İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Dink davası: Türk neyle gururlanacak ve kim Türk?

Ali Bayramoğlu

Birden çok Türkiye var… Bir yanda Hrant Dink’i mahkum eden, ülkeyi terk etmeye davet eden bir Türkiye var. Dink’e verilen desteklere söven bir Türkiye var…

Diğer yanda Dink’in yanında ve arkasında duran bir Türkiye var. Dink’e verilen desteğe destek katan bir Türkiye var…

Bir tarafta insan hakkının önce ötekinin hakkı olduğunu bilen bir Türkiye var.

Öte tarafta hakkı kendisinden başka kimseye yar etmemeye niyetli bir Türkiye var…

Doğal…

Bu, 1915’te de böyleydi…

Bir yanda “itilen, sürülen, kesilen gayrimüslim komşularını koruyan, saklayan, kollayan bir ülke” vardı…

Öte yanda “sürgünü fırsat bilip komşusunun malına, mülküne, altınına göz koyan, onu yolda soyan, boğan bir ülke” vardı.

Mücadele hep bu iki Türkiye arasında oldu, olmaya devam ediyor ve devam edecek…

Bu mücadelede ardına sığınılacak hiç bir kimlik kalkanı, hiçbir ideoloji duvarı yoktur…

Liberallik, İslamcılık, Türkçülük, milliyetçilik, solculuk hiç bir paravan, hiç bir sıfat insanı bu tür durumlar karşısında “çıplak düşmek”ten korumaz…

İnsani değerlere ya sahipsinizdir ya değilsinizdir…

İnsanı ya merkez alıyorsunuzdur ya da onu yapılar, milletler, ideolojiler, kimlikler, devletler içinde boğup öldürüyorsunuzdur…

Birinci yol aydınlık, ikinci yol karanlıktır.

Şu açık: Aydınlık yolda koşanı kollar. Karanlıkta koşan ise düşer…

Karanlık zihni, duyuları dumura uğratır… Karanlık korkuyu besler, korkan bağırır, titrer, inler…

Aydınlık ve karanlık tercihiyle demokrasinin ilişkisi de yakındır…

TCK eski 159’ncu yeni 301. maddesi yandaşlarını vurunca ayağa kalkıp, başkasını vurunca alkış tutunlar demokrasiyi hakkedebilirler mi?

Hrant Dink’i televizyonlarda onlarca kez izlemişsinizdir. Onun Ermeni sorununun insani yüzünü temsil ettiğini hiç mi görmediniz? Varlığı ve söyledikleriyle hem Ermeni’nin hem Müslümanın çektiği acıları simgelediğini hiç mi fark etmediniz?

Farketmedinizse aynı türden değiliz demektir.

Akıl öfke duyuyor…

Yıldırım Türker “insan kardeşinden bellidir” diyordu, Dink’e yönelik yargıları tasnif ederken.

Ahmet Altan ise gazetem.net sitesindeki yazısıyla tokat gibi vuruyordu.

“İttihatçı güruhunun yarattığı acıları, bunu zehirli bir kan davasına çevirmeden anlattığı için mi bu insanı mahkum edecek bu toplum?

Ermenilerin çektiği acıları anlatmaya hakkı yok mu Hrant’ın?

Dedelerimiz Hrant’ın dedelerine acılar çektirdi, şimdi de biz mi Hrant’a acı çektireceğiz? Türklük, çektireceğimiz acılarla mı gururlanacak?

Türklük dediğiniz bu mu gerçekten? Acı çektirmek mi?

Türklüğe hakaret eden birileri varsa onlar Türklük kavramını ölümle, acıyla, baskıyla özdeş hale getirmeye çalışanlardır. Hukuku, vicdanı, adaleti unutanlardır.

Türklük gururlanacaksa geçmişteki günahları savunduğu için değil, Hrant bu ülkede özgürce, mutlu yaşayabildiği için gururlanacak.

Hrant’ın özgürlüğüne ve mutluluğuna dokunan herkes aslında bizim varlığımızı aşağılıyor. Hrant’ı savunacak, ona hakkını verecek yargıçlar çıkarsa eğer onlar Hrant’ı değil Türklüğü korumuş olacaklar…”

Düşünün şimdi kimsiniz siz?

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: