İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kars´ın gözü Ermenistan kapısında

ERKAN ACAR

Naif Alibeyoğlu Kars’ta iki dönemdir belediye başkanlığı yapıyor. Alibeyoğlu, başkan seçildiği günlerde, gazetelere ‘50 milyara satılık şehir’ manşetleri ile taşınan şehrin, makus talihini yenmesi için çabalayanlardan. Belediye tüm hızıyla hizmetlerini sürdürürken başkan, Ermenistan sınır kapısı yeniden açılırsa Kars’ın eski günlerine döneceğini söylüyor.

Serhat şehrimiz Kars, Türkiye’de işsizlik ve yoksulluk oranının en yüksek olduğu illerin başında geliyor. Öyle ki kent 1989 yılında gazetelere “50 milyara satılık şehir” diye manşet bile olmuştu. Bu trajediden kurtulmak için mücadele eden Karslıların hayatı son birkaç yıldır düzelme yolunda. Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu, kentte ikinci dönemini yaşıyor. Alibeyoğlu başkanlığındaki Kars bugün, yoksulluk sıralamasında 71. sırada yer alıyor. Son birkaç yıldır kent ve kentli üzerinde dolaşan karabulutlar ise yavaş yavaş dağılıyor. Naif Alibeyoğlu aslında bir öğretmen. Gazi Üniversitesi Türkçe Bölümü mezunu. Ankara’da terörün yoğun olarak hissedildiği 1976-80 yılları arasında eğitim görmüş. O yıllarda solcuymuş. Şu an AK Partili bir belediye başkanı. Kendini Kars’ın bir sentezi olarak gören Naifoğlu’nun ailesinde hem Kürt hem de Türk var. Babası 1970’li yıllar boyunca Kars’ta Adalet Partisi İl Başkanlığı yapmış. Ve bir sol örgüt tarafından düzenlenen saldırıda hayatını kaybetmiş. Başkan Alibeyoğlu, geçmişte söylediklerini unutup da bugünlerde Kızılelma Koalisyonu’nu kuran ulusalcı solculara tepki gösteriyor. Ona göre Türkiye’de düşünce özgürlüğü ve insan hakları gibi değerlerin sağlam temellere oturması için mücadele vermek solcular için en önemli mesele. Koltuğunda ikinci dönemini sürdüren Naif Alibeyoğlu’yla Kars’ın dünü, bugününü konuştuk.

Göreve geldiğinizde nasıl bir şehir devraldınız?

Öncelikle halkı belediye ile barıştırdık. Önceden hizmetler halka gitmiyordu. Mahalleliye, sokaktaki vatandaşa hizmet uzaktık. Yol, su, kanalizasyon yoktu. Çöpler alınmadığı için çöp dağları oluşuyordu. Şehir merkezinde birkaç tane yol vardı. O yollarda da diz boyu çukurlar vardı. Her gün onlarca arabanın lastikleri patlıyordu. Su yoktu. Kars gibi kışın sert koşullarda geçtiği bir kentte su bulunmuyordu. Yukarı taraflarda oturanlar, aşağılardan omuzlarında su taşıyorlardı kışın. Tam bir trajedi. Mahallelerde bir tane yol yoktu. Hep tarlaydı. Ben buna bir kentin trajedisi diyorum. Çalışanların beş yıllık ikramiyeleri ödenmemişti. Birçok insan intihar etmişti. Teknik eleman, mühendis yoktu. Kendi makam arabamı çalıştığımız bankaya aldırdık. Bütün bu olup biten bizi derinden yaralamıştı.

Kars neden bu duruma düşmüş?

Sovyetler Birliği ayakta iken yani Soğuk Savaş yıllarında hep gözden çıkarılmış. Beyin göçü vermiş diğer illere. Ayrıca Ardahan ve Iğdır gibi iki ilçenin il yapılması da olumsuz etkiledi. Bu iki ilçede yaşayanlar birçok işi için ilimize geliyordu. Bu, Kars ekonomisine katkı sağlıyordu. Ehliyet, pasaport gibi işlerini burada yaptırıyorlardı. Bunlar bizim için kan kaybı oldu. 1992’de Ermenistan ile sınır kapısı kapatıldı. Kentte ticaret olmayınca hiçbir şeyden bahsedemiyorsunuz. Mesela su parası toplayamıyorsunuz. Göç en büyük dertlerimizden biri. Evlerini bırakarak göçtü Karslılar. Mal mülk para etmemeye başlamıştı. Kars’ta yaşananlar tam bir kent trajedisi idi.

Peki bu trajedi sona erdi mi?

Su ve kanalizasyon sorununu hemen hemen çözdük. Geldiğimiz günden bu yana 2 binin üzerinde yol yaptık. Ben Kars’ın nüfusunun artmasını istemiyorum. 100-150 binde kalsın. Kentte yaşayan herkesin şehrin suyundan, ekmeğinden, sinemasından, tiyatrosundan, gelir dağılımından azami faydalanmasını sağladığımızda hiç kimse baba ocağını bırakıp başka illere gitmez. Ankara’da ne varsa burada olsun istiyoruz. Kültür merkezimiz, sinemamız var. Doğunun en güzel sinemasını yaptık. Her hafta sanat merkezimizde çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. Macar sanatçılar tango gösterisi yaparken İsveç’ten caz grubunu getirtip konser verdiriyoruz. Türkiye’nin en büyük sorunu iç göçtür. Bunu çözersek ülkemiz rahatlayacaktır.

Ermenistan sınır kapısı ile ilgili neler yapılabilir?

Türkiye en büyük yanlışlığı bu kapıyı kapatarak yaptı. Diktatörlükler her zaman dış düşmanlıkları körükleyerek iktidarlarını devam ettirmek isterler. Ermenistan’daki gerici ırkçı Taşnak yönetimi şu anda Türk düşmanlığını körüklüyor. Onlar diasporanın da oyununa geliyor. Diaspora Batı’daki bazı emperyalist güçlerin siyasi manevralarına alet oluyor. Bunlar Ermenistan’da bir tane okul hastane yaptırıyor ve oradaki halkı esir alıyor. Yoksulluk içinde kıvranan Ermenileri örgütlüyorlar. Onlara bir iki şey verip gidiyorlar. Ermenistan’daki hükümet de Türk düşmanlığını körüklüyor. Buraya gelen heyetler ‘Biz Kars’a geldiğimizde bizi Türkiye’de kesecekler zannediyorduk. Siz bizden daha insanmışsınız.’ diyorlar. Burada Türk dostluğunu görüyorlar. Diyalogla her şeyin çözüleceğine inanıyorum. İngilizler bugün savaştığı ülkelere silah satıyorlar.

Ermenistan’a gidiyor musunuz?

Heyet olarak gittik. Orada da Tarkan, İbrahim Tatlıses çok seviliyor. Biz bu kapının açılmasını sadece Ermenistan pazarı açısından istemiyoruz. Ermenistan’da fazla bir şey yok. Demiryolu çok önemli. En ucuz en güvenilir taşımacılık yapılıyor. Kars bir yere açılamayınca Türkiye’de Kafkaslar’a Orta Asya’ya açılamıyor. Oralarda Rusya ve ABD yarışıyor. Bu pazarı elinde tutmanın tek yolu raylardan geçiyor. Çünkü güvenilir ve ucuz. Sibirya’dan kereste yüklenecek, vagonlara konup Kars’a oradan da Anadolu’ya geçecek. Ama şu anda Batum’a, Odessa’ya geliyor, oradan gemilere yükleniyor. Kafkasya ve Orta Asya pazarı 150 milyon kişiye hitap eden 250 milyar dolarlık bir pazar. Biz bu pazarı kaybettik. Birileri çıkıp Kars-Tiflis demiryolu diyor. Ben bunun hayal ürünü olduğunu söylüyorum. Tamam ikinci bir alternatif proje olsun. Fazla mal göz çıkarmaz. Ama şu anda mevcut demiryolu açık. Şunu söylemiyoruz; Ermenistan’a uğranmadan transit olarak geçilsin. Rusya’nın böyle bir teklifi var. Ermenistan transit demiryolunu çalıştırmak istiyor. Benim bakış açım böyle. Bunları söyleyince de ‘Bu adam neden bu kadar kapının açılmasını istiyor? Yoksa Ermenilerle bir işbirliği falan mı var?’ diyorlar. Tam bir komedi. Bana bunları söyleyen insanlar gelsin buraya benim ne yaşadığımı görsün. 10.00-12.00 saatleri arasında iş isteyen, ağlayan insanları görsünler.

Görüşlerinizden dolayı birilerinin rahatsız olduğu anlaşılıyor, kimler?

Annem “Aman oğul dışarı çıkma ayağın kayar düşersin.” derdi. Bizi evde oturtacak ve bir ekmeğe muhtaç kalacaktık. “Aman dikkat şöyle olur, aman böyle olur” gibi korkularla büyütülmüşüz. Şimdi bugün, bazılarının taşıdığı endişelerin, korkuların anneminkinden farklı olmadığını gördüm. Zamana ayak uydurmamız gerekiyor. Tabii ki değerlerimize saygı göstererek. Bazı statükocu kafalar insanlarımıza öcü masalları anlatıyor.

Süleyman Demirel sizin kirvenizmiş…

Evet kirvem. Demirel babamın yakın arkadaşıydı. Ben de Ankara’ya her gittiğimde ziyaret ediyorum. ‘Hatta bu seçimlerde seni desteklemeye geleceğim.’ dedi.

Sayı: 198

Bölüm: Röportaj

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: