İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Dert arayanlar, dert yaratanlar…

Hasan Pulur

ANLAŞILDI, biz dertsiz yaşayamayacağız; daha doğrusu biz başımıza, kendi kendimize dert çıkarmadan yaşayamayacağız, bizim toplumun özelliği bu…

Her toplumun derdi vardır, dertsiz insan, toplum olmaz, lakin “dertsiz başına dert açan!” insanlara da az rastlanır.

Şu bir hafta on gün içinde bakın başımıza ne dertler açmışız, nasıl birbirimizin gözünü oymak, kavga çıkarmak için, üstün gayret göstermişiz, görün!

***

DURUP dururken ortaya “Bunlar Ermeni kökenlidir!” diye bir laf atıldı. Kimdir Ermeni kökenli olanlar?

Diyanet İşleri eski başkanları; soyadları aynı, siyasi görüşleri ayrı olan iki Lütfü Doğan…

Bu yetmedi, bir hoca çıktı, o da Prof. Dr. Süleyman Ateş’in Ermeni kökenli olduğunu ileri sürdü.

Başladı mı bir tartışma:

“Sen Ermeni kökenlisin!”

“Hayır, değilim!”

Neredeyse adamları, Kuran’a el bastıracaklar…

***

NEYE yarar bu tartışma?

Adamın anası Ermeni’ymiş, ya da değilmiş, ne çıkar bundan?

Adam şimdi Müslüman din âlimi olmuş, daha ne istiyorsunuz…

Hayır, ille de ortalığı karıştıracağız, dert arıyoruz.

***

FENERBAHÇE geçen yılın şampiyonu, bu yıl da şampiyonluğun en güçlü adayı, rakiplerinin rüyalarında bile göremeyeceği stadyumu var, tesisleri var…

Ama rahat batar, ille sorun çıkarılacak, yönetimde anlaşmazlık. Başkan birini istemez, bu arada Alman hoca Daum tatil için Fas’a gider, hemen haber uçurulur:

“Daum ayrılıyor!”

“Daum kaçıyor!”

Dedik ya, rahat batar.

***

BAZILARI da başlarına dert almak için kaşınır.

Biz Erman Toroğlu’nu severiz, aykırı adamdır, yan yana gelince mutlaka Ankaragücü’nde oynarken yedi oyuncu kalmalarına rağmen, bizi, Fenerbahçe’yi 1-0 nasıl yendiklerini konuşur, şakalaşırız.

Erman Toroğlu’nu sevdiğimiz gibi, “Maraton” programını da kâh gülerek, kâh “İnsaf yahu!” diyerek seyrederdik.

Ama giderek Erman Toroğlu’nun ayaklarının yerden kesildiğini, uçmaya başladığını görüyorduk.

Bir kere takıldık, ele telkin veren Erman Toroğlu salkımı sapıyla yutuyordu.

Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav’ın bir hareketi, kameraya yakalanmıştı, Cavcav, tribünden, aleyhte tezahürat yapanlara sağ elini yumruk yapıp, başparmağıyla, malum “Naaa!” işaretini çekiyordu.

***

ERMAN Toroğlu da bundan çok keyiflenmiş, “Tekrar Uğur, bir daha Uğur!” diye diye, bu hareketi tekrar tekrar gösteriyordu. Biz yazımda aradı, “Haklısın!” dedi.

Lakin bizim haklı olmamız değil, Erman Toroğlu’nun kendisine çekidüzen vermesi gerekiyordu, başının bir gün derde gireceği belliydi…

Galatasaraylı Ümit Karan o gün maçta üç gol atmış, ertesi gün de evleniyordu…

Erman Toroğlu’nun televizyondaki sorusuna bakın:

“Bugün üç gol attın, yarın gece atacak golün kaldı mı?”

Hopppala cupppala.

***

DEDİK ya, bazıları sıcak sever, bazıları dert sever, bazıları da dert yoksa, kendileri icat eder.

Erman Toroğlu da bunlardan biridir.

Onun da itiraz etmeyeceği, üslubuna uygun bir deyimle “kaşınmıştır.”

***

SON pişmanlık fayda vermez, derler.

Başbakan’ın Diyarbakır’a gidip “Kürt sorunu benim sorunumdur!” demesinden çok umutlananlar, arkadan sokak olayları patlayınca, herhalde pişman oldular; “herhalde” demek gereksiz, pişmanlık içindeler.

Haklılar, iyi niyetlerinin bu hale gelişine nasıl üzülmesinler? İyi niyetleri başlarına dert olmuştur.

Bir Fransız deyimi varmış, Fransızcasını bilmesek de şöyle denirmiş:

“Cehenneme giden yollar, iyi niyet taşlarıyla döşelidir!” Türkçede de “Alçaklara kar yağıyor üşümedin mi?/Sen bu işin sonunu düşünmedin mi?” diye bir türkü vardır.

iyi niyet de çok kere insanın başına dert açar, pişmanlık fayda vermez.

Şarkısı bile var:

“Son pişmanlık fayda etmez/Her şeyin bir bedeli var”

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: