İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Atatürk´ün dostu olan dört Ermeni

Atatürk, Samsun’a giderken vapurun rotasını Berç Keresteciyan’ın uyarıları doğrultusunda belirledi. Keresteciyan’a ‘Türker’ soyadı verildi.

Bu sayfanın içeriğine Radikal okurlarının yaptığı katkı büyük. Çoğu zaman öneriler, düzeltmeler, ikazlarla şekilleniyor o hafta hangi konuların yansıyacağı.. İşte bunlardan biri..

Atatürk’ün hayatında önemli rol oynamış Osmanlı tebaası dört Ermeni’den söz ediliyordu gelen elektronik mektuplardan birinde. Geçmişte bunlardan birisiyle ilgili uzunca bir yazı yazmıştım: Berç Keresteciyan Efendi. Mustafa Kemal’e Samsun’a hareketinden önce ulaşıp İtilaf donanmasına mensup bir harp gemisinin Bandırma Vapuru’nu batıracağı haberini vermişti.. Türkçenin ilk etimolojik sözlüğünü hazırlayan Bedros Keresteciyan’ın oğluydu Berç Keresteciyan. Osmanlı Bankası’nın müdürlerindendi ve Hilal-i Ahmer yani Kızılay’ın yönetiminde görevliydi.

Mustafa Kemal onun uyarıları üzerine Bandırma Vapuru kaptanına Samsun’a varıncaya kadar savaş gemilerinin kayalıklara çarpma riski dolayısıyla yaklaşamayacağı mesafede kıyıya çok yakın bir rota izlemesi emrini verdi. Atatürk, Cumhuriyet’in ilanından sonra Berç Keresteciyan’a Türker soyadını verdi ve doğum yeri Afyon’dan milletvekili seçilmesini sağladı.

İkinci bir isim Garabet Tombalyan.. Atatürk’le Şam’da askerliğini yaparken tanıştığı biliniyor. Okuma yazma bilmeyen Türk askerlerinin mektuplarını yazan, onların komutanlıkla ilişkilerinde aracılık eden Tombalyan herkesin gözdesi haline gelip de ‘Kaspar Yapar’ diye anılmaya başlanınca Mustafa Kemal’in dikkatini çekiyor. Konya’nın Aksaray kazasındandı Garabet. Babası onun iyi eğitim almasını önemsemiş kolejde okutmuştu. Mustafa Kemal’in onu karargâhta görevlendirmekte ne denli isabet ettiği sonradan ortaya çıktı. Bir keresinde komutanlık çadırına saldırmayı deneyen üç kişiyle boğuşup yaralandı, bir başka sefer Mustafa Kemal’e Şam’dan gönderilen parayı getirmeye memur ekip baskına uğradığında hayatı bahasına paranın bulunduğu çantayı karargâha ulaştırdı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra Halep’e yerleşen Tombalyan orada Atatürk’le ilgili hatıralarını yazıp yayımladıktan sonra 1939’da öldü.

Sorguyla başlayan dostluk

Agop Martayan ya da bilinen soyadıyla Dilaçar’ı da unutmak mümkün değil elbette. Robert Kolej’den mezun bir gençti askere alındığında Dilaçar. Yedeksubay olarak önce Diyarbakır’da görevlendirilmiş ardından Kafkas cephesinde görevlendirilmiş, nihayet Halep’e tayin edilmişti. Halep’te esirlerin gözetimine memur edilen Dilaçar, Hintli tutsakların salçalı yemeklerden yakınmalarını dinleyip onlarla konuştuğu için ve onun ne konuda konuştuğunu bilmeyen diğer askerler tarafından ihbar edildi; tutuklu olarak Mustafa Kemal’in huzuruna çıkarıldı. Atatürk’e güven veren çıkışı Kafkas madalyasını göstererek ” Komutanım bu madalya sahte değildir.” demesidir.

Mütarekede Sofya’ya tayin edilen ve sonra orada kalan Agop Martayan’ı Atatürk Cumhuriyet’in ilanından sonra dil meselesi üzerine Bulgaristan’da yazıp İstanbul’da Ermenice yayınlanan Arevelk gazetesindeki makaleleri kendisine iletildiğinde hatırladı ve ailesiyle birlikte İstanbul’a davet etti. Sonrası malum.. TDK’nın önemli isimlerinden biri oldu Dilaçar..

Ve nihayet Mustafa Kemal’in Milli Mücadele öncesi İstanbul’da bulunduğu dönemde tanıdığı hayli zengin bir Ermeni.. İğneciyan Efendi. Varlıklı olduğu günlerde onun Atatürk’e destek olduğu ve Şişli’deki evin müdavimlerinden sayıldığı bilinir. Mustafa Kemal’in Anadolu’ya geçtiği günlerde İğneciyan işgal komutanlığının emriyle tutuklandı ve Malta’ya sürüldü. Ona ve ailesine ait bütün mala mülke de el konuldu. Esaretten döndükten sonra bir dilim ekmeğe muhtaç durumdaki ailesiyle Yedikule’de bir barakaya sığınan İğneciyan yıllar sonra Dolmabahçe Sarayı’nda çalışan Atatürk’ü görmek için girişimde bulundu. Yanına kızını da almıştı. Nöbetçi askerler onun halindeki perişanlığa bakıp ‘Gazi’nin yakın dostuyum, arkadaşıyım..’ deyişini önemsemediler. Ve içeri girmesine izin vermediler. Birkaç başarısız denemeden sonra bir gün yine kızıyla birlikte saraya gittiğinde genç kız nöbetçilerin gafletinden yararlanıp arabasına binmeye çalışan Atatürk’e ulaştı.

Bu sayede hikâyesini eski dostundan dinleyen Atatürk hemen ailenin rahatlaması için gereken talimatları verdi..

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: