İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Meryemana mucizesi (2)

Murat Belge

Dün, Efes’teki Meryemana ‘Evi’nin yangın söndürerek mucize yapmasından önce, buranın bu kadar müşteri toplamasının zaten bir mucize olduğunu yazmıştım. Nimet Arzık, Halim Alyot’un başarısına inanmamıştı. Oysa Alyot’un dediği oldu ve burası ‘inanç turizmi’ denilen akımın bellibaşlı uğrakları arasına girdi.

Amu bu nasıl oldu da böyle oldu? Doğru cevap vermek için şüphesiz sayıları bilmeli, yıldan yıla artışlara bakmalı, başka istatistikleri karıştırmalı -ki ben bunları bilmiyorum. Ama, bütün istatistikler bir yana, ‘resmi’ destek görmek, böyle bir durumda, başarının yarısından çoğunu getirebilir. “Nasıl resmi destek?” mi… Yani, örneğin kilise desteği. Kilisenin en yetkili ağzı “Evet, bu doğrudur” dediği anda iş bitmiştir.

Tabii böyle şeylerin Protestan inançla ilgisi yok, ayrıca Protestanlar tek bir otoriteye bağlı değil. Ortodoks bir Patrik (Yunanistan’dakileri kastediyorum), kendisi bu evi ve içinde yaşayan Meryem’i ve Yuhana’yı rüyada görse, turistler Türkiye’ye gider diye, ağzını açıp tek laf etmez.

Bu durumda geriye Katolik Kilise ve Papa kalıyor. Zaten ne olduysa oradan oldu.

Egeli Lazaristler (dün değindim) kendilerini kendilerine dehşetli önemli hissettirecek böyle bir buluştan son derece memnunlardı. Ama Ege’de bir avuç Lazarist keşişi kim dinler?

Üst makamlar ise -haklı olarak- bu efsaneye pek yüz vermiyordu. Hangi kanıt, ortada ne var ki, bu kadar önemli bir konuda, “Evet, öyledir” desin.

Ama biri çıktı ve dedi. Kim? Bizzat Papa! XXIII. Johannes! Kimdir, nasıl Papa olmuştur?

Roncalli adında, Katolik Kilise’nin ‘liberal’ kanadında, 1925-35 arasında Bulgaristan’da, 1935-44 arasında da İstanbul’da Papalık Elçisi olarak bulunmuş, çok hoş bir adamdı. Burada kaldığı süre içinde Türkiye’yi çok sevmişti. Şimdi uzatmayayım. Avrupa’da bir yığın başarısından sonra 1958’de Papa seçildi, 1963’te öldü. Bu görevde kalması, dolayısıyla, fazla uzun sürmedi. Ama bu kısa süre içinde Vatikan’ı ciddi şekilde liberalleştirdi. Onu izleyen VI. Paulus, Johannes kadar ileri fikirli değildi, ama onun başlattığı süreci tersine döndürmek üzere bir çaba da göstermedi.

Zaten Amerika’nın Polonyalı olduğu için Sovyetler’e karşı müttefik olacağı -doğru- hesabı ve baskısıyla Papa olan Johannes-Paulus’a kadar, böylesine gerici bir Papa pek çıkmamıştı. Ama galiba onun yerini alan, bu yolda daha ilerilere gidecek. Bunun için de ABD’ye minnet borcumuz var, unutmayın.

Johannes, Türkiye’yi çok sevdiği, bunun sonuçlarının ne anlama geleceğini çok iyi bildiği için, Meryemana Evi’ni onayladı. Yani, oradaki turizm mucizesi için Halim Alyot’tan da önce onun adını anmamız gerek. VI. Paulus ise zararsız hurafelere izin veren reformistlerdendi. Hem Fatima’yı, hem de Efes’i ziyaret etti.

Meryemana Evi de bizim dünyaya söylediğimiz yalanlardan biri. Ama bu kolay hoşgörülebilir bir yalan. Turizmin bu kadar önemli olduğu bir dünyada herkes bunun türlü türlü benzerini yapıyor. Kaldı ki, herkes buna inanıp inanmamakta da serbest (teorik olarak). Kimseyi zorla Efes’in Aladağ’ına çıkarmıyoruz. Daha akıllı olsunlar, gelmesinler -ama ‘daha akıllı olmak’ ellerinde değil tabii.

Neyse, hikâye böyle. Bu hikâyeyi, memlekette Katolik papaz öldüren veya öldürtenlere de adayabiliriz. Bu ülkeyi seven bir Katolik papazı ülkenin gelirine ne kadar döviz ekledi? Ama siz gidin, İslam’ın ve Türklüğün aslanları olarak, kilisesinde dua eden adamı sırtından vurarak bu milletin ne kadar büyük bir millet olduğunu dünyaya ilan edin.

Eliniz dert görmesin. Siz de olmasanız, yok yerli liberal, yok Katolik liberal, ne olurdu bu memleketin hali?

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: