İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Goran Bregoviç de Ermeni’ymiş…

Goran Bregoviç de Ermeni’ymiş…
ORAL ÇALIŞLAR 

Türkiye / 21/12/2008

 
Can Dündar’ın ‘Mustafa’ filmine gösterilen tepkiler, bazı kesimlerdeki ruh halini ve dünyayı kavrama biçimini göstermeleri bakımından çok öğreticiler. Gülnihal Soydan, İstanbul Barosu’na kayıtlı bir avukat. Film hakkında suç duyurusunda bulunurken Atatürk’e ‘Mustafa’ denmesinin bile hakaret olduğunu iddia ediyor:
“Atatürk’ten vasat, sıradan, herhangi bir kişiden bahseder gibi ‘Mustafa’ diye söz ediliyor. Hepimizin babasına ‘Mustafa’ demek cüretiyle ismini kısaltmak, kabul edilemez bir saygısızlıktır.” Bu ülkenin bir avukatı, yani bir hukukçusu bakın daha neler söylüyor: “Filmin müziklerini yapan Saraybosna doğumlu Goran Bregoviç Ermeni asıllıdır. Ermeni soykırımı konusunda lobi çalışmaları yapıldığı şu günlerde film için bilinçli olarak cımbızla seçilmiş kişilerden biridir. Atatürk’ün karga kovaladığı sahnede ‘Yorgo’ isimli Yunanlı bir çocuğun oynatılması, Ata’ya saygısızlıktır. Türk çocuğu kalmadı da Yunanlı bir çocuk Atamızı canlandırıyor.”
İçinde yaşadığımız dünyada, ‘Ermeni dölü’ diyerek, ırk ve şecere aramak ırkçılık
sayılır ve suçtur. Goran Bregoviç bir dünya vatandaşıdır. İnsanlığın yüz aklarından birisidir. Galiba, yurtiçindeki kafatası araştırmaları bitti, artık yurtdışına açılıyoruz.
***
Ankara Cumhuriyet Savcılığı üç ayrı suç duyurusundan yola çıkarak Can Dündar hakkında ‘Mustafa’ filmi nedeniyle soruşturma başlattı. Diğer bir dilekçeyi de iki bilim insanı verdi. Onlar sayesinde, bilimselliğin temel şartının yasakçılık olduğunu bir kere daha görmüş olduk.
Sigara ile Savaş Derneği kurucu üyesi Prof. Dr. Ahmet Ercan ile Sigara ile Savaşanlar Vakfı Onursal Başkanı Prof. Dr. Orhan Kural’ın, Atatürk’ün ölüm yıldönümü olan 10 Kasım tarihli ortak suç duyurusu dilekçesinde, şu suçlamalar yer alıyor: “Atatürk, Türk ulusunun yapışkanıdır, önderidir, örnek kişisidir… Türklerin simgesel Atası’na pofur pofur sigara, ayrıca düşkün biçimde içki içirterek, Atatürk’ün saygınlığı düşürülürken, Türk gençliğinin örnek aldığı kişi de manevi olarak öldürülmekte, buna ek olarak Türkiye tarihinin en büyük sigara reklamı Atatürk kullanılarak yapılmaktadır.”
Atatürkçü Düşünce Derneği Çankaya şubesi üyesi Ali Berham Şahbudak’ın suç duyurusunda ise Atatürk’ün kadınlara karşı aşırı zaafı olan, içki sofralarından kalkmayan birisi olarak gösterildiği belirtildi.
***
Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın bu dilekçelerden yola çıkarak soruşturma başlatması da işin bir başka ilginç(daha doğrusu ilginç olmayan) tarafı. Böyle giderse buna benzer iddialar nedeniyle dava bile açılabilir. 

Dramatik olan, ne Can Dündar’ın ‘Mustafa’ filmi, ne bir grup insanın 1915 Tehciri’nde yaşanan acılar nedeniyle ‘özür dilemesi.’ Dramatik olan, yeni bir çağda yaşadığımızı, içimize kapanarak ve kendi kendimize tabular üreterek bu dünya içinde kendimize yer bulamayacağımızı anlayamıyor oluşumuz.
Genelkurmay Başkanlığı’nın 1915 yılındaki Ermeni Tehciri’yle ne ilişkisi var ki, olaya müdahil oluyor? Yeri geldiği zaman Osmanlı’yı bir şeriat devleti olmakla suçlayıp, yeni ve modern bir cumhuriyet kurduklarını söyleyenlerin, Osmanlı İmparatorluğu’nun ‘suçları’ konusunda devreye girmeleri ilginç. 

İP Başbakan’ın açıklamasıyla kopmuştu. Başbakan, bir grup insanın, 93 yıl öncesine ilişkin bir saptamada bulunmuş ve bir vicdan muhasebesi yapmış olmalarını, anlaşılması zor derecede şiddetli bir tepkiyle karşılamıştı. Başbakan, bu mantıkla 6-7 Eylül 1955 tarihindeki olaylardan acı duyulmasına, utanç duyulmasına sinirlenebilir. İkinci Dünya Savaşı sırasında bu ülkenin gayrımüslim yurttaşlarının mülksüzleştirilip sürgünlere gönderilmiş olmasından utanılmasına tepki gösterebilir.
Ne düşüneceğimize, neye tepki vereceğimize Genelkurmay’dan, Başbakanlık’tan izin alarak mı karar vereceğiz? 

Bazı devlet yetkilileri bütün milletin, bütün yurttaşların devletin ‘kul’ları olduğunu sanıyorlar. Yurttaşların ne düşünmesini, nasıl düşünmesini gerektiğini devletin bürokratları ve yöneticileri olarak kendilerinin kararlaştırmaları gerektiğini sanıyorlar. Biz “devletin yurttaşları” değiliz. ‘Devletin milleti’ değiliz. Devlet bize hizmet için kurulmuş, örgütlenmiş bir araçtır. 

Devletimizin, eserlerinde Türkiye’yi konu alan dünya sanatçılarıyla ilgili bir ‘etnik araştırma komisyonu’ kurması da şaşırtıcı olmaz. Devletimizin sanata yaptığı değerli
hizmetlere ek olarak böyle bir açılımda bulunması hepimizi sevindirir.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: