İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Herşeyin zamanı var…

Pınar Selek

Bugün geçmişe bakarken gördüklerimizi, geçmişte yaşasak görür müydük? 1915’te mesela? Ya da Varlık Vergisi’nin kesildiği günlerde? O yıllarda yaşasak ne yapardık?

Tablonun içinden bütünü görebilir miydik? Devlet vahşetinin geleceğe büyük bir utancı miras bırakacağının ayırdına varabilir miydik? Şimdi içimizde uyanan dehşet duyguları yine olur muydu?

1940’da Almanya’da olsak Yahudilerle, 1915’te Türkiye’de yaşasak Ermenilerle nasıl ilişki kurardık? Gizli gizli yardım mı ederdik, kendi kendimize üzülmekle mi yetinirdik? Onların yaşadıklarını, bizim dışımızda, başkalarının arasında süren bir kapışma olarak mı anlardık? Soykırımın, Varlık Vergisi’nin, azgın milliyetçi kırımların önünde durur muyduk?

Duramadık ki, azınlıklara duyulan kin, dilimize deyim olarak yerleşti. ‘Ermeni dölü’ kavramı bir küfürdür. Ve h‰l‰ dillerdedir. Bunun gibi neler var!.. Devlet, bir grup insanı dinsel bir havayla şeytan haline sokup, çevresini lanetle kuşatıyor. Savaşını da böyle yürütüyor, zaferini de böyle kazanıyor.

1915’te bir Müslüman olarak yaşasaydık ne yapardık? Kimi Ermeni direnişlerinin kötü bir bahane olduğunu, Taşnak’ın yanlış yolda olduğunu söyleyip içimizi mi rahatlatırdık?

Daha meşru bir muhalefet konusunu seçer, lanetli Ermeni meselelerine karışmaz mıydık? Yoksa ‘Bulaşmayayım, ben zaten sevilmeyen çocuğum’ mu derdik?

Genelde bunlar söylenmiş ki, Türk ulus devleti, azınlıklarla ilgili ideolojik ve ruhsal bir zafer kazandı. Bu zafer, değişik toplumsal gruplarda farklı yansımalara sahip.

Kimileri devlet terörüne alışmış, bu konuda refleksini yitirmiş, çocukların bunu bilerek dikkatli davranması gerektiğini düşünüyor. Kimileri, ‘Çocuklar da yapmıştır bir yaramazlık’ diyor. Hatta çoğunluk, zaten o çocuklar azmış diye düşünüyor. Ermeni, dehşet ve kirlilik çağrıştıran bir kavrama dönüşmüş. Kimse bulaşmak istemiyor…

Gerçi zaman değişti. Artık Ermeni meselesi, Azınlıklar sorunu hakkında konuşulabiliyor. Çünkü azınlıklar çok az kaldılar. Ne bölücülük yapabilirler, ne de siyasette bir etki gösterebilirler. Diyasporadakiler olmasa, güzel bir turistik numune olmalarında kimse zarar görmeyecek.

Ama tarih Kürtlerle tekerrür ediyor. Belki ilerde Kürtler de, akademisyenlerin, sanatçıların, aydınların daha değerli bir nesnesi haline gelecek ama bugün Kürtler lanetli.

Geçmişte Ermenilere ya da Rumlara bulaşmak nasıl tehlikeliyse, bugün de Kürtlere bulaşmak riskli. Ermeni bir komşun ya da Kürt bir sevgilin olmasından, zaman zaman Kürtçe kaset dinleyip boynuna puşi takmaktan söz etmiyorum. Eskiden Ermenilerin, şimdi Kürtlerin siyasal güçleriyle, siyasal tutumları ve siyasal girişimleriyle ilişkilenmekten bahsediyorum.

Bu olmuyor. Bu nedenle de kırımlar durdurulamıyor.

Geçmişte, diğer lanetliler neyse, şimdi Kürtler de o durumda. Geçmişte Tan gazetesinin ruhunu, şimdi Gündem gazetesi taşıyor. Geçmişte komünist olan nasıl taşlanıyorsa, şimdi Kürt siyasal hareketine bulaşan taş yağmuruna tutuluyor.

Herşeyin zamanı vardır. Bir tutumun ne zaman gösterildiği çok önemlidir. Cinayeti seyredip herşey olup bittikten sonra mezara çiçek götürmek… ahlaksızlıktır.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: