İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

SUNGUR SAVRAN:Hırant Dink’e açık mektup – OZGUR POLITIKA

Ahbarik,

Bu mektubu maalesef hasta hasta yazıyorum. Günlerdir başım durmamacasına dönüyor
ve anlamlı herhangi bir düşünsel faaliyet göstermemi engelliyor. Sakın merak
etme. Çok güvendiğim bir doktor, büyük bir ihtimalle ardında ciddi hiçbir şey
olmadığını söyledi. Bunu yazmamın tek bir nedeni var: bu hafta yazımı
yazmayacaktım, ama sana bu mektubu yazmak zorundayım. Mutlaka yazmak istiyorum.

Benim rahatsızlığıma henüz teşhis konulmadı. Ama Türkiye’deki bazı güçlerin
hastalığına teşhis çoktan konuldu ve maalesef hastalık çok ciddi: Irkçılık!
Irkçılık yeniden çıldırdı işte! Sabiha Gökçen’le başladılar. İnsanın dehasının
ürünlerinden biri olan uçağı bu topraklardan göklere yükselten bu ilk kadının
Ermeni olması ihtimali onlara çılgına çevirdi. Yazan neden yazmıştır, neden
birinci sayfadan vermiştir, bu bağlamda bütünüyle ikincil. Önemli olan tepkinin
niteliği. Koskoca Türk Hava Kurumu adına yapılan açıklamada "bu sadece Gökçen’e
değil, Atatürk’e de hakarettir" deniyor. Irkçılığın daha katıksızı görülmüş
müdür? Gökçen’e Ermeni demek ona hakaret oluyor. Bu yetmiyor. Atatürk’ün manevi
kızının Ermeni olması ona da hakaretmiş! Hırant, duygumu söyleyeyim. Atatürk’ün
yaptıkları konusunda herkesin çok farklı fikirleri olabilir. Ama eğer bir kız
çocuğunun Ermeni olduğunu bile bile onu manevi kızı olarak benimsedi ise bu,
1915’in yaşandığı bu topraklar üzerinde bir cumhurbaşkanının yapabileceği en
onurlu şeylerden biridir. Elbette 1915’in utancını ortadan kaldırmaz. Ama hiç
olmazsa onun da, Birinci Dünya Savaşı sırasında ve ertesinde sayısız Türk
ailesinin yaptığı gibi, bu toprakları bin yıldır paylaştığımız Ermeni halkına
karşı yapılan Osmanlı devlet zulmünden kendini politik bakımdan olmasa da insani
bakımdan ayırarak hiç olmazsa şefkat duyabildiğinin bir nişanesidir. Sabiha
Gökçen Ermeni ise ben bunun ortaya çıkmasından gurur duyarım. Ermenilerin bu
toprakların kültürüne kattıkları her şeyin ortaya çıkmasından duyacağım gibi.

Irkçılar şimdi de seninle devam ediyorlar. Faşistler, yazdığın sekiz yazılık bir
dizinin bir tanesinden bir cümleyi yazının içinden cımbızla çekiyorlar ve seni
Türk düşmanı ilan ediyorlar. Sen Ermenilerin bir bölümünü bugüne kadar
sürdürdükleri politik yaklaşımdan vazgeçmeye, Türklerle dostluğa çağırırken,
onlar senin Türk düşmanı olduğunu ileri sürüyorlar! Sonra da seni alenen tehdit
etmeye cüret ediyorlar. Senin "hedefleri olduğunu" ilan ediyorlar. Savcılar bu
açıklamayı şiddete teşvik suçu saymayacaklarsa hangisini sayacaklar? Onları
bilmem, ama senin kılına dokunulursa, Türkiye’nin demokratları, sosyalistleri ve
enternasyonalistleri bunu bütün Türkiye Ermenilerine yapılmış bir saldırı
sayacak ve bu işin peşini bırakmayacaklardır.

Seni geç tanıdım Hırant ve çok az tanıdım. Ama sen benim için sadece Hırant
değilsin ki! Sen benim Jirayr amcamsın. Bana, ağabeyim Can ile birlikte daha
kısa pantolonlu iki çocukken müziği sevdiren, nükteleriyle yaşama sevinci veren,
zarafeti öğreten adamsın. Eliz teyzemsin, on-on beş yıl boyunca annemle
hayatının her sırrını paylaşan, bizim başımızı okşayan. Gençlik çağımda her şeyi
konuştuğum, birlikte nice sevinçler yaşadığım, birçok sıkıntımı paylaştığım
Levon’sun. Pangaltı’daki kışlık, Kınalıada’daki yazlık evinde beni sofrasına
oturtur ve geceleri ağırlarken sanki üçüncü çocuğu imişim gibi davranan Takvor
amcamsın, maalesef adını hatırlayamadığım karısısın. Daha sonra, aynı işyerini
paylaşmaktan hayatımda en büyük zevki duyduğum, beni Samatya’daki evinde Ermeni
mutfağının en güzel mezeleriyle ağırlayan, çevresindeki herkese "ne güzel,
yaşıyorum" dedirtecek kadar hayat dolu kızkardeşim, "kuyriğim" Araksi’sin, onun
kocası Vartan’sın, oğlu Sevan’sın. Adını saymakla bitiremeyeceğim nice sevgili
öğrencimsin.

Sen benim için onlarsın, çünkü sezgilerine ve yargılarına çok güvendiğim bir
insan senin nasıl insan bir insan olduğunu anlattı bana. Ama asıl, yıllardır
Agos’u, belki de tarihe Ermenilerle Türklerin kardeşleşmesinde en önemli rolü
oynamış yayın olarak geçecek olan Agos’u yıllardır bunca güçlüğe rağmen
çıkarmakta en büyük çabayı gösterdiğin için onlarsın.

Sana dokunulursa, ben yanarım. Ne kalbimin teklemesi, ne başımın dönmesi bana o
kadar acı vermez.

Bu toprakların, Hırant, esas kültürü o ırkçılık değil. Bu toprakların, sevgili
kardeşim, ahbariğim, esas kültürü senin ve benim kardeşliğimiz. Bir gün onları
politik olarak yenilgiye uğratacağız. Bu kabus bitecek ve Ermeniler, Türkler,
Rumlar ve Kürtler hepimiz kucaklaşacağız. O günü yakınlaştırabilirsek ne mutlu
sana, ne mutlu bana! Ne mutlu ben enternasyonalistim diyene!

online pharmacy topamax no prescription
online pharmacy purchase motilium online generic