İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Türkiye´den tam isabet

Türkiye’den olumlu değişiklik haberleri geliyor. Bütün ay kuş gribi hastalığıyla mücadele edildikten sonra ülkenin en meşhur yazarı Orhan Pamuk’a yönelik saçma sapan suçlamalar geri alındı. Kıbrıs’ta çıkmazın aşılmasına yönelik yeni bir girişim gündeme getirildi. Birbirinden bağım-sız bu iki gelişme de, Türkiye’nin Batı tara-fından kabulüne uzanan dolambaçlı yolda ileri yönde atılmış iki adım oldu.

Henüz zorlu aşamaya gelinmedi. Kıbrıs sorununu çözmeye ve temel hak ve özgürlükleri artırmaya yönelik girişimlerde bulunan Erdoğan, ordunun gerek içinde gerekse dışındaki aşırı milliyetçilerle uluslararası baskı arasında dengeli bir seyir izliyor. Avrupa Birliği için siyasi ve ekonomik kriterleri yerine getirme mücadelesinin kutuplaşmaya neden olduğu bir ülkede, ilerleme süreci hayli zorlu geçecek.

Ancak ülkenin İslami kökenlerden gelen şimdiki liderleri çağdaşlık konusundaki taahhütlerine sadık kalacaklarını ifade ederek önemli oranda mesafe kat etti. Muhtemelen Türkiye’ye kuşkuyla bakan bazı AB liderleri dahi bunun farkına varacaktır.

Pamuk davası, ertelenmeden önce Türkiye’nin uluslararası itibarını ciddi ölçüde zedeledi. Batı kulübünde yer almak isteyen hiçbir ülke, sarf ettiği sözlerden ötürü birine -özellikle de ünlü bir yazarına- dava açamaz. Pamuk, Ermenilerin ve Kürtlerin katli konusunda dürüst açıklamalarda bulunduğu için ‘Türklüğü aşağılamakla suçlandı’.

Teknik nedenlerden dolayı dava düştü, ancak yasalar milliyetçi savcıların suiistimal edilebileceği biçimde yürürlüklerini koruyor.

AB, yazarların ve gazetecilerin mahkemelere taşınmasının engellenmesi için gerekli düzenlemeleri yapması amacıyla Erdoğan hükümetine havuç uzatıyor. Kemalist hissiyatın halen son derece yoğun olduğu bir ülkede sabahtan akşama her şeyi bir anda değiştiremezsiniz. Ancak kimse Erdoğan hükümetinin sivil toplumu güçlendirmek üzere bu derece hızlı hareket edebileceğini tahmin etmemişti.

Yine de Pamuk davasında edinilen olumlu havayı Birlik bir biçimde Kıbrıs’taki zorlu soruna taşıyabilir. AB gürültü patırtı koparmadan, 1974 yılında bölünen adanın yeniden birleştirilmesi çabalarına sekte vuran Rumlarla başa çıkabilir. Roller, Kıbrıslı Türklerin tavır değiştirerek yeniden birleşmeyi istemesiyle değişti. Ancak Rumları sertlik yanlısı, uluslararası camianın güvenini ciddi ölçüde suiistimal eden ve barış planına ‘Hayır’ diyen milliyetçi bir lider yönetiyor.

Türkler bu sorunun kendilerine daha fazla zarar vermesine tahammül edemez. Ankara, bu hafta sunduğu teklif kapsamında Kıbrıslı Türklere ticari kısıtlamaların kaldırılması karşısında Rum gemileri ve uçaklarının kendi limanlarına erişimine yeşil ışık yakıyor. İyi bir başlangıç. Ancak daha ilan edilmeden Kıbrıs Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Türkiye’nin teklifini ‘yeniden ısıtılmış yemek’ olarak niteledi. Halihazırda Rumlar, AB’nin adanın kuzey kesimine doğrudan yardım ve ticaret teklifini bloke etmiş durumda. Atina’daki taraftarları sayesinde AB’ye adım atan Rum yönetimi üyeliğin her zaman almak olduğunu, asla vermek olmadığını düşünüyor anlaşılan.

Yunanistan’daki yeni muhafazakâr hükümet acaba adadaki eski kuzenlerini hizaya getirmeyi deneyecek cesarete sahip mi? Şayet diğer AB ülkeleri Kıbrıs’a dikkat çekici ölçüde ilgi gösterirse Yunanistan herekete geçebilir. Şu an için adanın eski sömürge gücü Britanya haricinde kimse harekete geçmiş değil.

Straw, “Türkiye’nin girişimi ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken bir teklif” dedi.

Türkler, bahsi, adadaki askeri varlığını geri çekmeyi teklif ederek daha da artırabilir. Askeri dengeyi bozmadan adadaki 40 bin askerin sayısı önemli ölçüde azaltılabilir.

Kıbrıs Rum kesiminin Türkiye tarafından tek taraflı olarak tanınması ise Türk milliyetçiler için aşırı gelebilir.

İçerideki reformlar konusunda hükümetin daha dikkatli hareket etmesi gerekecek. Yine de Ankara bu kozu her zaman kullanabilir.

Türkiye, AB’nin en önemli ikinci büyük sınavı. Sürecin önemli bir kısmı yurtta geçecek. Kıbrıs dışarıda kalabilir.

Ancak ada tek başına Birliğin bölgede başarmaya çalıştığı her şeyi ortadan kaldırma tehdidi yaratıyor. Konuya daha fazla dikkat göstermenin zamanı gelmiş gibi görünüyor. (Başyazı, 27 Ocak 2005)

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: