İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Emekli Büyükelçi Gündüz Aktan: ´SSCB çöktükten sonra Avrupa´da garip bir şekilde ırkçılık başladı. Bunu iyi anlamamız gerek´

“Yahudilerin yerine Müslümanların ikame edilmesi bir süreçtir. Şu anda bu süreci yaşıyoruz. Türkler bu süreçte mümtaz bir yere sahip”

SERPİL ÇEVİKCAN / Fotoğraflar: MUSTAFA İSTEMİ

1915 olayı neydi? Tehcir mi, bağımsızlık mücadelesi mi, yoksa soykırım mı? Ermenilerin adeta bir “Holokost hasedi”ne kapıldığı savına bile yol açabilecek kadar derin bir konu bu. Bu büyük tartışma, okuyanların düşün dünyasında yeni pencereler açacak bir kitapta çıplak gerçeklerle ele alındı. Hem de “öteki” kavramının aslında ırkçılığın ta kendisi olduğunu psikanalizin ipuçlarıyla yoğuran bir yaklaşımla.

Türkiye, Avrupa Birliği yolunda Ermeni taşına ne kadar takılacak? Avrupa sokaklarında Türklere yapıştırılan yaftaları harekete geçiren dinamikler neler? Kürtler, Türkiye’nin “ötekisi” mi? Emekli Büyükelçi Gündüz Aktan’ın bu soruları yanıtladığı ve “Açık Kriptolar-Ermeni Soykırım İddiaları, Avrupa’da Irkçılık ve Türkiye’nin AB Üyeliği” adını verdiği kitabı Aşina Kitaplar tarafından geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Aktan’la kitabında ele aldığı konular üzerine söyleştik.

1915 olayı gerçekte neydi?

Elimizdeki hukuk belgesi 1948 tarihli, BM Soykırımın Önlenmesi, Soykırımla Mücadele Sözleşmesi’dir. Oradaki tanıma göre soykırım olup olmadığını kararlaştıracaksınız. 1915 olayı bir tehcir olayı. Ermeniler, Türkiye’nin özellikle doğusundan Osmanlı İmparatorluğu’nun başka bir yerine taşındılar. Ermeniler “Tehciri bahane edip bizi katliama tabi tuttular” diyorlar. Bizde 1 milyon arşiv belgesi var. Bunları okuduğunuz zaman, böyle bir yok etme kastına rastlamıyorsunuz. Bir savaş hali varsa, bir tarafın askerleri ya da sivilleri öteki tarafın sivillerini de öldürebilir. Böyle bir siyasi amaç yoksa soykırıma girmiyor.

Kitapta Holokost, soykırım hasedi diye bir niteleme yapıyorsunuz…

Ermeniler kendi başlarına gelenin soykırım olduğunu 1965’te keşfettiler! 1965’e gelinceye kadar önümüzde ciddi bir soykırım var. Dünyanın nasıl bir sempatiyle Yahudilere yaklaştığını, kendilerinin nasıl kayırıldığını… Bu, Avrupa’nın tarihi nedenlerle ortaya çıkardığı bir sempatidir. Çünkü suçlular ve borçlular. Bizde Ermenilere karşı böyle bir şey hiç olmamış. Avrupa’da günlük hayata kadar yayılmış bir ırkçılık vardı. Türkler kimseye karşı ırkçılık yapmadılar, dolayısıyla soykırım yapmaları da söz konusu olamaz. İslam kültüründe de ırkçılık yok. Ancak Türklere karşı çok yoğun ırkçılık yapılmıştır.

“Ermeni diasporası güçlü”

ASALA terörünün noktalanmasıyla PKK terörünün başlaması birbirini izliyor. Ardından soykırım iddialarını kabul eden parlamentolar geliyor. Bu gelişimin dinamikleri neler?

Birincisini başlatan başarısız olduğunu gördü, ikincisini mi başlattı? Kanıtlarım yok. Fakat bir bakıyorsunuz, PKK ortaya çıktıktan sonra destekleyenler arasında Rumlar ve Ermeniler var. Parlamentolara bu işin yansıması 1987 yılında Avrupa Parlamentosu’nun (AP) aldığı kararla oldu. Nisanda AB üyeliğine müracaat ettik. Temmuzda “Türkiye soykırımı tanımadan AB üyesi olamaz” kararı çıktı. AP istenmeyen Türkiye üyeliğini yokuşa sürmek için o zaman önlemini aldı.

Türkiye’nin sorunu Ermenistan’la mı Ermeni diasporasıyla mı?

İkisiyle de. Diasporalar her zaman ülkelerden daha azgındır. Ermeni diasporası güçlüdür. Ortalama 250-300 milyon dolar ayırıyor bu işe her yıl. Ben 1 milyon dolar dahi ayırdığımızı zannetmiyorum.

Türkler yani “öteki”ler… Nasıl başladı?

Sovyetler Birliği çöktüğünde Avrupa’da garip bir şekilde ırkçılık başladı. Bütün yabancılara karşıydı fakat Türklerin özel bir yeri vardı. “Türkler aşağılık bir ırktır” demeden, örtülü söylediler. Psikolojide deplasman denen bir yansıtma mekanizması vardır. Örneğin Türklere karşı nefret duyarsanız fakat bu nefreti yakın geçmişinizde Yahudilere duyduğunuz nefrete benzetirseniz inkar edersiniz. “Ben değiştim. Türkleri istemiyorum çünkü Türk Kürtten nefret ediyor, ırkçı ve soykırım uyguluyor” dersiniz. Bence böyle yaptılar. Ve şunu dediler: “Zaten Türkler Ermenilere de bunu yapmışlardı.”

Türklere karşı yabancı düşmanlığı diye tanımlanan şey aslında bir ırkçılık mı?

Şüphesiz. Irkçılık olaylarının 1990’larda başlaması sırasında birdenbire antisemitizm çıktı ama karşısında sübje yok, semit kalmamış. Şu anda Yahudilerin yerine Müslümanların ikame edilmesi sürecini yaşıyoruz. Türkler bu süreçte mümtaz bir yere sahip.

“Türkler aşağılanıyor”

Türklere karşı yükselen ırkçılıksa bu, Ermenileri cesaretlendirdi o zaman…

Çok doğru. Irkçılık gelişince hedef grup Türkler aşağılanıyor. “Türkler aptaldır, çirkindir, kokarlar” diyorlar. Derken “Türkler vahşidir” geliyor. Ermeniler de atlıyor: “Doğrudur, örnek biziz, katlettiler.” Avrupa’daki ırkçılığı çok iyi anlamamız lazım çünkü bu, AB üyeliğimizin önünde bir engel olarak duruyor.

Ermeni sorunu AB yolunda Kıbrıs gibi kronik bir sorun mu?

Kronikleşmiş bir sorundur. Ermenilerle çok yoğun temasım oldu, tanıyorum. Çözülmesine imkan olmadığını düşünüyorum. Ben hukuk yolunu tercih ediyorum.

Hukuk bu meseleyi nasıl çözecek?

Soykırım suçunu ulusal belge tanımlar. Onun dışında tanımı yoktur. Soykırım en büyük suçtur, buna da sadece yargı makamları karar verir. Ermenistan bizi davet edebilir Lahey Adalet Divanı’na. “1915’e uygulanamaz, geriye dönük olamaz” diyebiliriz. Gidelim Divan’a, mahkemeyi kabul edelim. Buna rağmen Divan bakmayabilir. Çünkü tanık ve sanık kalmadı ortada.

“İrtica ırkçılığın gerekçesi oldu”

Avrupa’dakiler ırkçılıkla mı ilgilenmeyi tercih eder, yoksa irticayla mı?
İrticayı ırkçılığına bir tür kisve gibi kullanıyor. “Nefret etmiyorum ama bak şu adamın haline kardeşim, bunun giyimi giyim mi? Kaç tane karısı var? Kızına yaptığına bak” deyip irticayı kullanıyorlar. Irkçılığına gerekçe sağlıyor.

Kitapta “Irkçı ne sen, ne ben, bir grup insanlar mezhebi diyor. Bu haksız mezhebi izah için de uydurma nedenler icat ediyor. İşte Türkiye’nin AB üyeliği önündeki temel engel budur” diyorsunuz…

Hitler bile Yahudileri yok etmek için bin bir sahte sebep icat etti. Şimdi her istediğine “Kopenhag kriteridir, yapayım” diye koşuyorsun. Bitmez ki bu. Her gün sahte bir şey icat eder. AB’ye girmek istiyorsanız bu, adamın ırkçılığı ile mücadeleyi gerektirir.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: