İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Mehmet Yılmaz: Yunanistan kendine güveniyor ! Ya Türkiye?

Mehmet Yılmaz

Yunanistan Dışişleri Bakanı ve PASOK’un yaklaşan genel seçimlerdeki başbakan adayı Yorgo Papandreu geçenlerde Batı Trakya’da bir seçim gezisine çıktı.

Batı Trakya’da “Kadifeden kesesi” şarkısıyla karşılanan Papandreu’nun sözleri Türk gazetelerinde de yayımlandı.

Papandreu şöyle diyordu: “Farklılıklar bizim için tehdit değil, avantajdır. Azınlıklar bir ülkenin sınırlarını değiştirmek için tehdit unsuru değildir. Ülkeler kendi insanından korkmaz. Seçimlerden sonra Batı Trakya’da en küçük ayrım duygusunun ortadan kalkması için her şeyi yapmaya söz veriyorum.”

Bu sözlerin Yunanistan’ın Dışişleri Bakanı ve geleceğin belki de Başbakanı olacak bir politikacının ağzından çıkması, sözlerin değerini ve önemini arttırıyor..

Eskiden olsa!..

Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Türk azınlığa yaptığı baskılar, “haymatlos” durumuna düşürülen binlerce Batı Trakyalı Türk, tamirine izin verilmeyen vakıf binaları, “müslüman değil, Türk azınlık” olduklarını söyleyenlere karşı gerektiğinde hapis cezalarına varan sindirme politikaları hafızalarımızda tazeliğini koruyor.

Böyle bir siyasi iklimin hâkim olduğu Yunanistan’da daha geçen aya kadar bu sözleri söylemek “vatana ihanet”le suçlanmaya yol açabilirdi.

Şimdi açmıyor. Çünkü Yunanistan artık kendisine güveniyor.

Güvenin kaynağı demokrasisini ve ekonomisini geliştirebilmiş olmasında yatıyor.

Yunanistan’ın aklı başında insanları görüyorlar ki, “azınlık” diye nitelenen insanlar da o ülkenin vatandaşıdır ve öteki vatandaşlarının sahip oldukları hakların aynısına sahip olmalıdır.

Yunanistan’ın aklı başında insanları görüyorlar ki, Batı Trakya’daki Türk azınlığa eziyet etmekten vazgeçmek, bu insanların Türkiye ile birleşme heveslerini kışkırtmıyor.

Demokrasi ihtiyacı

Papandreu’nun sözlerinin bir benzerini bugün Türkiye’de çıkıp korkusuzca söyleyebilecek kaç politikacı var?

Geçmiş iktidar döneminde azınlık vakıflarının sorunlarının tartışıldığı günleri hatırlayalım..

“Mütekabiliyet”ten söz edilen, Türk vatandaşı olan Ermeni ve Rumların en temel haklarını, başka ülkelerin kendi vatandaşlarına tanıdıkları hakların kullanımına bağlayan günleri..

Şirince’de Sevan Nişanyan’ın başına gelenleri hatırlayalım.. Bu ülkenin vatandaşı olduğu halde, sırf başka bir etnik kökenden geldikleri için hakları gasp edilenleri hatırlayalım..

Bunun bir tek nedeni var: Kendimize güvenmiyoruz. Kendimize güvenmediğimiz için, bazı vatandaşlarımıza hiç de hak etmedikleri muameleleri reva görüyoruz..

Kendimize güvenimizin artması için daha fazla demokrasiye ihtiyacımız var..

Bu ülke hepimiz için yaşanılabilir güzel bir ülke olacaksa bunun yolu sadece ve sadece demokrasiden geçiyor..

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: