İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermeni Tehciri

Yılmaz Öztuna

10 Ocak 2005 Pazartesi

Osmanlı hükümetinin Tehcir (göç ettirme), Ziya Gökalp’in mukaatele (karşılıklı biribirini öldürme) dedikleri 1915 olayının 90. yıldönümüdür. Nisan ayında Taşnak partisinin uzlaşmaz etkisindeki Ermeniler, soykırımı yaftası altında gene maskaralıklarını sergileyeceklerdir. Ermenistan Ermenileri açtır. Azerbaycan topraklarının dörtte birini ele geçirmeleri de, tam bir İran desteği de, bizim Gürcistan üzerinden -bazı ilkel ihtiyaçlarını karşılasınlar diye- geçirilmesine göz yumduğumuz maddeler de, Ermenistan Cumhuriyeti’ni yoksulluktan kurtaramadı. Fransa ve Birleşik Amerika’ya gönderdiğimiz Türk Ermenileri ise refah içindeler.

Ama Ermenistan da, Fransa ve Amerika diaspora’sı da Taşnak kıyıcılığının etkisindedir. Normal bir Ermeni ailesinde 1915’teki sürgün, bir hobi haline gelmiştir. Kelimeyi yanlış kullanmadım, hobi dedim. Zira ailesinden tek kişinin 1915’te Türkler’ce zulme uğramadığını olsun söylemeyen Ermeni, çağ dışı, modayı izlemekte yeteneksiz sayılıyor. Eniştesinin ninesinin kayınbiraderinin 1915’te Doğu Anadolu’dan şenlikli Lübnan şehirlerimize götürülürken yolda Kürt Çetelerince vurulduğu, koleraya yakalandığı, kafileyi sevk eden Türk askeri tarafından yeterince beslenmediği iddiasında bulunmayan Ermeni, tam bir Ermeni sayılmıyor. Bu mit’e, Avrupa’yı, Amerika’yı, Arap âlemini de inandırmışlardır. Ama Ermeni sorununun iç yüzünü bilen yoktur. Tesadüfen, yoğun Ermeni yayınlarından birkaç sayfa okuyanlar, konunun allamesi kesiliyorlar. Batılı politikacıların hepsi bu durumdadır.

Artık bizim de 1915’te ne oldu? sorusuna kesin cevap oluşturacak arşiv belgelerini, şehadetleri, birkaç dilde yayımlamamız, resimler ve fotokopilerle küçük kitapçıklar halinde çeşitli dillerde on binlerce kişinin adresine göndermemiz, kaset dağıtımı yapmamız gerekiyor. Başbakanlık Devlet Arşivleri’nin eski genel müdürü (şimdi TBMM’de çalışıyor) İsmet Binark ve halefi genel müdür Doç. Dr. Yusuf Sarınay Ermeni konusunda, binlerce arşiv belgesi yayınladılar. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Tarih Kurumu gibi çok geniş imkanlı kuruluşların yayınları da var. Bunları, dünyadaki ilgililerin anlayacakları dil ve şekillere getirmek zamanıdır.

Yalanla beslenip şerbetlenmiş zihinleri aydınlatmaya mecburuz. Zira iş dolandırıcılığa kadar gidecektir. Ermeniler’in öldürdükleri yüzbinlerce Müslüman’ın kanı yerde kalacaktır. Kelimenin tam manasıyla bir İstanbullu, dolayısıyla Ermeni dostu olduğum halde tarih gerçeklerinden ayrılmam mümkün değildir. Osmanlı’nın millet-i sadıkasının Türk’ün baş belası haline gelmesine izin vermeyiz.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: