İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermeni iddialarının belgeleri nerede? (2)

Prof.Dr.Guenter Lewy

Mahkemeler sürecin gerektirdiği temel unsurlardan yoksundu. Osmanlı hukuk sistemini bilen birkaç yazarın askerî mahkemeler konusundaki değerlendirmeleri olumlu idi. Osmanlı ceza yasası, bir tarafın çağırdığı tanığın diğer tarafça sorgulanma hakkını tanımıyordu ve yargıcın rolü Anglo-Amerikan geleneğine göre çok daha önemliydi ve suçlanan kişiyi yargıç sorguluyordu.

1919-1920 yıllarında, başkanlık eden yetkili, tarafsız bir hakimden ziyade tıpkı bir savcı gibi hareket etti. Osmanlı prosedür kuralları aynı zamanda, savunma avukatlarının soruşturma dosyalarına erişimini de engelliyordu. 6 Mayıs 1991’de, büyük bir davanın üçüncü oturumunda, savunma avukatı mahkemenin suçlamanın kanıtlanmış bir gerçek olarak sürekli tanımına itiraz etti; ancak mahkeme itirazı reddetti. Yargılamalar sırasında, mahkeme herhangi bir tanık görmedi ve bütünüyle belgelere dayanan karar ve tanıklık asla karşı tarafça sorgulanamadı. Heck, Yozgat mahkemesindeki sanıkların, kararların “anonim mahkeme materyalleri” temeline dayanması karşısındaki hoşnutsuzluğunu, ifade etmiştir.

Muhtemelen, 1919-20 askerî mahkeme sürecinin değerini etkileyen en ciddi sorun, kanıt niteliğindeki tüm belgelerin kaybolmuş olmasıdır. Ezeli kanıt olarak bilenen şeyler, Osmanlı hükümetinin resmî gazetesinde, Takvim-i Vekayi ve basın haberleri, ek olarak verilen neşriyattan seçilen ikinci el tanıklıklardı. Bilinen şey, suretin doğruluğu ve gazetelerin yeniden basılıp basılmadığı ya da metinlerin sadece bir kısmının kanıt olarak girip girmediği. Dadrian’a göre, “suçlayıcı deliller ortaya çıkarılmadan önce, her bir resmî belgenin doğruluğu İçişleri Bakanlığı uzman personeli tarafından kanıtlandı. Bunlar belgelerin orijinalliğini doğruluyor.” Bununla birlikte birkaç tarihçi gerçekliğini araştırmaksızın onların sözlerini kabul etti. Nuremberg kararlarının tarihî ağırlığı, örneğin, bütünüyle orijinal belgelere dayanır. Oysa Ermeni meselesinde, orijinal belgelerin yokluğunda, tarihçiler sadece seçili alıntılara ve aktarmalara dayandı. Örneğin Dadrian, Üçüncü Ordu Komutanı General Vehib Paşa’nın görevden alınışını, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin üst düzey liderlerinden Behaeddin Şakir’i “Üçüncü ordu komutanlığı içindeki kontrolü ele aldı, insanların kasabı… Polis ve jandarmanın ellerinde ve gözlerindeki kanla o darağaçları kurdurdu.” gibi tanımlamalarla ilişkilendiriyor. Onun görevden alınışı büyük mahkemenin ve Harput mahkemesinin iddianamesine eklendi, ancak bu suçlama bir suç kanıtı değil ki. Aktarılan görüşlerin bağlamı kaybolmuş oldu. Onun görevden alınışını içeren tam metninin 29 Mart 1919’daki Trabzon mahkemesi kayıtlarına geçirildiği iddia ediliyor; ancak bu mahkeme süreci hiçbir kaynakta yok; sadece karar resmî gazetede basılmış.

Çağdaş Türk yazarları, İttifak güçlerinin bir intikam aracı olan 1919-20 yıllarındaki askerî mahkemeleri reddediyor. O zamanlarda, galip gelen İtilaf güçleri mahkemeleri, adaleti küçültücü unsur olarak tanımlamıştı. İngiliz yüksek temsilcisi S.A.G. Calthorpe mahkemelerle ilgili Londra’ya şunları yazmıştı: “Mahkemeler, saçmalık, bizim ve Türk hükümetinin prestiji için onur kırıcı. John de Robeck’in görüşüne göre, mahkemeler, ‘bulguları elle tutulamayan, kayda değer olmayan’ bir başarısızlık örneği idi.”

1919-20 yıllarında kurulan birkaç askerî mahkeme, Teşkilat-ı Mahsusa olarak nitelenen Özel Örgüt biriminin yok edici rolüne gönderme yapmıştır. Ermeni davasını savunan pek çok kişi bu suçlamayı kabul eder. Dadrian, bu birliğin üyelerini İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından Ermenileri yok etme planını uygulamak için kullanılan başat alet olarak tanımlar. “Onların misyonu Türkiye’nin iç bölgelerindeki uzak yerleşim birimlerine konuşlanmak ve sınır dışı edilen Ermeni konvoylarını yok etmekti.” diyor. ‘Özel Örgüt’ün “temel görevi Ermeni soykırımını uygulamaktı” diye yazıyor. 1903 ve 1907 yıllarında faaliyet gösteren ve 1913’te varlığını kabul eden Özel Örgüt, Enver Paşa ve pek çok yetenekli komutanın kontrolü altında özel bir ekip olarak işlev gördü. (Sonbahar, 2005)

MASSACHUSETTS ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ / ABD

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: