyunun tartışmasına açmaktır. Mavi Kitap’ın sansürsüz baskısının Türkçe çevirisi bu amaçla, Ermeni sorununu daha demokratik ve daha açık bir Türkiye toplumunda yeniden ele alınabilmesini sağlamak için yayınlanmıştır.

Dilerim bu yayınımız, TBMM’nin en azından bazı üyelerinin Mavi Kitap’a ilişkin aldıkları kollektif tutumu gözden geçirmelerine ve kendileriyle bu tutum arasına mesafe koymalarına vesile olur.

Ara Sarafian

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: