İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“Özür dilesek kıyamet mi kopar?”

“Özür dilesek kıyamet mi kopar?”

DTP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, 1915 olaylarıyla ilgili olarak aydınların başlattığı kampanyaya değinerek, “Bu erdemi gösterirsek acaba kıyamet mi kopar? Aydınların bu onurlu davranışını selamlıyorum” dedi. 

TBMM Genel Kurulu’nda, Dış Ticaret Müsteşarlığı, İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Devlet Personel Başkanlığı, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2009 yılı bütçelerinin görüşülmesine devam ediliyor.

DTP’li Sakık, “Ermenistan-Türkiye hattı onurlu taşlarla döşenmeye başlandı. Başbakan, ‘bu girişim, o hattı baltalar’ diyor. Başbakan şunu iyi bilmeli; bu hat aslında Cumhurbaşkanı Gül’ün gidişiyle olumluydu. Demokrasiden yana olan hepimiz, o hatta destek sunduk” dedi.

“Ama o hattı bombalayan, Milli Savunma Bakanı idi” ifadesini kullanan Sakık, “Savunma Bakanı Brüksel’de yaptığı açıklama, İttihat Terakki’nin, ittihatçıların açıklamasıydı. Aslında bu hattı bombalayan o anlayışlardır, aydınların anlayışı değil” görüşünü savundu.

Sakık’ın konuşmasının ardından birleşimi yöneten Başkanvekili Nevzat Pakdil, aydınların girişiminin fikir özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilebileceğini belirterek, Türk milletinin geçmişiyle yüzleşemeyeceği, tarihinde utanç duyacağı hiçbir şey olmadığını söyledi.

“Farklı inanç grubuna oy kaygısıyla yaklaşılıyor”

DTP Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis de, iktidar ve muhalefetin farklı inanç grubundaki insanların sorunlarına oy kaygısıyla yaklaştığını belirterek, “Alevilerin sorunlarına çözüm arayışında, Türk-İslam ideolojisinden vazgeçilmeli” dedi.

DTP’li Halis, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesi üzerinde görüşlerini dile getirirken, laikliğin, Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren sorunlu bir alan olduğunu belirterek, “Laikliği dinsizlik ile din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması olarak görenler arasındaki tartışma yıllardır sürüp gidiyor. Diyanet, farklı inanç gruplarına eşit mesafede olamamıştır” dedi.

Dini inancını yaşama alanlarına hakim kılmak isteyen bazı kesimlerin, yönetim anlayışından da güç bularak farklı inanç kesimlerine baskı ve saldırıda bulunduğunu ifade eden Halis, bunun örneklerinin her gün yaşandığını vurguladı.

“Türkiye’de farklı inanç ve etnik kökene sahip insanların farklı muamelelere tabi tutulduğunu” söyleyen Halis, Alevilerin yaşadığı sorunlara hem iktidar hem de muhalefetin oy kaygısıyla yaklaştığını, geçmişte de gündeme gelen açılımların bir türlü hayata geçirilemediğini kaydetti.

Alevi sorununa samimi olarak yaklaşılması halinde çözüm bulunabileceğini, bu yöndeki beklenti ve taleplerin karşılanamayacak nitelikte olmadığını ifade eden Halis, “Alevilik üzerine yapılan teolojik tartışmalar, İslam içiliği ve dışılığı; o inanç sahiplerine hakarettir. Çözüm arayışında, Türk-İslam ideolojisinden vazgeçilmeli. Sorunun çözümü için öncelikle o sorunun adı konulmalı. Konu, toplumsal demokratik hak olarak görülmeli. Meclis’te tüm partilerin katılımıyla bir araştırma komisyonu kurulmalı” dedi.

Halis, 9 Kasım’da Ankara’da düzenlenen mitingle ilgili olarak Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu’nun “Bunlar uç fikirlerdir, itibar etmiyoruz” dediğini, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ise Alevilerin büyük bölümünü temsil edenler yerine Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan ile görüşmesini eleştirerek, “yüzde 100 Alevi oylarıyla seçilen bir milletvekili olarak istenmesi halinde sorunun çözülebileceğine inandığını” vurguladı.

Dış ticaret açığı

DTP’li Halis, Dış Ticaret Müsteşarlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, dış ticaret açığının kaygı verici boyutta olduğunu, krizle birlikte bu açığın daha ileri boyutlara ulaşacağını savundu.

Türkiye’ye gelen dış sermayenin istihdam yaratmak yerine rant alanlarına yöneldiğini belirten Halis, “AKP iktidarı, en önemli ve en verimli kurumları yabancı sermayeye peşkeş çekiyor. Artık satılacak ne kaldı diyebilirsiniz. Bu gidişle sıra denizlere gelecek” dedi.

Halis, ihracatın da ithalata bağımlı olduğunu, ara mallarının ithal edilmesi yerine Türkiye’de üretilmesinin işsizliği de önleyeceğine işaret eden Halis, iktidarın ihracatı artırmak gibi bir kaygısı ve politikası olmadığını ileri sürdü.

“AKP, para garantili spor arıyor”

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bütçesiyle ilgili görüşlerini de dile getiren Halis, “Türkiye’de spor, siyaset ve ticaretin, yani paranın hizmetine sunulmuş, başta futbol olmak üzere birkaç dala egemen kılınmıştır. AKP hükümeti sporu, parasal getirisi olan alanlara kaydırmıştır” dedi.

Türkiye’de, futbolun diğer spor dallarından farklı bir dokunulmazlığı olduğunu, bu alanda çıkar grupları, çete ve mafyanın mücadelesine karşı hiçbir önlem alınmadığını ifade eden Halis, “3 yıl önce dönemin Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin, futbol dünyasında mafyanın rolü olduğunu ifade etmiştir. Geçen sürede futbolun mafyadan temizlenmiş olacağına inanmıyorum. 3 yıl önce patlak veren karanlık ilişkilerin üzeri örtülmüştür” görüşünü savundu.

“Samimi ve gerçek değil”

CHP İstanbul Milletvekili Birgen Keleş ise Dış Ticaret Müsteşarlığı bütçesi üzerindeki konuşmasında, 2009 yılı hedeflerinin ve buna bağlı olarak getirilen çözüm ve politikaların da samimi ve gerçekçi olmadığını ifade etti.

Ciddi sanayileşme envanteri olmadan sanayileşme stratejisi belirlenemeyeceğini kaydeden Keleş, dış ticarette asıl çözümün üretim ve yatırım olduğunu, ancak bu hedeflere ulaşacak politikalar izlenmediğini ifade etti.

Keleş, “AKP hükümetlerinin bugüne kadarki uygulamaları pek umut vermedi” dedi.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: