İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hrant

Ahmet Altan

Fransız Devrimi’nin genç önderlerinden Saint Just, “devrim, silahların değil yasaların patlamasıdır” demişti.

Bizde sadece yasalar değil topyekun hukuk sistemi toplumun ayaklarının altına yerleştirilmiş bir mayın gibi infilak ediyor.

İnsan, bu hukuk sistemi toplumun ve geleceğin düşmanı mı diye merak ediyor.

Avrupa Birliği üyeliğine aday bir ülkeyiz.

Bu statü, bu ülkenin otuz yaşından ufak yaklaşık kırk milyon gencinin geleceğinin güven altına alınması demek ama hukuk sistemimiz bu kırk milyon gencin, dolayısıyla da bu ülkenin geleceğini karartmak için neredeyse bilinçli engeller yaratıyor.

Orhan Pamuk için dava açılıyor, yetkisinin göz göre göre aşan bir mahkeme ünüversitede yapılan Ermeni Konferansı’nı yasaklamaya kalkıyor.

Son olarak da Hrant Dink altı aya mahkum ediliyor.

Hem de ne mahkumiyet.

Bilirkişinin “bu yazıda suç yoktur” demesine rağmen ısrarla verilen bir karar bu.

Üstelik, savcı bir de bilirkişiyi tehdit ediyor.

Bu nasıl bir hukuk sistemi?

Hukukla adalet arasındaki bağ kopmuş gibi gözüküyor.

Yasaların koruması altındaki yargıçlarla savcılar toplumu derinden sarsan kararlar alıyorlar.

Yasalar patlıyor.

Bu toplum kendi hukukçularının elinde rehin mi?

Hrant Dink, “Türklüğe hakaret etmiş”.

Hrant’ın yazdığı yazıyı iyi niyetle okuyan herkes o yazının “Türklüğe hakaret” etmek gibi bir kastı olmadığını görür.

Ben de herkes gibi Hrant Dink’in konuşmalarını televizyonlarda defalarca izledim, Ermeni sorunu denilen sorunun insan yüzünü temsil ediyordu, çekilen acıları anlatıyor ve hepimize insan olduğumuzu hatırlatıyordu, günahımızla sevabımızla büyük bir imparatorluğun çocukları olduğumuzu gösterip varlığıyla köklerimizde yaşattığımız “emperyal gururu” besliyordu.

İttihatçı güruhunun yarattığı acıları, bunu zehirli bir kan davasına çevirmeden anlattığı için mi bu insanı mahkum edecek bu toplum?

Ermenilerin çektiği acıları anlatmaya hakkı yok mu Hrant’ın?

Dedelerimiz Hrant’ın dedelerine acılar çektirdi, şimdi de biz mi Hrant’a acı çektireceğiz?

Türklük, çektireceğimiz acılarla mı gururlanacak?

Türklük dediğiniz bu mu gerçekten?

Acı çektirmek mi?

Türklüğe hakaret eden birileri varsa onlar Türklük kavramını ölümle, acıyla, baskıyla özdeş hale getirmeye çalışanlardır.

Hukuku, vicdanı, adaleti unutanlardır.

Türklük gururlanacaksa geçmişteki günahları savunduğu için değil Hrant bu ülkede özgürce, mutlu yaşayabildiği için gururlanacak.

Hrant’ın özgürlüğüne ve mutluluğuna dokunan herkes aslında bizim varlığımızı aşağılıyor.

Hüseyin Cahit, İstiklal Mahkemesinde yargılanırken, gözünü kırpmadan idam kararı veren hakimlere “sizin gibi hakim olmaktansa benim gibi mahkum olmayı tercih ederim” demişti.

Doğrusu ya Hrant’ı mahkum eden yargıçlar gibi yargıç olmaktansa Hrant gibi mahkum olmayı tercih ederim.

Son zamanlarda verilen kararlar mahkum olanları değil mahkum edenleri yaralıyor.

Tuhaf kararlar, yalnızca bu ülkenin geleceğinin önüne barikatlar dizmiyor aynı zamanda Türklüğü de hukuksuzlukla eşdeğer kılıyor.

Yok mu bu ülkede Türklüğü adaletle, hukukla özdeş kılacak hukukçular?

Sadece mahkumlarımızla mı övüneceğiz?

Hrant’ı savunacak, ona hakkını verecek yargıçlar çıkarsa eğer onlar Hrant’ı değil Türklüğü korumuş olacaklar.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: