İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Açıklamalar yetersiz

Murat Yetkin

Putin’in ‘Erdoğan’ın Irak’la ilgili görüşlerini öğrenmek istiyorum’ demesi yeterli ilgiyi görmedi

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın önceki akşam ve dün sabah Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı iki görüşme, Türkiye’nin çeşitli konularda karar alıp uygulama aşamasında olduğu bir dönemde gerçekleşti. Bu görüşmelerden özellikle önceki akşam yapılanı alışılmadık ölçüde uzundu; dört buçuk saatte çok konunun ayrıntısına girilebilir. Girildiği ve sürenin yetmediği anlaşılıyor ki, iki lider sabah kahvaltısında da bir araya gelip görüştüler.

Sonrasındaki basın toplantısında üç konuyu öne çıkarttılar: Ticaret hacminin 25 milyar dolara çıkarılması, Kıbrıs ve bölgesel konular.

Eğer Türkiye ve Rusya gibi iki komşunun lideri 7 ayda 4 kere görüşüyorsa ve dördüncü görüşme, ilki kısmen baş başa geçen ve saatler süren iki bölüm halinde yapılıyorsa, bu açıklama biraz daha açılmayı gerektirmiyor mu?

En kolayından, Kıbrıs’tan başlayalım. Nisan 2004’te Kıbrıs’taki iki cumhuriyette aynı anda halkoylamasına sunulan BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın çözüm planının BM Güvenlik Konseyi’ne sunulması, veto hakkına sahip Rusya tarafından engellenmişti. Bu engel hâlâ duruyor. Basın toplantısında Putin “BM çabalarını destekliyoruz” gibi sıradan bir söz etti. Erdoğan’la görüşmesinin ardından Rusya’dan, örneğin Kuzey’e de sembolik bir açılım bekleyebilir miyiz? Pek bir işareti görülmüyor.

Ticarete gelelim. Liderler turizm kapasitesi ve bavul ticareti üzerinde durdular ama, asıl konu enerji idi. Putin’in “Mavi Akım’ı azami kapasitesi olan yılda 16 milyar metreküpe çıkarmalıyız” sözü üzerinde durmak gerekiyor. Hat, şu anda 4.5 milyar metreküp kapasitede gaz iletiyor. Peki yaklaşık dört katı daha fazla gaz nereye satılacak? Yanıt, Erdoğan’ın mayıs başında (Putin’den bir gün sonra) İsrail’e yaptığı ziyaret sırasında gündeme gelen Ceyhan-Hayfa enerji hattı projesi ile İsrail-Filistin-Ürdün’e mi? Konuşulan bu. Zaten iki liderin baş başa görüşmesinden sonra içeri alınan kişinin Enerji Bakanı Hilmi Güler olması da bunu gösteriyor. Konuşulan bir başka büyük enerji projesi de SamsunCeyhan petrol boru hattı. Bu hattın kapasitesinin Bakü-Tiflis-Ceyhan’dan da fazla olması öngörülüyor. Ruslar, uzun süre petrolün Türkiye üzerinden boru hatlarıyla taşınmasına direndikten sonra bunu stratejik bir seçenek olarak değerlendirmeye karar vermiş görünüyorlar.

Bu konu önemli, çünkü üçüncü başlık olarak sayılan ‘bölgesel konuların’ çoğuyla doğrudan ilgili. Örneğin, Dağlık Karabağ özelinde görüşüldüğü açıklanan Ermeni-Azeri ihtilafının ve dolayısıyla Türk-Ermeni ilişkilerinin yeni bir mecraya akması, Hazar havzasından Akdeniz’e uzanacak yeni hatları, yeni projeleri de yeni mecralara taşıyabilir. Çünkü bu projeler gerçekleşirse, Ceyhan, yani Türkiye’nin Güney Anadolu Projesi’nin tarım ve tekstil ürününün de dünyaya açılmasının geleceği olan İskenderun Körfezi, dünyanın belli başlı hidrokarbon süpermarketleri arasında yer alacak.

O noktada güvenliği yalnızca (Ceyhan terminaline 20-30 kilometre mesafedeki) İncirlik Üssü’nden sürekli yararlanmak isteğindeki ABD tarafından değil, petrol ve gazı satacak olan Rusya, alacak olan İsrail ve Avrupa Birliği tarafından da ilgi odağı olmaya başlayacak. Ceyhan, aynı zamanda Irak’ın Kerkük ve Musul petrollerini Akdeniz’e taşıyan ikiz boru hattının da terminali.

Putin’in toplantı öncesinde “Erdoğan’ın Irak konusundaki görüşlerini öğrenmek istiyorum” sözleri, nedense yeterli ilgiyi görmedi; basın toplantısında da fazla konuşulmadı.

Putin, neyi merak ediyordu? Saddam’ın devrilmesiyle, Rusya bir zamanlar Ortadoğu’daki arka bahçesi olan Irak’ı ABD’ye kaptırdı. Şimdi ABD’nin NATO müttefiki Türkiye ile Irak’ta ortak girişimlerden söz ediliyor. Siyasi boyutu olmayan ticari girişimlerin, ABD işgali sürdükçe vücut bulmayacağı açık. Siyasi boyutu olan girişimlerin Kürt sorununda belli bir bakış ortaklığına ihtiyaç duyduğu da açık.

Açık olan bir diğer konu da, Türkiye’nin en kötü Irak senaryosunun, Kerkük’ün Kürtlerin eline düşeceği şekilde bir Kürt devletinin ilan edilmesi olduğu. Bir de tabii Türkiye’de yeniden can yakmaya başlayan Irak’taki PKK varlığı.

Evet, Rusya Irak’ta şu anda doğrudan söz hakkına sahip değil belki, ama gökteki ve yerdeki uydularıyla hâlâ ne olup bittiğine ilişkin bilgiye sahip olmalı. Erdoğan-Putin görüşmesinin ayrıntıları belli oldukça daha ilginç konulardan söz ediyor olacağız.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: