İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

´Ekumenik´likten kurtuluş yok… II

Mihail Vasiliadis 28.08.2006

Geçen haftaki yazımızı bir cevaba ayırmış ancak yerimiz yetmediğinden bu hafta da devam edeceğimizi belirtmiştik. Söz konusu cevap, Cumhuriyet gazetesinin ‘Strateji’ ekinde yayınlanan, TUSAM Balkan Araştırmaları Masası adına Gözde Kılıç Yaşın tarafından kaleme alınan bir çalışmadaki iddialara. Yazının başlığı ‘Ekümenikliği kabul ettirme çabaları artıyor’ şeklinde atılmış; bir de üst başlığı var, ‘Brezilya’daki sempozyumda ekümeniklik…’ diye. Geçen hafta da yazdığım gibi, ‘araştırma masası’ ürünü bir yazının bilimsel olması, iddiaların kanıtlarıyla birlikte ortaya konması gerekir. Yazıyı dikkatle okuyarak bu kanıtları aradım; bulamadım maalesef. Bu arada, benim bilgime göre, gerçekle çatışan kısımlarının altını da çizdim; sonunda altı çizilmedik satır, hemen hemen kalmadı!

Sayın Bartholomeos’un ‘Din, Bilim ve Çevre’ adına gerçekleştirdiği sempozyumların neden önemli ve özellikle Türkiye’nin yararına olduğunu, geçen hafta anlatmağa çalıştık. Bu yazımızla da kendisinin neden ‘Ekumenik’ olduğunu ve bunun ne anlama geldiğini, yine aynı çalışmadaki iddiaları cevaplayarak anlatmaya çalışalım.

Yazıda şöyle bir iddia var; diyor ki sayın Gözde Kılıç Yaşın, ‘Hıristiyan anlayışına göre, bir kilisenin ‘Ekumenik’ sıfatını kazanarak diğer kiliseler üzerinde yetki ve söz sahibi olabilmesi için o kilisenin apostolik olması yani İsa’nın havarilerinden birisi tarafından kurulmuş olması gerekiyor.’ Bu kısacık cümleye bu kadar çok yanlış bilgiyi sığdırabilmek gerçekten büyük bir başarı; sayalım: a) Bir kilisenin ‘apostolik’ olması ona ‘Ekumenik’ sıfatını vermez. b) ‘Ekumenik’ olmakla, ‘apostolik’ olmak arasında ilişki yoktur. Eğer sayın araştırmacı, Hıristiyan anlayışını ifade etmekte olan herhangi kutsal bir kitapta böyle bir ifadeye rastlamışsa, bunu bir dipnotla okuyucularına da bildirmesi doğru olurdu. c) sayın Bartholomeos’un bu gün başında bulunduğu Konstandinupolis Kilisesi zaten ‘apostolik’tir. Hz. İsa’nın havarilerinden Aziz Andreas tarafından kurulmuştur. 30 Kasım günü hem Konstandinupolis Kilisesi’nin kuruluşunun hem de Aziz Andreas’ın Bayramı’dır. O tarihte Bartholomeos’u ziyeret etmek üzere Türkiye’ye gelecek olan Katolik Kilisesi lideri Papa hazretleri de, ziyareti için bu kuruluşun yıldönümünü seçmiştir. Papa hazretleri aynı zamanda, Vatikan Devlet Başkanı sıfatıyla, Ankara’yı da ziyaret edecektir d) İster ‘ekumenik’ ister ‘apostolik’ olsun, HİÇBİR ORTODOKS KİLİSESİ, DİĞER KİLİSELER ÜZERİNDE YETKİ VE SÖZ SAHİBİ OLAMAZ. Bu Ortodoks inancın en temel ilkesidir.

Birkaç satır daha aşağıda, sayın Güzde Kılıç Yaşın, Fener Kilisesi’nin Patriklik statüsü için de şöyle bir iddiada bulunuyor: Başta Roma Kilisesi (Vatikan) olmak üzere hiçbir kilise tarafından kabul edilmeyen bu kararın hayata geçirilmesi için ikisi de ‘apostolik’ kilise olan Antakya ve İskenderiye patriklikleri ortadan kaldırılmış, Anadolu, Suriye, Mısır ve Filistin’de yüzlerce insan öldürülmüştür.

Roma Kilisesi’nin (kabul etmediği???) Fener Patrikhanesini ziyaret programından hemen yukarıda bahsettik. 30 Kasım’ı bekleyecek olursa buna sayın araştırmacı da bizzat tanık olacaktır. Antakya ile İskenderiye patrikliklerinin ortadan kaldırıldığı iddiasını ise ilk kez duyuyorum. Eğer durum böyleyse, benim geçen Mart ayında, sayın Bartholomeos’a refakat ederek İskenderiye’de ziyaret ettiğim Patrikhane neydi? Hatta refakat heyetinde sayın prof. Hüseyin Hatemi ile hanımı, avukat Kezban Hatemi de vardı. Gerekirse bu patrikhanelerin yerli yerinde durdukları konusunda onların da tanıklık edeceklerine eminim. Bu arada önemli bir bilgiyi de aktarayım. Bu ziyaret esnasında Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek, Ekumenik Patrik sıfatıyla sayın Bartholomeos’u; İskenderiye, Mısır ve tüm Afrika Patriği sıfatıyla da sayın Theodoros II’yi, birlikte kabul etti. Görüşmeden sonra, sayın Bartholomeos, şöyle bir açıklama yaptı: Sayın Başkan Hüsnü Mübarek bizimle çok samimiydi. Ortodoks Hıristiyan Cemaatin Mısır’da sahip olduğu özgürlük ve gösterilen yardım nedeniyle, kendisine, her ikimiz adına, teşekkür ettim. Mısır’da dinler arası bir ayırım yapılmadığını tespit ettiğimi söyledim. O da bunu gayet normal karşıladığını, yeni anlayışın bu yönde olduğunu, Mısır’da hiçbir dinin hor görülmediğini belirtti. Daha sonra çevre korunması ve dinler arası diyalog konusundaki girişimlerimi anlattım, çevre için yaptığım konuşmaları içeren İngilizce bir kitap takdim ettim. Sayın Theodoros Başkanla Rusça konuştu. Kendisinin çok lezzetli kahvesini içtikten sonra ayrıldık.

Rastlantı bu ya! İskenderiye Patriği sayın II Theodoros, siz bu satırları okurken, Bartholomeos hazretlerinin misafiri olarak Türkiye’de bulunuyor. Patrikliğinin yerli yerinde durduğuna dair o da tanıklık yapabilir…

Ancak yerimiz yine doldu, dolayısıyla konuya (son olmasına gayret göstereceğimiz) üçüncü bir yazıyla haftaya devam etmek zorundayız.

***

Tamam; Hazine, Rum Manastırı’nın malını ‘trampa’ olarak verdi!

Peki, Silahtar Abdullah Ağa Vakfı, helal edilmemiş mal kabul ediyor mu?

M. V.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: