İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermenilerin kahramanı!

Ruhat Mengi

The Obscever isimli İngiliz gazetesi, yazar Orhan Pamuk’un ‘Türkler 1 milyon Ermeni’yle 30 bin Kürt’ü öldürdüler” açıklamasıyla ilgili bir yorum yayınlamış.

Ermeni asıllı Nouritzia Matossian isimli bir yazar “Onlara göre önemsiz bir olay, bana göre soykırım” başlığıyla yazdığı yazıda Orhan Pamuk’un bu sözleriyle Ermenilerin kahramanı haline geldiğini söylemiş.

Ama aynı sıralarda Orhan Pamuk, Alman Die Welt gazetesinin “kendisini tanıtacağı” röportajı iptal etmiş. Tesadüf bu ya, tam bu günlere denk gelen ve Alman Parlamenter Angela Merkel’in ‘Türkiye’nin soykırımı tanıması için Almanya’nın baskı yapması” nı istediği önergenin bir rolü var mıdır(!) acaba bu iptalde, bilemiyoruz tabii…

Varsa eğer, zahmete gerek yok, geç kaldı nasılsa…

Ok yaydan çıktı, onlar “Türkiye’nin en iyi kalemi Orhan Pamuk” diye adlandırdıkları (pek severler kendilerinden çok kralcı olan yazarları, gazetecileri) bir yazarın ağzından istedikleri cümleyi aldılar ve hareketi hızlandırdılar.

İşte Matosyan Hanım’ın “Basın hemen saldırıya geçti” dediği basın itirazları bu nedenle yapıldı. İşte “sınırsız özgürlük”çü arkadaşların; yok “tahammülsüzlük”, yok “milliyetçi cephe”, yok “farklı düşünceyi susturma” ve dahi “linç” dedikleri toplum tepkisinin nedeni buydu.

Tebrikler!

Şimdi bize “kahraman” ı tebrik etmek kalıyor. Ödül alacağı günler yakındır.

Yurt dışından ödül almanın en kestirme yolunun ne olduğunu iyice öğrendik artık. Dün VATAN gazetesinin verdiği bir başka haberde “İngiltere’nin en büyük sanat ödüllerinden Turner Prize’a aday gösterilen Türk Sanatçı Kutluğ Ataman’ın İstanbul’un Merter semtindeki ‘Küba’ adlı Kürt mahallesi ile ilgili son belgeselinden” söz ediliyordu. Bu kez İngiliz Guardian gazetesi belgeseli anlatmış; Ataman’ın ağzından.

Bu tür mahalleler, maalesef Türkiye’nin her köşesinde var aslında… Yolu bozuk, halkı fakir ve unutulmuş.

Hükümet Başkanı Etiyopya’larda gezer ve (kendi cebinden veriyormuş gibi) 200 milyon dolar yardım sözü verirken Türkiye’nin mahalleleri, köyleri taş devri yaşamı içinde unutuluyor. Ama bizim yurtdışında “büyük ödüllere aday” isimlerimiz nedense bu sadece Kürt vatandaşların sıkıntışıymış gibi yansıtıyorlar. Veya Türkiye’nin en geri kalmış bölgelerini, insanlarını, eksiklerini yansıtıyorlar.
Yol kestirme de ondan…

Zapsu konuşamamış

Almanya’da Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (VETD)’nin düzenlediği toplantıda Tayyip Erdoğan’ın Dış Politika Danışmanı Cüneyt Zapsu, kendisine çıkışarak konuşan Alman siyasetçi Wolfgang Bosbach karşısında kelimenin tam anlamıyla donup kalmış. Bir şeyler söylemeye çalışmış ama Ermeni soykırım iddiası konusunda bizim yazdıklarımızı bile okumadığı, merak ederek kendisinin ise hiç araştırmadığı konuşmalarından belli… Bosbach’ın:

“Ermenilerle ilgili soykırımdan başka ne gibi bir sorun var? Siz Ermeni sorunundan bahsederken hangi sorunları kastediyorsunuz, neyi masaya yatıracaksınız? Eğer biz Yahudi soykırımını reddetseydik AB’ye girebilir miydik?” sözlerinin tek tek cevabı varken ve bu cevapların tam da yeri gelmişken Zapsu’nun verdiği cevaba bakın:

“Ermeni meselesini uzatmamamız gerekir, büyütmememiz gerekir. Almanya Hükümeti AB yolunda bize destek veren bir hükümettir. Şimdi bir sürü yerle sıkıntıdayken bir de tutup müttefiki düşmana çevirmemek gerekir.”

Bu cevabı TV diliyle yorumlamak istiyorum izninizle: “İnanmıyorum yaa, inanmıyorum!”

Oysa ne kadar kolaydı doğru cevabı vermek: Soykırım mı diyorsunuz, size şu Ermeni olaylarını kısaca, birkaç örnekle özetleyeyim… Örnekler verilecek, olayların nasıl başlatıldığı, desteklendiği, yabancı arşiv ve kaynaklardan alıntılarla, rakamlarla bildirilecek… İşte biz bunları masaya yatırmak istiyoruz. Sizin Yahudi soykırımınızla bu olayların en ufak bir benzerliği yoktur denilecek, nedenleri anlatılacaktı.

Arkadan da Ermenistan’ın iki kez “masadan kaçtığı” ve TTK Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu’nun son çağrısına verdikleri “Soykırımı kabul etmediğimiz için gelmiyoruz” cevabı söylenmeli, böyle araştırılıp belgelerle ortaya konmadan, tek taraflı bir dayatmayı bir başka AB ülkesinin kabul edip etmeyeceği de sorulmalıydı.

Yanlış insanların, yanlış yerlerde olması Türkiye’ye ne çok şey kaybettiriyor.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: