İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Muhiddin NALBANTOĞLU: Ermenilere tokat gibi kitap – Yeni Cag

Önümüzdeki günlerde Türkiye’nin başına yeni sorunlar çıkarmak için İstanbul’da bir konferanslar dizisi hazırlanmıştır. Bir üniversitemizin ve onun öğretim üyelerinin de konuşmacı olarak katılacakları bu toplantı Ermeni sorununun ve sözde Ermeni kıtalinin de tartışılması suretiyle akıllarınca devletimize izafe edilen bir soykırımın kabullenmesi hedefini güdüyor. Daha önce bu hainane girişim ertelenmesine rağmen yeniden gündeme getirilmiştir. İş oluruna varacaktır. Çünkü bu milletin çağlar boyunca yüzlerce düşmanı olmuştur. Fakat bütün bu Türk düşmanlarından hiçbirisinin doğal bir ölümle dünyamızdan ayrıldığı görülmemiştir. Bu Türk düşmanları arasında krallar, başbakanlar, generaller, diktatörler, sözde ilim adamları ve ünlü şairler de vardır. Sonuçta bunların her biri ya tahtlarını kaybederek kendi milleti tarafından öldürülmüş ve cesetleri parçalanarak yakılmıştır. Konu aslında geniş araştırmaları gerektiren kitaplık hacımda bir konudur. Biz de bunu yaptık. İleride kitaplaşacaktır. Burada Ermeni konusuna değinirken yukarıda zikrettiğimiz konferans hazırlığının da Türk düşmanlığı eseri olarak tertip edildiği kesindir. Sonuçta ne kararlara varılacak, karşımıza hangi melunane oyunlar sergilenecektir. Bilmiyoruz. Bilinen bir şey varsa o da Ermenilerin Türkiye aleyhinde çalışmalarının hangi boyutlara ulaştığının anlaşılması için bu kongreyi ibretle seyretmek yeterlidir. Kongreyi tertip edenlerin toplantı salonuna medya mensuplarını sokmamak karırını almaları da pek hüsnü niyet sahibi olmadıklarının göstergesidir. Neyse. Bekleyeceğiz ve göreceğiz.

Tarihte geçen bir olay

1919’larda gerçekleştirilen galip müttefiklerin topladığı ünlü Paris Kongresi vardır. Bu kongre Türk cihan devletinin parçalanması ve müttefikler arasında paylaşılması için toplanmıştır. Kongrenin ana teması Türk topraklarında bir Ermeni devleti kurulması ve Yunanistan’a bu paylaşılmadan geniş bir parça verilmesi esasına dayanıyordu. Kongreye katılmak için Atina’dan Paris’e hareket eden ünlü Türk düşmanı Elefteriyos Venizelos yol boyunca büyük bir Türk düşmanlık eseri olan Diriaut’ın Türkiye’nin meselesi adlı eserini okumuştur. Nitekim Paris Kongresinde Ermeni ve Rum iddiaları bu kitaba dayanılarak iddia edilmiştir. Kitap tamamen Rum zenginlerinin finanse ettiği bir hazırlık sonucunda Türkiye aleyhinde şişirilmiş demografik bilgilerle doludur. Türkiye’nin hiçbir Ermeni ve Rum nüfusunun bulunmadığı bölgelerinde bile milyonlara varan Rum ve Ermeni nüfusunu konu alan istatistikler yer almıştır. Elbetteki bu kongre de Türkiye’nin haklarını savunmak için toplanmamıştır. Zemin hazırdı. Rum ve Ermeni talepleri dikkate alınarak Anadolu dört yıl kan ve ateş sellerine boğuldu.

Ermeni tehciri bahanesi

Türk düşmanları Türkiye’nin güçlenme yoluna girdiği her zaman karşımıza birçok sorunlar çıkarırlar. Günümüzden neredeyse 90 yıl önce geçmiş olan ve tamamen Ermenilerin ayaklanma hazırlıklarının doğurduğu tehcir olayını bahane ederek dünyamızı kendi emelleri uğrunda karıştırmaya devam ediyorlar. İttihat ve Terakki yönetimi zamanında meydana gelen olaylar Ziya Gökalp’in deyimi ile “mukatele” yani her iki tarafın da karşılıklı ölümleriyle sonuçlanmıştır. Bu durumu o zamanlar İttihatçıların yayınladıkları beş dildeki resimli ve belgesel albümlerden anladığımız gibi yine beş dilde yayınlanan Türkçesinin “Ermeni Komitelerinin Amal ve Hareket-i İhtilaliyesi” gibi eserlerden de çok açık bir şekilde ortaya konmuştur. Dava da Türkiye ve galipler arasında yapılan Lozan Antlaşması ile kapanmıştır. Aradan geçen bu kadar uzun bir zaman diliminden sonra yeniden ısıtılıp gündem kazandırılması tamamen Türkiye’nin önünü kesmek, gelişip zenginleşerek yeniden büyük bir cihan devleti haline gelmesini baltalamak hareketinden başka bir şey değildir. Medyada yıllardan beri yer alan haberler, yorumlar da işin tamamen Batılı Türk düşmanı devletlerin ve özellikle ABD ve Avrupalı ülkelerin geniş çaplı destek ve yardımlarıyla hazırlandığını, sahnelendiğini ve meşrulaştırıldığını açıkça görüyoruz.

Ülkemizde olsun dünyada olsun Ermeni tarihi ve Ermeni meselesi üzerine kitaplık dolduracak çapta ve her dilde geniş yayınlar yapılmıştır. Ancak içinde bulunduğumuz Eylül 2005 tarihinde Ankara’da BİLGİ YAYINEVİ’nin neşriyatı arasından çıkan “ERMENİ MESELESİ, 1774-2005, Bilal N. Şimşir” adını taşıyan 500 sayfalık kitap konuyu bütün detaylarıyla ve belgeleriyle çok çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. Eserin müverrihi büyük bir ilim adamı ve önemli bir Türk diplomatı olan Bilal Şimşir tarafından yazılmış olması onun her bakımdan güvenilirliğini de kanıtlamaktadır. Bu açıdan bakıldığında bugüne kadar yayınlanan bütün kitapların da bu kitaptan sonra – yazanlar darılmasınlar- biraz iptidai kalıyor. Bu kitabın dakika tehir edilmeden bütün büyük dillere çevrilerek yabancı ülkelerde de yayınlanması, yaygın hale getirilmesi, yabancı ülkeler parlamentolarına gönderilmesi, yine bu ülkeler diplomatlarına ulaştırılmasında sayısız milli faydalar vardır. Türk insanına gelince: Ermeni meselesini günümüz insanına bütün cepheleriyle ve bütün detaylarıyla anlatması bakımından Türkiye üzerinde hak sahibi olduğunun şuurunda olan her Türk’ün kesinlikle okuması gereken bir kitaptır.

Dünya siyasi konjonktüründeki duruma baktığımızda da Ermeni meselesi konusunda başta Ermeniler olmak üzere bu kitap suratlarına bir tokat gibi çarpılmalıdır. Büyük Türk bilim adamı Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in bu durumdaki kötü niyetli insanlar için söylediği bir özdeyiş vardır. Rahmetli der ki: “-Okumuyorlar! Yahut Allah belalarını versin!…” Ancak , burada söylenecek bir söz varsa o da şudur: Yukarda zikrettiğimiz toplantıya katılacak insanlar bu kitabı okuyarak gitsinler. Tüm dış ülkelerdeki Türk devletinin diplomatları ve bütün misyon mensupları da bu kitabı okumayı ihmal etmesinler. Kitabı bir karınca sabrıyla hazırlayıp yazan Bilal Şimşir ve onun kadar sıcak bir heyecanla kitabı yayınlayan Bilgi Yayınevi sahibi büyük kültür savaşçısı Ahmet Tevfik Küflü’den tam zamanında Türk düşmanlarının ve özelliklede Ermenilerin suratına bir milli tokat gibi böyle bir kitabı çarptıkları için Allah onlardan razı olsun. Eskilerin deyimi ile “Sayiniz meşkur olsun”.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: