İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

PANGALTI ERMENİ MEZARLIĞI- SURP HAGOP MEZARLIĞI

PANGALTI ERMENİ MEZARLIĞI (SURP HAGOP MEZARLIĞI) 

14. Yüzyılda Galata’da küçümsenmeyecek sayıda Ermeninin yaşadığı ve Surp Sarkis (inşa tarihi 1361, yok oluş tarihi hakkında herhangi bir bilgi yok) ve Surp Krikor Lusavoriç (1391 tarihinde inşa edilip 1436 yılında yenilenmiş, bugün hala varlığını koruyor) adlı 2 kiliseleri olduğu ve mezarlıkların bu kiliselerin çevresinde veya yerleşim alanına yakın havadar yerlerde olduğu bilinmektedir. (1) Ermeniler 16. Yüzyılda ise Galata’dan yavaş yavaş Pera’ya göç etmeye ve oraya yerleşmeye başlarlar. 1560 Veba salgını nedeniyle ölülerin şehir sınırları içinde gömülmeleri yasaklanınca, Galata’lı Ermeniler ölülerini Surp Hagop Düşkünler Evi’nin karşısında, “Harbiye” kışlasının (2) yanında bulunan geniş mezarlığa, Pangaltı Ermeni Mezarlığına (3) gömmek zorunda kalırlar.
1560’dan önce var olduğu bilinen Pangaltı Ermeni Mezarlığının çevresine 1853 tarihinde duvar örülür ve 1856 yılında ise kapısına isim levhası yerleştirilir. (4)
Sonraki yüzyıllarda İstanbul’un nüfusu gitgide çoğalır ve Pera (Beyoğlu) gitgide genişler. Önce Pangaltı’nda daha sonra ise Şişli’de yeni yerleşim merkezleri kurulur.
1865 yılında, yinelenen Veba’nın yanına bir de kolera salgını eklenip İstanbulluları dehşete düşürünce, yerleşim merkezlerinin yakınına cenaze defnetmenin tehlikeli olacağı düşünülerek, hastalığın yayılmasını engellemek amacı ile Pangaltı mezarlığına cenaze gömmek de yasaklanır. O tarihten itibaren mezarlık olarak kullanılmak üzere Ermeni cemaatine Şişli’nin yukarı kısmında, Abide-i Hürriyet tepesinde, bugünkü mezarlığın inşa edildiği geniş alan verilir. (5)
Böylece 23 Temmuz 1865 tarihinde Pangaltı Surp Hagop Mezarlığında sona eren cenaze defnetme işlemleri hemen ertesi günden itibaren Şişli Ermeni Mezarlığında başlar.

(1)Agop Siruni- Istanbul ve Etkisi- I. Cilt- Beyrut- 1965- Sahife 199 ve 235
(2)1862 yılında Saray mimarı Garabet Balyan (1800-1866) tarafından inşa edilen Kışla, 10 Şubat 1993 den itibaren “Askeri Müze”ye dönüştürülmüştür.. 
(3) “G.Solakhyan’ın 7 Haziran 1939 tarihli ‘Nor Lur’ gazetesinde yayımlanan makalesinde bildirdiğine göre, Pangaltı Mezarlığının arsası Sultan Süleyman (1494-1566) tarafından, yaptığı hizmetlere karşılık Baş aşçısı Vanlı Manuk Karaseferyan’a hediye edilmiş ve Ermeni Cemaatinin ölülerinin defneetmesine tahsis edilmiştir”. Aynı bilgiyi “Abdullah Muratoğlu- Yeni Şafak Internet Gazetesi 5 Şubat 2007” ve “Kevork Pamukçuyan- Zamanlar, Mekanlar, İnsanlar- İstanbul 2003 Sahife 264”  
(4) İstanbul Ermeni Kiliseleri- Pars tuğlacı- İstanbul- 1991- Sahife 217
(5) H. Hagop Vrt. Kosyan- İstanbul Katolik Ermeni Kabristanı- Viyana- 1931- Sahife 8-12

1872 yılında, yakınındaki kışlaya verilmek üzere Pangaltı Ermeni Mezarlığına el konmak istenir. Aynı yılın Aralık 22’sinde Trakya bölgesi dini lideri Tatyos Episkopos önderliğinde Ermeni ruhaniler Sultan Abdülaziz’e bir dilekçeyle bu durumu bildirir ve adalet isterler. Sultan, özel bir fermanla, mezarlığın Ermenilere ait olduğunu onaylar. (6)
1874 yılında Türkiye Ermenileri Patriği Nerses Varjabetyan, erken yaşta ölen hayırsever Püzant Karagözyan’ın vasiyetini gerçekleştirmek için merhumun kardeşlerinin kararı ile Pangaltı Ermeni mezarlığının arsası içinde bir Ermeni Ticaret okulu kurulması için gerekli padişahlık iznini elde eder. Ama o yıllarda meydana gelen ekonomik buhran nedeniyle tahvillerin değer kaybetmesi ve bazı başka nedenlerden bu vasiyet gerçekleşemez. (7) (Karagözyan Yetimhanesi daha sonra, 1912’de Dikran Efendi Karagözyan’ın vasiyeti gereği Şişli’de kurulur.) 

1909’da Belediye Pangaltı caddesini genişletmek için Mezarlığın yol üstündeki bölümünün bırakılmasını talep eder. Belediye ve Cemaat yönetimi arasında doğan anlaşmazlık hükümetin müdahalesiyle ve terk edilen toprağın değerine uygun bir bedelin ödenmesiyle son bulur. Ancak İstanbul Belediye Meclisi 11 Şubat 1909 tarihli kararla, toprağın bedeli olarak değil, sadece yapılacak masraflara (duvar yapımı, kemiklerin ve mezar taşlarının taşınması vs.) karşılık olmak üzere 15.000 altın vermeyi kabul eder. Buna neden olarak da mezarlığın kamuya ait olduğu, kamusal araziye tapuyla sahip olmanın imkansız olduğu ileri sürülür. (8) 

1926 yılında Beyoğlu Belediyesi Beyoğlu’nda bulunan mezarlıklara gömme işlemlerini yasaklar ve Pangaltı Ermeni Mezarlığını uygun bir yere nakletmeye karar verir. (9) İstanbul Belediyesi 1931’de Tapu İdaresine müracaat ederek Pangaltı Ermeni Mezarlığının arsasının “Sultan Bayazıt Veli” adlı bir vakfa ait olduğunu ve metruk (10) bir mezarlık olduğundan “1580 sayılı Mezarlıklar kanununun 167. maddesine” (11) göre bütün metruk mezarlıklar gibi kendisine devredilmesi talebinde bulunur.

(6) Aynı yerden- Sahife 318
(7)Karagözyan Eytemhanesinin Tarihçesi (1913-1948)- Toros Azatyan- İstanbul 1949- Sahife 16
(8)“Aztarar” günlük gazete-İstanbul- 5 Mayıs 1931
(9)“Haraç” günlük gazete- Paris- 21 Mayıs 1926
(10)Terk edilmiş, sahipsiz kalmış
(11)1580 sayılı Mezarlıklar Kanununun 167. Maddesi der ki.” Metruk, sahipsiz ve vakf edilmiş kamusal mezarlıklar, genel haklar ve sorumluluklarla belediyelere devredilir.”
(12) Arevelk- Günlük gazete- Istanbul- 1 Aralık 1931

Tapu Idaresi bu talebi Ankara’daki Tapu Genel Merkezine iletir. Bu arada resmi bir belgeyle de Beyoğlu Üç Horan Ermeni Kilisesi Yönetim Kurulundan Mezarlığın tapu senedini getirmesini talep eder. Cemaat Cismani Meclisi, gerekli bütün belgeleri hazırlayarak Ankara’daki Tapu Genel Merkezine müracaat etmek üzere iki temsilci ( K. Torkomyan ve M. Narlıyan) gönderir. Temsilciler Tapu Genel Merkezi Idaresine müracaat ederek, belgelerle gerekli açıklamaları yapar, Pangaltı Ermeni Mezarlığının sahipsiz veya metruk olmadığını ve zamanında sadece sağlık nedenlerinden dolayı oraya ölülerin gömülmesinin yasaklandığını, o tarihten sonra birçok kereler oranın Ermeni Cemaatinin mülkiyeti olduğunun tespit edildiğini ve bu yüzden Türkiye Millet Meclisi tarafından onaylanan “ Mezarlıklar Kanunu”na göre el konması gereken mezarlıklardan olmadığını izah ederler. (13) Fakat buna rağmen Tapu Merkezinden Istanbul Tapu Idaresine Belediye’nin isteğine olumlu cevap vererek, mezarlığı onun adına kaydetme emri verilir. 

Belediye hem Pangaltı mezarlığına el koyar, hem de mezarlığa ait dükkan ve garajların gelirine haciz koyar. Patrik Mesrop Naroyan ve K. Torkomyan mezarlığın metruk olmadığı ve mülkiyet hakkı olduğu gerekçesiyle Ermeni Patrikhanesi adına Belediyeye karşı dava açarlar. Belediye’nin avukatı, İstanbul 4. Hukuk Mahkemesinin bu davayla uğraşmasına itiraz eder, mahkemenin buna hakkı olmadığını ifade ederek davayı Devlet Şura’sına teslim etmesini talep eder. Fakat Patrikhane avukatları mahkeme heyetine sundukları belgelerle karşıt tarafın itirazlarını çürütürler ve İstanbul 4. Hukuk Mahkemes,i oy birliğiyle bu davayla uğraşmaya hakkı olduğuna karar verir. (14) Böylece İstanbul 4. Hukuk Mahkemesinde devam eden davada Patrikhane avukatları Narlıyan ve Necati Bey “Tedbir i İhtiyati” ele alınmasını yani mezarlığın mahkeme sonuçlanana kadar resmen Belediye’ye geçmesine izin verilmemesini talep ederler. Mahkeme bu talebi kabul eder, fakat karşılığında Belediye’nin mahkeme nedeniyle arsayı geç elde etmesinden oluşacak değer kaybından doğacak zararları karşılamak için 20.000 Türk Lirası kefalet gösterilmesini şart koşar. (15)
Daha sonra Belediyenin avukatları Türkiye’de Ermeni cemaati ve Ermeni Patrikhanesi mevcut olmadığı konusunda israr ederler. Bakanlar Kurulunun 19 Temmuz 1915 tarihli ve 729 sayılı kararnamesiyle Ermeni Patriğinin Yerusalem’e sürgün edildiği ve Patrikhanenin de oraya nakledildiğini, bugün İstanbul’da böyle bir kurumun var

(13)The Gotchnag- Armenian Weekly – New York- 24 Ocak 1931
(14)Aztarar Günlük Gazete – 22 Mart 1931
(15)Aztarar Günlük Gazete- 26 Şubat 1931

olmadığını ve dolayısıyla Patrik Naroyan’ın dava açma hakkına sahip olmadığını ifade ederek itirazda bulunurlar. (16)
Patrikhane avukatları mahkemeye Ermeni cemaatinin varlığını ispat eden çok sağlam kanıtlar sunarlar. Bunlardan Patrikliğin ve Patrikhane yönetmeliğinin yeniden onaylanışını gösteren 18 Ekim 1915 tarihli ve 1334 sayılı kararname Belediye avukatlarının itirazına net bir cevap olur. (17) Mahkeme karşıt tarafın israrlarını reddederek Patrikhanenin dava açma hakkı olduğunu kabul eder.
Böylece, İstanbul 4. Hukuk Mahkemesinin kararıyla iki önemli şey hukuki olarak kabul edilir.
1.- Türkiye’de hukuksal şahsiyetlere mahsus tüm haklara (taşınmaz satın alma, satma, idare ve kontrol etme) sahip bir Ermeni cemaati mevcuttur.
2.- Mezarlık davasının davacısı Patrik Mesrop Naroyan, bu cemaatin hak sahibi önderidir. (18)
Bu hukuksal sonuçla İstanbul 4. Hukuk Mahkemesi Ermeni Patriğinin Cemaatin tüm taşınmazlarının mütevellisi olduğuna karar vermiş olur.
Beyoğlu’nun en geniş ve en işlek caddesi üzerinde bulunan ve 56.000 metrekare arazi ve 5.000 metrekare binalardan oluşan (19) Pangaltı Ermeni Mezarlığını, bu değerli durumundan dolayı herkes bir şekilde elde etmek ister. İstanbul Belediye’sinden başka “Ayaz Paşa Mütevelliliği” de bu arazinin “Ayaz Paşa Vakfı”na ait olduğu konusunda ısrar eder. (20)
Dava devam ederken, Belediye mezarlığın “Sultan Bayazıt Veli Vakfı”na ait olduğu konusunda ısrar eder ve Patrikhane ile Belediye arasındaki bu tartışmayı çözüme ulaştırmak, mülkiyet hakkını belirlemek için eski divanları altüst edip belgeler meydana çıkarmak gerekir. Mahkeme bu vakfın “hudutname”sini istemeyi uygun bulur. Aynı zamanda bu konuyu uzmanlara teslim etmeyi kararlaştırarak Mezarlıklar Müdürü, Kadastro Müdürü, tarihçiler, Müze Müdürü ve bir tapu memurundan oluşan “uzman araştırmacılar heyeti” kurulur. (21) Bu heyet yerinde araştırmalar yaparak araştırma

(16)Aztarar Günlük gazete 23 Mart 1931
(17)Aztarar günlük gazete 17 Nisan 1931
(18)Aztarar günlük gazete 26 Nisan 1931
(19)Nor Lur günlük gazete- 14 Şubat 1935
(20)Arax Journal Armenien- Egypt- 17 Ekim 1931
(21)Arevelk günlük gazete- 16 Şubat 1932

sonucunda hazırladığı raporu Mahkeme’ye sunar. Bu rapora göre mezarlık Sultan Bayazıt Vakfı sınırları içindedir.
Türk uzman ve tarihçilerin hazırladığı rapor sonucuna dayanarak İstanbul Hukuk Mahkemesi, Pangaltı Ermeni Mezarlığının “Mezarlıklar Kanunu”na göre metruk mezarlık olarak kabul edilip Belediye’ye geçmesine karar verir. (22)
Patrikhane avukatları Yargıtay’a başvururlar. Yargıtay konuyu derinlemesine araştırmadan, yani mezarlığın kime ait olduğunu araştırmadan 1933 yılının 4 Mart günü kararını iletir. << Madem ki bu arazi kiliseye ait akar değil, Patriğin davacı olmaya hakkı yoktur. Tüzel kişiler kanununa göre, cemaat liderlerinin dini veya hayri kurumlara ait olan fakat akar olmayan topraklar üzerinde hiçbir hakkı yoktur.>> (23)
Yargıtay’ın bu kararına karşılık Patrikhane Yargıtay’a tekrar başvurarak “Tashih ı karar” talep eder fakat Yargıtay kararında israr ederek onu değiştirmez. (24)
Sultanahmet’deki Adliye Binası (daha sonra Adliye Sarayı) 3 Aralık 1933 Pazar gecesi çıkan ve İstanbul İtfaiyesinin seferber olmasına rağmen, fırtına nedeniyle hızla büyüyen yangında içindeki tüm belgelerle birlikte bütünüyle yanıp kül olur. (25) Pangaltı Ermeni Mezarlığı davasına ait belgeler ve kağıtların birer örneği gerçi Tapu Dairesinde ve Belediyede mevcuttur ama yine de dava mahkemelerin yeniden faaliyete geçişine kadar ertelenir.
1 Mart 1931’de başlayan Pangaltı Mezarlığı davası 26 Kasım 1934’de sona erer. Mahkeme Patrikhaneyi mahkeme masraflarını ve Belediye Vekilinin 150 lira avukatlık masrafını ödemeye mahkum eder. (26)Ayrıca “Tedbir i ihtiyati”yi de kaldırır.
Bu karardan sonra aslında verilen kararın davanın özüyle ilgisi olmadığını yani Mezarlığın mülkiyet hakkı veya metruk olmasıyla ilgili bir sonuç olmadığını fark eden Beyoğlu Yönetim Kurulu, Başkan Prof. Celal tarafından 1. Hukuki Mahkemeye müracaat ederek dava açar ve “Tedbir i ihtiyati” talep eder. Böylece aynı davada ikinci bir dönem başlamış olur. Mahkeme talep edilen “Tedbir i ihtiyati”yi mezarlığın arazi kısmı için kabul etmez, ancak üzerinde bina bulunan kısımlar için 10.000 Lira kefalet gösterilmesi şartıyla kabul eder. (27) Mezarlığın üzerinde bina bulunan kısımları dava sonuçlanana kadar

(22)Aztarar günlük gazete- 6 Mart 1933
(23)Aztarar günlük gazete- 23 Ekim 1934
(24)Haraç günlük gazete- Paris- 13 Eylül 1933
(25)Haraç günlük gazete- Paris- 5 Aralık 1933
(26)Aztarar günlük gazete- 27 Kasım 1934
(27)Arevelk günlük gazete- 6 Aralık 1934

Cemaate kalırken, Belediye dava sonucunu beklemeden mezarlığın arsa kısmının tapularını çıkarttırarak mezarlığı bölme haritalarını hazırlattırır, her bölümün metrekare değerini tespit eder. Böylece ön taraflar için 90 ve arka taraflar için 70 lira değer biçer ve bölünme işleri sona erince bölümler halinde satmayı planlar. (28) Bu arada mezarlık arazisinin değer tespit talebi ile Mahkemeye müracaat eder. Mahkeme tespit komisyonu kurarak arazinin 3 yıl öncesiyle mevcut değeri arasındaki farkı tespit etmek için 27 Ocak 1935’de değer tespiti çalışması yaptırır. Belediye, mezarlık arazisinin 3 yıl içinde değer kaybına uğradığını öne sürerek tazminat ve ayrıca da geçen 3 yılda tahsil edilen toprak kiralarını talep eder. (29)
Belediye bu arada Pangaltı Mezarlığının boş arazisi için Belediye adına bir tapu çıkarılması için Beyoğlu Tapu İdaresine müracat eder. Sonraki günlerde Beyoğlu Yönetim Kurulu Tapu İdaresine bir dilekçeyle başvurarak, dava sonuçlanana kadar Belediye’ye böyle bir kağıt verilmemesi talebinde bulunur. (30)
Bu arada Mezarlıklar Müdürlüğü Mezarlığın bina ve arsa paylarını belirlemek için Belediye kanalıyla Beyoğlu Yönetim Kurulundan Surp Lusavoriç ( S. Krikor Lusavoriç’e ithaf edilmiş Khor Virap Kilisesi) Kilisesi ve Mezarlık arazisi üzerindeki diğer binaların ( Garajlar ve dükkanlar) inşa izin belgelerini talep eder. (31) Yönetim Kurulu Kiliseninki hariç tüm binaların inşa izin yazılarının noterden tasdikli birer örneğini sunar. 1865 yılının 28 Temmuz’unda – yani Pangaltı Surp Hagop mezarlığa sağlık nedenleriyle ölü gömmenin yasaklanmasından sonra- getirilen ölülerin dini bir törenden sonra Şişli Mezarlığına nakledilmesi amacıyla Mezarlığın güney kısmına inşa edilen Surp Lusavoriç kilisesi’nin, Sultan Aziz tarafından 1865 yılında verilen ve Beyoğlu S. Yerrortutyun (Üç Horan) kilisesi Yönetim Kurulu odasında muhafaza edilen fermanı, 1871 yılı Beyoğlu yangınında odayla birlikte yanmıştır .(32)
Tapu Merkez Kurulu mezarlık arazisinin tapusunu Belediye’ye vermeyi kararlaştırır. Bu tapuda, 51.968 metrekare mezarlık arsasının Belediye’ye ait olduğu yazılıdır. (33) Sınırlar Belediye’nin hazırladığı yeni haritaya göre tespit edilir. Buna göre Surp

(28)Haraç günlük gazete –Paris- 4 Ocak 1935 (Gazete bu bilgiyi 30 Aralık 1934 tarihli Türkçe “Zaman” gazetesinden almıştır)
(29)Arevelk günlük gazete- 28 Ocak 1935
(30)Arevelk günlük gazete- 7 Şubat 1935
(31)Nor Lur günlük gazete- 26 Şubat 1935
(32)Mardiros Hanesyan- Beyoğlu Üçhoran Kilisesinin 125 yıllık Tarihçesi- İstanbul- 1932- Sahife 292
(33)Haraç günlük gazete- Paris- 19 Nisan 1935

Lusavoriç kilisesine ait yol, bahçe ve tramvay yolu üzerindeki kapı mezarlık arsası içine alınır ve kiliseye sadece bitişikte çok dar bir geçit bırakılır. Belediye “Hokevor Diroç Tamparanı” na (Hokevor Der’in mezarı) götüren çiti de çaktırarak oraya geçişi engeller. (36)
Mahkemenin tespit komisyonu (uzmanlar heyeti) ise yaptığı ayrıntılı incelme sonucunu bir raporla bildirir. Bu rapora göre, Pangaltı mezarlık arazisinin değeri 3 yıl içinde 10 lira/metrekare’den 7,5 lira/metrekare’ye düşmüştür. Değer kaybı toplam 124.000 Lira olarak tespit edilir. (37) Kısa süre sonra mezarlık kapısındaki “Ermeni Mezarlığı” yazısı ve Haç kaldırılır. (38)
Belediye Ermeni Patriği ve kefillere karşı zarar ziyan davası açar ve mezarlığın mülkiyeti için açılan davayla satışın gecikmesi nedeniyle sebep olunan zarara karşılık 180.000 Lira talep eder. (39)
Birkaç ay sonra, Pangaltı Mezarlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Belediye arasında da sorun olur. Çünkü iki taraf da buranın aslında kendilerine ait olduğu konusunda ısrar ederler. (40)
Belediye ile Cemaat arasında uzun yıllar boyunca devam eden sorun İç işleri bakanlığının emriyle barışcıl ve idari yöntemle, İstanbul Valisi Muhittin Bey ve Beyoğlu Yönetim Kurulundan yetkili Doktor A. Surenyan arasında imzalanan anlaşma ile son bulur. Mezarlığın mülkiyet ve zarar tazmin davaları sona erer ve binalar (yaklaşık 6.000metrekare) cemaate bırakılırken kalan arazi 8 50.000 metrekare) Belediye’ye geçer. Arazi ile kilise arasında kalan 1287.5 metrekare arsa ise bazı kişiler arasında paylaştırılır. Cemaatten barışcıl yöntemle son bulan mahkeme masrafı olarak 3200 Lira talep edilir. (41)
İstanbul Belediyesi 1938 başlarında Pangaltı Mezarlığını boş arsaya döndürüp daha sonra orada konutlar ve bir park yapmaya karar verir ve ilgilenenlere en geç 15 gün

(34)Nor Lur günlük gazete- 17 Nisan 1935
(35)Merhum Hagop IV. Katolikos’un vucudunun demir kafeslerle çevrelenmiş mermer bir mezara konmasıyla oluşturulan Hokevor Der mezarı, Ermeniler için olduğu gibi birçok Türk için de kutsal ziyaret yeri olmuştur.
(36)Nor Lur günlük gazete- 1 Mayıs 1935
(37)Nor Lur günlük gazete 14 Mayıs 1935
(38)Nor Lur günlük gazete- 23 Mayıs 1935
(39)Nor Lur günlük gazete- 2 temmuz 1935
(40)Nor Lur günlük gazete- 6 Ekim 1935
(41)Jamanak günlük gazete- 7 Aralık 1937

içinde mezarlarını kaldırmalarını duyurur. (42) Patrik Mesrop Naroyan Beyoğlu Yönetim Kuruluna, merhum Hagop Gatoghikos Chughayetsi’nin (ölüm 2 Agustos 1680) mezarının (Hokevor Der) Pangaltı Mezarlığından alınarak Üç Horan Kilisesinin bahçesine nakledilmesi için resmi makamlara gerekli müracaatın yapılması konusunda bir yazı yollar. (43)
Merkezi, geniş, havadar, deniz görür (o dönem önü açık) konumuyla daima iştahları kabartan Pangaltı Surp Hagop Ermeni Mezarlığı birçok resmi belgenin varlığına ve onun mülkiyeti hakkında şüphe bırakmamasına rağmen (tapular, inşa izin belgeleri, vakıf mevcut olmadığını gösteren ve mülk olduğuna dair kayıtlar) 8 yıllık uzun mücadeleli bir mahkeme döneminden sonra, 1939’da bütünüyle istimlak edilir. Surp Krikor Lusavoriç’e ithaf olan Khor Virap kilisesi yıkılır.
Belediye “Emval i Metruke” lerle aynı sonu paylaşan ve bugün varlığı hakkında çok az kişinin bilgi sahibi olduğu mezarlığın, olayların sessiz tanıkları olan sahipsiz mezar taşlarını Park’ın basamaklarının yapımında ve büyük oranda Eminönü meydanının tamirinde kullanır. (44)

(42)Arevelk günlük gazete- 9 Şubat 1938
(43)O günlerde nakledilen mezar, halen Beyoğlu Üç Horan kilisesinin bahçesinde korunmaktadır.
(44)Kevork Pamukçuyan- Zamanlar, Mekanlar, İnsanlar- İstanbul 2003 –Sahife 266

Armaveni MİROĞLU

Toplumsal Bilimler Habercisi
Ermenistan Bilimler Ulusal Akademisi yayın organı
Sayı 2008/1 den tercüme edilmiştir. 

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: