İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sanayi-i Nefise´nin Bilinmeyen Hocası

Heykel müzesi uzmanları Koç ve Parmaksız Başbakanlık arşivlerindeki bir belgeden yola çıkarak Osmanlı döneminin önde gelen Ermeni ressamlarından Çıracıyan’ın izini sürüyor. Çıracıyan 1892’de Osman Hamdi Bey yöneticiyken Sanayi-i Nefise’de eğitmendi.


——————————————————————————–

Agos

07/01/2006 Mayda SARİS

——————————————————————————–

BİA (İstanbul) – Uzun süreden beri İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde eğitim görevlisi olarak çalışan Ermeni sanatçılarla ilgili araştırmalarını sürdüren Mimar Sinan Üniversitesi Resim ve Heykel Müzesi uzmanlarından Pınar Bolel Koç ve arşiv görevlisi Esma İgüs Parmaksız’ın Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde karşılaştıkları bir belge, bu kez Koç’la İgüs’ü Osmanlı döneminin önde gelen Ermeni ressamlarından David Çıracıyan’ın izini sürmeye iteledi.

Gazetemizi ziyaret eden Pınar Bolel Koç ve Esma İgüs Parmaksız, uzun soluklu araştırmalarının sonunda Sanat Çevresi dergisinin Ocak 2006 sayısında yayınlanan David Çıracıyan’la ilgili makalelerinin hazırlık dönemini ve yürüttükleri çalışmaları, okurlarımızla paylaştı.

Bir sır perdesi aralanıyor

“Osmanlı İmparatorluğu’nun plastik sanatlar alanında gösterdiği faaliyetlerde Ermeni sanatçıların önemi yadsınamaz. Ne var ki bu sanatçıların pek çoğunun adı günümüz eğitim tarihi literatüründe ve bu dönemin Sanayi-i Nefise öğretmen kadrosunda geçmemektedir.

“Dolayısıyla Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde karşılaştığımız David Çıracıyan’la ilgili belge büyük önem taşıyor” diyen Koç ve İgus’ün, Osmanlıca belgeye ulaşması, David Çıracıyan’ın yaşam öyküsündeki bir sır perdesinin de aralanmasına neden oldu.

“XVIII. yüzyıldan itibaren Osmanlı eğitim kurumlarında konularında İhtisas sahibi batılı ve Osmanlı uyruğuna mensup azınlıklar öğretmen olarak İstihdam edilmiştir.

Sanayi-i Nefise de kurulduğu ilk yıllarda Osmanlı’nın bu geleneğini sürdürerek, batılı hocaları eğitim kadrosuna katmıştır. XIX. yüzyılın entelektüel İstanbul sanat ortamında varlık gösteren birçok Ermeni sanatçıdan biride araştırmamıza konu teşkil eden David Çıracıyan’dır” diyerek sözlerini sürdüren Koç ve İgüs, sanatçı hakkında, doğum tarihi, kısa bir biyografi ve Sanayi-i Nefise Mektebi’ne resim öğretmeni olarak atanmasına dair Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde yer alan özgün belgenin dışında fazla bir bilgiye ulaşamadıkları için duydukları üzüntüyü de dile getirdiler.

“Katolik Patrikhanesinden sonuç alamadık”

Araştırmaları sırasında en büyük yardımı Agos editörlerinden Sarkis Seropyan’dan aldıklarını belirten ikili, Şişli Ermeni Katolik Mezarlığı Müdürü Karekin Çekiç’in de mezarlık alan araştırmasındaki çalışmalarına yardımcı olduğunu belirtti.

David Çıracıyan’m Katolik olduğunu öğrenen Koç ve İgüs ilk önce Ermeni Katolik Patrikhanesi’ne başvursalar da bir sonuç elde edemediklerini itiraf ediyor:

“Telefon edip randevu talep ettik fakat ne yazık ki Katolik Patrikhanesi’nden bir sonuç alamadık. Daha doğrusu bu konuda bilgileri olmadığını söyleyip randevu talebimize cevap vermediler”.

Dolayısıyla araştırmalarını daha fazla derinleştiremeyen ikili, Sanat Çevresi dergisinde yayınlanan makalelerinde şöyle özetliyor araştırma sürecini: “David Çıracıyan’ın, Sanayi-i Nefise Mektebi’ndeki görevi, arşivdeki özgün belgeden de anlaşılacağı üzere, l Ocak 1892 yılında başlamıştır. Ancak, Çıracıyan’ın Sanayi-i Nefise Mektebi’nde ne kadar süreyle öğretmenlik yaptığına dair elimizde herhangi bir belge ya da kaynak mevcut değildir.

Osman Hamdi Bey’in, okuldaki yöneticiliği sırasında, Çıracıyan’m Sanayi-i Nefise Mektebi’nde eğitmen olarak; Valeri, Yervant Oskan, Warnia Zarzecki gibi isimlerlerin yanında görev alması sanatçının, hem sanatsal başarısının hem de nitelikli eğitmen yönünün göstergesidir.

Sanatçı otobiyografisinde 17 Receb 1311 (24 Ocak 1894) tarihinde Sanayi-i Madalya ile ödüllendirildiğinden söz etmektedir. Çıracıyan, eserlerinde İstanbul’un çeşitli yerlerinden deniz görünümlerine yoğun olarak yer vermiş, tarihi mekanlarını da severek resmetmiştir.

Beykoz, Haliç, Üsküdar ve Hisar görünümleri, görselliğin dışında günümüz için belgesel niteliği taşımaktadır. Sanatçı, eserlerinde figürü küçük detaylar olarak işlemiş, bol ışıklı yapıtlarında manzara öğelerine ağırlık vermiştir.

David Çıracıyan’la ilgili yaptığımız araştırmalarda, sanatçının kesin ölüm tarihine ulaşamadık. Araştırmamız sürecinde, Çıracıyan,Katolik Ermeni’si olması nedeniyle, sanatçının, Şişli Ermeni Katolik Mezarlığı’nda medfun olabileceğini düşündük. Ancak Şişli Ermeni Katolik Mezarlığı’nda yaptığımız kayıt taramalarında, sanatçının ölüm yeri ve tarihine rastlayamadık.

Mezarlık kayıt bilgilerinde, Çıracıyan’ın adının bulunmaması üzerine mezarlıkta yaptığımız uzun süreli alan araştırmaları sonucunda da herhangi bir veriye ulaşamadık.

Mezarlık araştırmasından sonra, İstanbul Ermeni Katolik Kiliselerinde taradığımız ölüm kayıt defterlerinde Çıracıyan ailesinden birkaç kişinin ölüm kayıtlan dışında sanatçıya ait herhangi bir bilgiye de rastlayamadık.”

Arşiv’deki belgenin transkripsiyonu

Osmanlı Devlet Arşivi’nde-ki belgenin transkripsiyonu bizzat Pınar Bolel Koç ve Esma İgüs tarafından gerçekleştirilmiş. Osmanlıca belgenin Türkçe çevirisi İse şöyle:

Yıldız Saray-ı Hümayunu Başkatiplik- Dairesi Numara 3266 İtalya’ya yağlıboya ve suluboya resim öğrenimi görmeye giden ve İstanbul’a geri dönen Ermeni Katolik cemaati şahıslarından David Efendi’nin Sanayi-i Nefise Mektebi ‘nde uygun miktar bir maaşla istihdamı Padişah Hazretlerinin yüce iradesi gereğinden olmakla bu konuda emr ve ferman emir sahibinindir.

Padişah Hazretlerinin Baş Katibi Süreyya 30 cumadelula 309/20 kanun-ı evvel 307. (Miladi l Ocak 1892). Tabloları günümüz müzayedelerinde yüksek fiyatlara alıcı bulan David Çıracıyan hakkında önemli bir bilgiyi gün ışığına kavuşturmanın gururunu taşıyan ve daha önce ünlü heykeltıraş Yervant Oskan hakkındaki uzun soluklu makalesiyle gündeme gelen uzman Pınar Bolel Koç ve arşiv görevlisi Esma İgüs Parmaksız, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunan özgün belgeden dolayı Çıracıyan’ın bundan böyle Sanayi-i Nefise Mektebi Öğretmenleri Kadrosu’na dahil edilmesi ve daha geniş soluklu araştırma ve çalışmalarda gündeme gelmesi gerektiğinin de altını çiziyor. (KÖ)

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: