İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yalçın Pekşen: Olmayacak dua…

Yalçın Pekşen

Ararat filmini geçen gün yazmıştım. Neydi olay? Atom Egoyan’ın Ermeni soykırımı ile ilgili filmi bir firma tarafından Türkiye’ye getirilmiş, işin garibi Kültür Bakanlığı da oynatılmasına izin vermişti. Fakat ülkücülerin karşı çıkması üzerine, filmi getiren firma gösterimden vazgeçmişti.

Böylece Ermeni asıllı yönetmenin istediği olmuştu. Sanatsal açıdan başarısız bulunan filmi, en azından vermek istediği mesaj açısından başarıya ulaşmıştı: ‘Türklerin hoşgörüsü yoktur…’

O yazımda lafı Midnight Express’e getirmiştim. Filmin Türkiye’de gösterimini yasaklayarak (1978’den 1990’a kadar) hiçbir şeyi engelleyememiştik. Tersine gösterdiğimiz tepkiyle filme ilgiyi artırmıştık. Son olay ‘kafamızı kuma gömme’ alışkanlığımızda en ufak bir değişiklik olmadığını gösteriyordu.

Bir dost ‘San Francisco Chronicle’ gazetesinin 4 Ocak 2004 tarihli nüshasından bir kesik (kupür) yollamış.

Gazete yazarlarından John Flinn’in bir röportajı. Yazının başlığı ‘Midnight Express’ten Hepimiz Yanlış Mesaj Aldık !’

Yazarın konuştuğu kişi Jim Hayes… Olayın gerçek kahramanı ve anılarına dayanılarak filmin senaryosu yazılan kişi..

* * *

Gazete yazarı ABD’de Türkiye’ye seyahat etmek isteyen kişilerin hala söz konusu filmi düşünerek endişe kapıldıklarını anlatan bir söylemle işe başlıyor. Ve bu konuda Hayes’in fikirlerine başvuruyor.

Şimdi 56 yaşında olan eski mahkumumuz (!) şu sıralarda Los Angeles’te sinema endüstrisinde çalışıyor ve filme konu olan anılarında vermek istediği mesajı şöyle açıklıyor:

-Midnight Express’in mesajı ‘Türkiye gitmeyin’ değildi… Mesaj ‘Benim gibi aptallık edip, uyuşturucu kaçırmaya çalışmayın’dı.

Hayes Türkler’i ulusça ‘merhametsiz’ gösteren filmin çekilmesinde rol oynadığı için adeta günah çıkararak şunları söylüyor:

-Filmde bütün Türkler canavar gibi gösterilmişti. Ben filmi sevdim ama bazı Türkler’in iyi insanlar olduğunun belirtilmesini arzu ederdim. Filmde bir tane bile iyi insan yoktu. Oysa Türkiye’de, hatta hapishanede bile birçok iyi insanla karşılaştım.

* * *

Olup bitenlerden sonra konunun bizi hala ilgilendiren kısmı Hayes’in Türkiye’ye gelmek istemesi… Ancak bir korkusu var.

Korkusu yakalanmak ve yeniden cezaevine konulmak değil. Çünkü Türkiye tarafından Interpol’un arananlar listesinden çıkarılalı 5 yıl oluyor. Onun korkusu -eğer dönerse- filminin Türk turizmine verdiği zarardan sorumlu tutulması…

Anlaşılıyor ki, Hayes ve Midnight Express dünyada hala unutulmamış ve ilgi çekiyor.

Ben şimdi bir yetkilimizin Hayes’i Türkiye’ye davet etmesini hayal ediyorum. Bu olay tüm dünyanın ilgisini çekebilir; ünlü Amerikalı da anlatacakları ile imajımıza ve turizmimize verdiği zararı telafi edebilir.

Ne var ki, benim hayalim, yukardan beri anlattıklarıma bakılırsa ‘olmayacak duaya amin demek’ gibi görünüyor.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: