İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Gene `o kafa`

Guneri Civaoglu

Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen seminerde önleri kesilenler dün konuşsalardı neler söyleyeceklerdi?.. Genelde – çoğunun – birbirine çok yakın söylemleri var.

Birinden; Profesör Halil Berktay’dan satırlar yansıtayım…

……………….

“Resmi tezlerde……. Tehcir uygulaması sadece savaş cephesi, yani Doğu Anadolu’yla sınırlı gibiymiş, sanki Ermenilerin bir genel isyan hali varmış gibi imalarda bulunuluyor.

Hepsi yanlış. 1915 Nisan’ı öncesinde bir Ermeni isyanı yoktu; genel olarak da yoktu. Doğu Anadolu için bile kitlesel bir isyan hali söz konusu değildi. Ermeni komitacıların faaliyeti de halk ile milliyetçi gerillaların ayırt edilemeyeceği bir kitlesellik boyutlarında değildi. Osmanlı Devleti Ermeni tebaasının büyük çoğunluğu, masum yaşamını barış içinde sürdürüyordu.

Buna karşılık topyekûn genellik kazanan, bir bakıma kendi Ermeni tebaasının tamamına karşı savaş açmak anlamına gelen Osmanlı Devleti’nin uygulaması oldu.

Tehcirin sorumluları Talat, Enver ve Cemal paşalardır…… Teşkilat-ı Mahsusa darbesinden itibaren, güçlü bir askeri dikta oluşturan Enver-Talat-Cemal üçlüsünün iradesiyle, önce tehcir kanunu çıkartıldı. Bu yasayla Osmanlı topraklarında yaşayan bütün Ermeniler, sırf Ermenilikleriyle tanımlanmış bir şekilde, ilkönce bulundukları mahalde gözaltına alınıyorlar, mallarını ve mülklerini arkalarında bırakmaya zorlanıyorlar; Taşnak’a bulaşmış bulaşmamış, kanundışı herhangi hareketleri görülmüş görülmemiş demeden, ayrıca genellikle kadın-erkek, genç-yaşlı, çoluk-çocuk vs. demeden (ancak ondan sonra çok sınırlı bazı istisnalar getirilmiştir) konvoylar halinde ve kolluk kuvvetlerinin nezdinde Anadolu’nun Doğu ve Güneydoğu’suna, oradan da Arap vilayetlerine sevk ediliyordu…….

…… Osmanlı topraklarında yaşayan 1.5 milyon Ermeni’nin, Türk devletinin tahminiyle asgari 300-400 bin kadarı, Ermeni diasporasının azami tahminiyle 1-2 milyon kadarı ölmüştür. Dışişlerinin seçkin diplomatı Merhum Kamuran Gürün’ün ERMENİ DOSYASI kitabına baktığınızda asgari 300 bin rakamını görürsünüz. Britannica Ansiklopedisi’nde 600 bin rakamı verilir. Orhan Pamuk 1 milyon demiş. Ben belki 600 bin, belki 800 bin, belki 1 milyon diyorum. İsterseniz 300 bini kabul edelim, ne fark eder? Bu korkunç bir rakamdır……. Konvoy muhafaza taburlarına rağmen 1-1.5 yıl içinde kazara 300 bin insanın ölmesi mümkün mü?”

………………….

1- Prof. Berktay’ın satırları ve İdare Mahkemesi’nce ertelenen ve bugün Bilgi Üniversitesi’nde başlaması gereken seminerdeki konuşmacıların görüşleri “90. Yılında Ermeni Trajedisi- 1915’TE NE OLDU?” adlı kitapta yer almakta. (Yazan: Sefa Kaplan. Doğan Kitapçılık AŞ. Mayıs 2005.) Kitabı serbest satılıyor, o satırların sözel ifadesine yasak… Bu nasıl kafadır?

Demokrasi çıtası yüksek bir ülkede yaşamak istiyoruz. Bu ülke “konuşan Türkiye” olacak. “Susan/susturulan Türkiye” artık bir daha yaşanmamak üzere geride kaldığı kafalara dank etmeli.

Karşı fikri olan, bunu susturarak, mahkeme kararlarını zulada saklayarak değil, konuşarak, yazarak kamuoyuna sunmalı.

2- Yıllardır Ermenistan’a “yargıyı tarihçilere bırakalım” çağrısı yapan Ankara, bu süre içinde katliam iddialarına karşı hangi tarihçilerle ciddi ve bilimsel dosyalar oluşturabildi?

3- İsviçre’de “Ermeni soykırımı olmamıştır” demek suç… Fransa ve Belçika’da da “Ermeni soykırımı” varlığı yasayla kabul edilmiş bulunuyor. Bunun aksi iddia edilemez.

Nerede fikir özgürlüğü?

AB de çifte standart yapmamalı.

4- Gene de… Olayın, semineri düzenleyenleri eleştirme boyutu yok mu?

Hiç değilse Türkiye’nin nasıl da “sakar” bir ülke olduğu bilindiği halde, böylesine duyarlı bir toplantının tam da 3 Ekim öncesine konulması ve “Kızılelmacılara” fırsat verilmesi hata değil de nedir?

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: