İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Eski dosyalar

Kürşat Başar

Elli yıl öncesinin 6/7 Eylül dosyaları yeniden açıldıkça, tanıklar konuştukça, daha önce ancak meraklılarının bildiği gerçekler bir kez daha su yüzüne çıkıyor.

Hiç kimse ve hiçbir toplum kendi geçmişindeki hatalarla, utanç sayfalarıyla yüzleşmeyi sevmez. Ama kuşkusuz herkesin ve her toplumun hatırlamak istemediği, üstünü örtmeye, unutturmaya çalıştığı böyle sayfalar da vardır.

O yıllar, ABD’de, beyazların sırf zenci olduğu için küçük çocukları vurduğu, ırk ayrımının en üst düzeyde bütün dünyada yaşandığı yıllar da olsa, toplum özellikle Rum’lara karşı, Kıbrıs’ta yaşananlar nedeniyle öfke de duysa, başka ülkelerdeki Türk azınlıklara da pek çok baskı uygulanmış da olsa yapılanları meşru göstermek imkansız.

Türkiye’de, birilerini linç ederek dersini verme saplantısı ne yazık ki yıllardan beri aşılamadı. Bırakın toplumun bu bilince erişmesini, yönetenlerin o günlerden bugüne, demokrasi dışı araçları kullanan “adamları”nı besleme alışkanlığı da hâlâ devam ediyor. Yalnız yönetenlerin mi, futbol takımlarının bile öyle değil mi?

Devletin, yönetimin, adaletin gerekli cezayı verdiğine inanmayan toplulukların öfkesi yalnız böyle büyük toplumsal olaylarda değil, herhangi bir cinayet davasının zanlısına karşı bile karşımıza çıkmıyor mu her fırsatta?

12 Eylül öncesinde Kahramanmaraş olaylarını unuttunuz mu?

Ya, Sivas’taki Madımak Oteli katliamını?

Bugünlerde bile linç girişimlerini görmüyor musunuz?

Bütün bu olaylarda eğer işin içinde devletin çeşitli güçlerinin doğrudan ya da “gönülden” bir katkısı yoksa bile boşluğu olduğu, “birilerini” isteyerek ya da istemeyerek kayırdığı çok açık.

Türkiye’de çok önemli gerginlikler, düşmanlıklar, ayrımlar yaratan, büyük acılara yol açan birçok olayın hesabı hâlâ verilmemiş olarak bir köşede duruyor. Bunlar üzerine hâlâ düşmanlık dolu tartışmalar sürüyor, komplo teorileri devam ediyor.

Bu tür olaylara katıldığı, kışkırttığı, planladığı bilinen birçoklarının daha sonra karşımıza önemli şahsiyetler olarak çıktığı, korunduğu, kollandığı biliniyor.

Toplumda, farklılıkları birbirine karşı kışkırtacak ortamı yaratmamak, bu tür olaylara imkan veren gelişmeler olduğu anda gereken açıklamaları yapmak, önlemleri almak ve gerilimi azaltmak kuşkusuz siyasal iktidarın görevi.

Geçmişle hesaplaşırken bile yeniden o günlerdeki bölünmelere kapılıp taraf tutmak, yapılanları örtmeye, mazur göstermeye, karşı tarafı suçlamaya çalışmak türünden çağdışı alışkanlıklardan da artık kurtulmalıyız.

Bu ülkede artık hiçbir suçlu “bizden” ya da “onlardan” diye farklı biçimde değerlendirilmemeli. Yasaların dışına çıkan kim olursa olsun, hangi görüşten olursa olsun, hangi elbiseyi, şapkayı, üniformayı giyerse giysin hesap vereceğini bilmeli. Açıkça suç işleyen birtakım insanlar, “devletimizin yanındaydık, devletimiz için yaptık,” diyememeli.

Geçmişin karanlık sayfaları, yalnızca utanmak, hatırlamak ve o günlerin tartışmalarına yeniden gömülmek için açılmamalı. Onlardan benzer olayların yeniden tekrarlanmaması için dersler çıkartılmalı.

Bu ülkede yaşayan farklılıkların, düşmanlığa değil aksine zenginliğe neden olması gerektiği artık anlaşılmalı.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: