İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Türkiye AB için fırsat

Geçenlerde biri Türkiye’nin AB adaylığına ilişkin tartışmalarda her şeyin söylendiğini yazdı. Ben buna karşıyım. Aksine şimdiye kadar, anlamlı ve gerçekçi bir açıdan bu konuya yaklaşılmadı.

Nice olumsuz görüş beyan edildi. Hatta anketlerde Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkanların artması üzerine İspanyol dışişleri bile kaygılanmaya başladı. Anlaşılır bir tepki bu; zira İspanya hükümeti, Türkiye’nin AB adaylığını başından beri destekleyenler arasında. Bakanlıkta,
harıl harıl, bu gelişmenin getirebileceği olumlu sonuçlar üzerinde çalışılıyor.

Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkan AB üyesi ülkeler arasında Almanya, Fransa, Hollanda ve Avusturya var. Ne tesadüf, bu ülkelerin hepsinde aşırı sağ güçlü veya güçlenmekte. Bu ülkelerin hükümetleri veya siyasi yöneticileri, Türkiye’nin üyeliğine pek karşı değil. Siyasi ortamdan yararlanarak, radikal tutumun üstesinden gelmeye çalışıyorlar. AKP, Avrupa Halkçı Partiler Birliği’ne kabul edildi. Böylece İslami bir siyasi parti, sonunda muhafazakâr demokrat oldu.

Uzun vadede, AB içinde, Akdeniz’deki İspanya, İtalya, Portekiz, Yunanistan ve Türkiye’nin katılımıyla yeni bir eksen doğabilir. Şimdi Türkiye’ye karşı çıkanlar, ileride doğabilecek bu birliğe de net ve açık bir biçimde karşı olabilir. AB içindeki mevcut Alman-Fransız ittifakı gücünü kaybetmekten kaygılanıyor olabilir. Türkiye’nin üyeliği konusunda bu ülkelerde yapılan kamuoyu araştırmalarından çıkan olumsuz sonuçlar bunu gösteriyor. Yoksa, daha olgun ve bilinçli Almanlar ve Fransızlar ‘Türk sorunu’ konusunda Akdenizlilerden daha mı duyarlı?

AB içinde oluşabilecek bu yeni Akdeniz ekseninde Yunanistan’dan söz edilebilir mi? Evet. Atina, Türkiye’nin adaylığının sunduğu olasılıklarla yakından ilgilendiğini gizlemiyor. Bir yandan, bu yolla, iki ülke arasındaki silahlanma yarışı son bulacak. Yunanistan’ın ekonomik kalkınmasında silahlanma önemli bir engel. Diğer yandan, Türkiye’nin AB’ye katılımı, Yunanlıların 1923 yılına kadar yakından tanıyıp önemli kârlar sağladıkları Türk ticaret ve finans ortamına geri dönmelerini sağlayacak. Ayrıca, kalkınma planları, kaynakların ortak kullanımı ve Ege’de turizm konusunda işbirliği önemli avantajlar getirecek.

Bu yüzden, çoğulcu ve birlik içindeki Avrupa’da, diyalog kapasitesini haiz, güç birliğine eğilimli eksenlere daha fazla ihtiyaç var. Ancak bugün bu konu, Türkiye’nin üyelik müzakerelerine başlamasıyla birlikte gündeme getirilmemeli. Önemli olan maliyeti çok yüksek bu proje (Türkiye’nin AB üyeliği) üzerinde düşünülmesi ve değer olup olmadığı konusunda bir karara varılması.

Türkiye’nin katılımıyla jeostratejik açıdan sağlanacak kazanımlar üzerinde çok konuşuluyor. Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya’da varlık ve güç kazanmak istiyor. Avrupa, güvenlir bir ortakla Ortadoğu ve Orta Asya sahnesinde rol oynayabilir. Ekonomik ve demografik açıdan bir güç olan AB, tecrübeleri, fikirleri ve çözümleriyle bu bölgelerin dışında kalmamalı. Çin, Brezilya ve Hindistan en geç 2040’ta süper güç olacak. Avrupa bir an önce başını kaldırıp günlük milliyetçilikten kurtulmalı.

Türkiye’ye sadece pazar olarak bakmak da yanlış ; zira bu ülke, 21. yüzyıl Avrupa’sının ekonomik stratejisi açısından çok güçlü ve önemli bir ülke. Bu nedenle Türkiye’yi dışarıda bırakmak Avrupalıları cezalandırmaktır: Türkiye’nin sağlayacağı avantajlar kaybolur.

AB’nin bir dönem fedakârlıklarda bulunması gerekeceği doğru. Başlangıçta fatura kabaracaktır. Ama Türkiye’nin katılımının gerçekleşeceği tarihte yük hafifleyecek, belki de tamamen kalkacak. Gerisi hikâyedir. Ne Türkiye dışarıda kalırsa radikalleşecek, ne de girerse fakir işçiler bizi istila edecek. Türkiye’nin nüfusunun 70 milyonun üzerinde olmadığını, bu yanlış ısrarla kullanıldığını da belirtmek isterim.

Müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda size neler olacağını söyleyeyim: Örneğin Hazar Denizi’nden çıkıp Kafkaslar üzerinden Türkiye’ye gelecek petrolün fiyatı artacak. Bu nedenle, bölgedeki diğer ülkelerle ilgileniliyor, Ermenistan ile iyi ilişkiler kurması için Ankara’ya baskı yapılıyor. Şimdi Fransa’nın, Türklerin Ermeni ‘soykırımına’ ilişkin borcu kapatması konusundaki ısrarını anlıyor musunuz?

(İspanyol gazetesi, Barcelona Otonom Üniversitesi Tarih Kürsüsü Doğu Avrupa ve Türkiye uzmanı, 16 Mart 2005)

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: