İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yasak ve demokrasi

Adına kısaca “Ermeni Konferansı” denilen ve binbir engelleme girişimiyle karşılaşan toplantı, sonunda Bilgi Üniversitesi salonlarında yapılabiliyor

25.09.2005

Adına kısaca “Ermeni Konferansı” denilen ve binbir engelleme girişimiyle karşılaşan toplantı, sonunda Bilgi Üniversitesi salonlarında yapılabiliyor.

Bu sayede Türkiye çağdışı bir sansür suçlamasından, üniversiteye ve akademik özgürlüğe müdahele ithamından kurtuluyor.

Bir demokrasiye yaraşan tavrı benimsiyor.

Şimdi Türkiye, çeşitli uluslararası platformlarda bu toplantıyı örnek gösterebilir ve İstanbul’da resmi teze aykırı bir bilimsel konferans düzenlendiğini söyleyerek, Ermenistan resmi tezine aykırı bir toplantının da Erivan’da yapılıp yapılamayacağını sorabilir.

Toplantıya karşı çıkan çevreler aslında Türkiye’ye kötülük yaptıklarının bilincinde değiller.

Brüksel’den konuşan Bahadır Kaleağası, Ermenilerin ağırlıklı olduğu bir toplantıda, konferansı yasaklama haberinin gelmesiyle birlikte herkesin birbirinin boynuna sarılıp tebrik ettiklerini söylüyordu.

Çünkü Türkiye’nin her türlü tezi tartışabilen bir demokrasiye sahip olması, ülke karşıtlarının işine gelmiyor.

Türkiye yıllarca kaba bir sansüre ve baskı politikalarına sığınarak, uluslararası kamuoyunda en haklı olduğu davaları bile kaybetti.

Eğri oturup doğru konuşalım.

Bugün Türkiye dünyada, hiç hak etmediği bir biçimde en sevimsiz ülkelerden biri olarak görülmekte.

Oysa bizler bu ülkenin ne kadar güzel ve halkının ne kadar sevimli olabildiğini biliyoruz.

Biliyoruz ama anlatamıyoruz.

Yöneticiler anlatmamıza imkân bırakmıyorlar.

Askeri rejimlerin vahşi uygulamaları, aydını, yazarı, çizeri çil yavrusu gibi dağıtan bir baskı anlayışı, faili meçhul cinayetler ve işkenceler Türkiye’yi sevilmeyen, hatta nefret edilen bir ülke haline getirdi.

Bu iletişim çağında kendimizi daha iyi anlatarak bu kötü izlenimi silebiliriz ama bunun için önce içerde temizlik yapmamız ve çağdışı bütün düşünceleri evimizden atmamız gerekiyor.

Dün akşam dünya televizyonları, Türkiye’de resmi tezlere karşı olan bir muhalif konferansın yapılabildiğini bildirdiler.

Bu bile insanlarda bir parça sempati uyandırmıştır kanısındayım.

Amerika kendi ordusunun ıcığını cıcığını çıkaran filmler yaparken, Kızılderili ve Vietnamlı katliamını anlatan eserler üretirken, Hollywood rüşvetçi polis filmlerinden geçilmezken biz nasıl olur da üniversitelerin toplantılarına karışır ve bunları yararlı ve zararlı diye ikiye ayırabiliriz.

Toplantıda tartışılan tezlere karşı her türlü görüş öne sürülebilir. Bugün her yurttaş ve her sivil toplum örgütü görüşlerini ifade etme olanağına sahip.

Doğru olan da toplantı yasaklatmak ya da basmak değil, budur.

İnanın bana; eğer yasakçılık bir işe yarasaydı bugün Türkiye dünyanın en itibarlı ve en ileri ülkelerinden biri olurdu.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: