İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Lozan da Delindi

Ermeni ve Rum vakıflarının başvurularını kabul eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, aldığı kararla Lozan`ı yargılayacak…

.

AB katılım müzakereleri 9.maddesine sığınan Ermeni Surp Pirgiç Vakfı, “Türkiye”deki azınlıkların mülk edinmeleriyle ilgili yasaların LOZAN ANTLAŞMASI”yla engellendiğini öne sürerek AHİM”e baş vurdu.Vakıf ayrıca bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi”nin ayrımcılıkla ilgili maddelerine de aykırı olduğunu savundu..

Ermeni Vakfı”nın,AB ve Avrupa Konseyi istekleri doğrultusunda başvurusunu kabul eden mahkeme,Lozan Antlaşması”nı masaya yatırıp inceleme ve yargılama kararı aldı..

AHİM”in alacağı her karar Lozan Antlaşması”nın azınlıklar lehine açıkça “Delineceği”anlamını taşıyor.

Aynı başvuru daha önce de Fener Rum Vakfı tarafından yapılmıştı..

Türkiye’deki Müslüman olmayan dini azınlıklara ait vakıflar hakkında son iki yılda gerçekleştirilen yasal düzenlemeleri yetersiz bulan Avrupa, Lozan Antlaşması’yla vakıflara getirilen kısıtlamaları delmeye hazırlanıyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi”nin (AİHM), Lozan Antlaşması’nda Müslüman olmayan dini azınlıkların vakıflarına ilişkin hükümler hakkında kritik bir kararı gündemde..

Ermeniler başrolde.

Strasbourg Mahkemesi, “Yedikule Surp Pirgiç Ermeni Hastanesi Vakfı” tarafından Türkiye’ye karşı yapılan “mülkiyet hakkı ihlali ve ayrımcılık” başvurusunu kabul ederek esastan incelemeye aldı..

Osmanlı döneminde 1832’de kurulan vakıf, AİHM’ye yaptığı başvuruda, Türkiye’de Müslüman olmayan dini azınlıklara ait vakıfların mülk edinmeleriyle ilgili mevcut yasal düzenlemelerin Lozan Antlaşması’yla kısıtlandığını öne sürdü ve bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ayrımcılıkla ilgili 14’üncü ve mülkiyet hakkıyla ilgili 1 numaralı protokolüne aykırı olduğunu belirtti.Vakfın 1943 ve 1967 yıllarında, biri Beyoğlu diğeri de Kadıköy’de olmak üzere, bağış yoluyla elde ettiği iki binanın tapuları, Hazine’nin 1992 yılında aldığı kararlarla iptal edilmişti.

Hazine bu karara gerekçe olarak, söz konusu gayrimenkullerin vakfın 1936 tarihli kuruluş beyanında belirtilmemiş olmasını gösterdi.

Türk mahkemeleri de Yargıtay’ın dini azınlık vakıflarıyla ilgili 8 Mayıs 1974 tarihli bir hükmünü temel alarak Hazine’nin kararını onaylamışlardı.

Özellikle Avrupa Parlamentosu ile AB Komisyonu da son zamanlarda konuyu AB-Türkiye diyaloğunun öncelikli gündem maddeleri arasına taşıma eğilimindeler.

116 azınlık vakfı başvurdu.

Türk hükümeti Mayıs 2005’te AİHM’ye ilettiği belgelerde, vakfın Beyoğlu’ndaki gayri menkulünün Hazine adına kayıtlı olduğunu, diğerinin ise 1 Mart 2005 tarihinde satılığa çıkarıldığını bildirdi.

Türk hükümeti, 2002 ve 2003 yılında dini azınlık vakıflarıyla ilgili yasalarda yeni düzenlemelere gidildiğini, bu düzenlemeler sonrasında 116 cemaat vakfının 2 bin 234 gayri menkul hakkında kayıt başvurusunda bulunduğunu ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bu başvuruların 434’üne olumlu yanıt verdiğini bildirdi.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: