İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

`Soykırım´ için atak

Murat Yetkin

Ermeni meselesine çözüm bulmak için CHP Meclis düzeyinde kampanya başlatacak. Baykal: Herkes eteğindeki taşı döksün. Gerçek ortaya çıksın

CHPlideri Deniz Baykal, Ermeni meselesini Türkiye’nin gündeminden çıkarmak üzere bir girişim başlatacaklarını açıkladı. ‘Ermeni meselesinin tartışılmayan hiçbir boyutunun kalmamasını’ istediklerini belirten Baykal, Radikal’e yaptığı açıklamada şunları söyledi: “1915 olaylarının doksanıncı yılı olması dolayısıyla, ABD ve Avrupa’da yaşayan bazı Ermeni grupları, Türkiye’nin Osmanlı döneminde Türklerin Ermenileri soykırıma uğrattığını kabul etmesi yönünde kampanyayı hızlandırdılar. Türkiye artık bu sorunla meşgul olmaktan yoruldu ve sıkıldı. Oysa biz, Türkiye’nin sürekli savunmada kalmasını gerektirecek hiçbir şeyin olmadığını düşünüyoruz. Bu eğilimi tersine çevirmenin, sorunu bütün boyutlarıyla kamuoyu önünde tartışmanın gereğine inanıyoruz. Herkes ne biliyorsa söylesin, eteğindeki taşı döksün. Gerçek ortaya çıksın.”

Kampanya Meclis’ten başlayacak

Baykal’ın sözünü ettiği kampanya fiilen CHP İstanbul Milletvekili, emekli büyükelçi Şükrü Elekdağ’ın Meclis Başkanı Bülent Arınç’ı ziyaret ederek, bütün partilerin imzasıyla TBMM’den İngiliz Parlamentosu’na bir mektup yazılması talebiyle başlayacak. Elekdağ şöyle açıklıyor:

Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde Ermenilerin soykırıma tabi tutulduğu iddiaları, belgelere değil, üç yayına dayandırılıyor. Bunlardan olan 1914-16’da İstanbul’da görev yapmış ABD Büyükelçisi Morgentau’nun 1918’de yayımlanan anıları ve 1918 baskılı Aram Andonian’ın ‘Naim Bey Hatıratı’ndaki bilgilerin geçersizliği artık kanıtlandı.

Şu anda iddialar yalnızca 1916’da İngiliz Parlamentosu’nun onayıyla Wellington House, yani savaş propaganda bürosu tarafından hazırlanan ‘Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere Muamele’ kitabı. Buna ‘Mavi Kitap’ diyorlar ve aynı tarihte basılan iki Mavi Kitap’tan biri. Diğeri de Almanlar aleyhine yazılan ve Belçika cephesinde Almanların kadınların göğüslerini kestiğini, insanları öldürüp sabun yaptıklarını anlatan ‘Alman Mezalimi’ başlıklı kitap. İkisinin yazarları aynı: Diplomat James Bryce ve tarihçi Anthony Toynbee. İki kitabın amacının da aynı olduğunu düşünüyoruz: ABD’yi Birinci Dünya Savaşı’na girmeye kışkırtmak.

Birinci Dünya Savaşı sonunda, Almanların itirazı üzerine, 3 Aralık 1925’te dönemin Dışişleri Bakanı Austin Chamberlain, Lordlar Kamarası’nda bu Mavi Kitap’ın ‘tamamen temelsiz ve savaş propagandası’ olduğunu açıklıyor.

Bundan üç buçuk yıl önce Amerikalı tarihçi Justin McCarthy başkanlığındaki araştırmacılar, İngiliz arşivlerinde bir Wellington House kayıt defteri buldu. Defterde, Mavi Kitap’ta adı verilmeyen 150 sözde soykırım tanığının isimleri var. Ortaya çıktı ki, bunların büyük kısmı misyoner ve Ermeni aktivistler; 32’sinin kim olduğu ise orada bile belli değil.

Üstelik bu kitabın yayımlanmasından dört yıl sonra İngilizler İstanbul’u işgal ediyor. Serv Anlaşması uyarınca Ermenilerin yok edilmesi komplosundan sorumlu tuttukları 144 kişiyi tutukluyorlar. Suçlamalara kanıt bulana dek Malta’ya sürgüne yolluyorlar. El koydukları bütün Türk arşivini ve ayrıca Amerikalıların arşivlerini tarıyorlar. Nihayet 1922’de İngiliz Kraliyet Başsavcısı, suçlamalara kanıt ve tanık bulunmadığı gerekçesiyle Malta sanıklarının beraatine karar veriyor ve dönüyorlar. Demek ki Mavi Kitap’taki tanıklıkların gerçekliğine kendileri bile inanmıyorlar.

Profesör Mc Carthy’yi davet edip 21 ya da 23 Mart’ta Meclis’te konferans verdirmek istiyoruz. Bu konferansa muhalif görüşteki araştırmacı ve yazarları da davet etmeyi düşünüyoruz. İngiliz Parlamentosu’ndan talebimiz, 1918 tarihli bu Mavi Kitap’ın, tıpkı Almanlara yönelik kitabın olduğu gibi, savaş propagandası amacıyla yazıldığını kabul etmesi.

Sonra da sorunun daha kapsamlı ve tamamıyla kamuoyuna açık tartışılması amacıyla üç aşamalı önerimiz olacak. Birincisi, eşit sayıda Türk ve Ermeni tarihçiden oluşan bir komisyon kurulsun. İkincisi, yalnız soruna doğrudan taraf Türkiye ve Ermenistan’ın değil, ABD, İngiltere, Rusya, Almanya, Fransa ve diğer ülkelerdeki arşivler de incelemeye açılsın. Üçüncüsü, bu inceleme ve tartışmaların zabıtları uluslararası bir mekanizma, örneğin UNESCO tarafından tutulup aynen kamuoyuna açıklansın.

CHP’nin girişimi ve önerisi bugüne kadar resmi siyaseti belirleyen “Bırakalım tarihçiler karar versin” sloganının, radikal biçimde olmasa da, dışında. Önerinin CHP’den gelmesi AKP’yi de rahatlatacak ve manevra alanını genişletecek bir unsur olabilir. Belki, Türkiye-Ermenistan ilişkileri, böyle girişimlerle ‘soykırım’ sözcüğünün gölgesi altında kalmadan geliştirilme imkânı bulabilir. Peşin hükümlere kapılmadan izlemekte fayda var.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: