İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermeni sorunu yok değil, vardır

Hasan Pulur

“ERMENİ sorununu ciddi olarak görmenin ve bakmanın zamanı gelmiştir.

Türkiye dışındaki Ermeniler sürekli saldırırken, masum insanları öldürürken, bizim susup oturmamızın veya her cinayetten sonra, resmi, kalıplaşmış beyanlarla işi geçiştirmemizin hiçbir anlamı yoktur.

Önce şunu vurgulamanın ve altını çizerek yazmanın yararlı olduğuna inanıyoruz:

Tarihte bir Ermeni sorunu olmuştur.”

***

BU satırları 1982 yılının nisan ayında yazmışız, 23 yıl önce…

Bugün de aynı düşüncedeyiz.

Sorun nedir?

Sorun şudur: Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamak isteyen emperyalist devletler, imparatorluğun sadık tebaası olan Ermenileri isyana, ülkede karışıklık çıkarmaya bağımsızlık vaat ederek zorlamışlardır.

***

OSMANLI İmparatorluğu’nun Almanya safında savaşa girmesi, bu planın uygulanmasına yol açmış; Ermeni isyanı başlamış, Türk ve Müslüman köylerine saldırılmış, hatta Osmanlı ordusundaki Ermeni askerler, silahlarını alarak firar etmişler, Rus ordusuna katılmışlardır.

İngiliz ve Fransız donanmaları Çanakkale Boğazı’na dayanmıştır; batıda Galiçya cephesinde savaş sürmekte, güneyde İngiliz hücumu devam etmektedir.

***

OSMANLI hükümeti, Ermeni patriği ile cemaat ileri gelenlerini hatta milletvekillerini de çağırarak, “İsyandan vazgeçin, Müslüman katliamını durdurun” der.

Bu ihtardan sonuç alınamayınca önce cemaat ileri gelenlerinden 235 kişi tutuklanır ve arkadan Nisan 1915’te “tehcir” başlar.

“Tehcir”in Türkçesi, zorla göç ettirmek, insanları evlerinden, yurtlarından sürmektir.

Osmanlı’nın da yaptığı budur; binlerce Ermeni’yi Doğu Anadolu’dan, yine imparatorluk topraklarından olan Suriye ve Lübnan’a sürer.

Ermenilerin Doğu Anadolu’daki çarpışmalar ve tehcir sırasında kayıp verdikleri doğrudur. Bir dünya savaşı, bir ayaklanma, isyan; bunun sonucu bir tehcir söz konusudur. Savaştan kaynaklanan genel asayişsizlik, şahsi kin ve intikam duyguları… Tehcir edilen kafilelerin birtakım saldırılara uğraması kaçınılmazdır.

***

İŞTE, her yıl nisan ayında gündeme getirilen “tehcir” ve “soykırım” lafı budur.

Peki istenen nedir?

***

TOPLUMSAL Tarih dergisinin Mart 2005 sayısında Prof. Dr. Mete Tuncay’ın çok yönlü ve dürüst bir yazısı var, onun yazısının bir bölümü, kimlerin ne istediklerini çok açık anlatıyor.

“Ben, soykırımın Ermenistan’ın kuruluş efsanelerinden biri olduğu izlenimini taşıyorum. Anladığım kadarıyla (özellikle diyasporadaki) Ermeniler, Türk hükümetinden soykırımı tanımasını ve özür dilemesini, sonra da tazminat ödemesini ve Ermenistan Cumhuriyeti’ne bir miktar toprak vermesini istiyorlar.

Soykırım teriminin bir fetiş gibi kullanılması sürdürüldükçe, ben, bunun yarın, gelecek için, hiç de gerçekçi olmayan bir hayalden ibaret olduğunu düşünüyorum.”

***

EVET, Ermeni sorunu vardır, bu sorun Ziya Gökalp’in deyimiyle katliam değil, soykırım değil, “mukatele”dir. Bu kelimenin sözlük anlamı da “Birbirini öldürme, vuruşma, savaş, kavga”dır.

***

90 yıl önceki bu olayı daha dün gibiymiş gibi karşımıza çıkaranlar, burunlarının ucundaki “Irak katliamını” görmezden gelirler.

Irak’ta bir halk, ülkesinin tarihiyle coğrafyasıyla, müzelerindeki uygarlık eserleriyle katlediliyor…

Kimin umurunda!

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: