İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Özdemir İnce: Ayrımcılık ayırır

YANNİS Ritsos ölmeden önce, Yunanistan’a ve adalara yılda iki-üç kez giderdik.

Bunlardan birinde, 1980 öncesinde, otobüsle önce Komotini’ye (Gümülcine’ye) eşim Ülker’in akrabalarını ziyaret etmek için uğradık. Bizim geleceğimizi bilmiyorlardı.

Otobüsten inince, manifaturacı Hüseyin Ağa’yı nerede bulacağımızı sorduk. Tarif ettiler, evi bulduk. Evden girdiğimizde Hüseyin Ağa kalp krizi geçirmek üzereydi neredeyse. Çünkü haber verenler, ‘‘Seni iki yabancı arıyor!’’ demişler. Hüseyin Ağa gelenleri gizli polis sanıp, avludaki deponun damını kaçak onarttığı için korkuya kapılmış.

Çünkü o yıllarda Yunanistan Trakyası’nda yaşayan Türklerin yeni ev yaptırmasına, evlerini tamir ettirmelerine izin verilmiyordu. İzinsiz ev yaptırmak olanaksızdı ama geceleri çaktırmadan onarım yaptırıyorlardı. Yakalanınca cezası çok büyüktü.

Gene o yıllarda Türklerin doktorluk, mimarlık, avukatlık, mühendislik gibi serbest meslekler yapmalarına izin verilmiyordu.

O dönemde Batı Trakya’nın Türk bölgelerinde insanların ayrımcılık yüzünden çektikleri acının tanığıyım.

* * *

Hikáyeci ve romancı Fahri Erdinç (1917 Akhisar-1986 Sofya) 1949 yılında komünizmi yaşamak için iki arkadaşıyla birlikte Bulgaristan’a geçmişti. Kendisini Bulgaristan’a bir gidişimde (1978) tanımıştım. Daha sonra Bulgaristan’da sık sık görüştük.

Bulgaristan’a, sosyalist dünyaya yürekten bağlıydı, ama Türkiye’ye bütün varlığıyla bağlıydı. Bulgaristan’a yerleştiği için pişman değildi belki, ama Türkiye’yi tekrar görmeden ölmek istemiyordu. Tekrar göremeden öldü, çünkü 1985 yılından itibaren Bulgaristan’da uygulanmaya başlanan Türk adlarının Bulgarlaştırma kampanyasına katlanamadı.

* * *

İzmir’in Selçuk İlçesi Şirince Köyü’nde restore ettirdiği evler yüzünden başı derde giren ve bu yüzden hapis yatan Sevan Nişanyan, bir süre önce, bu evleri pansiyon olarak işlettiği için gözaltına alınıp serbest bırakıldı.

Ermeni asıllı olduğu için kendisine önyargılı davranıldığını iddia eden Nişanyan, ‘‘Yerel yöneticiler sığ düşünceli insanlar. Irkçılık halk arasında yok ama yöneticilerde var’’ diyor. Bu iddianın doğruluğu mutlaka araştırılmalıdır.

Beş yıldır ruhsat almak için çabaladığını belirten Nişanyan, ‘‘Yaptığım dört ruhsat başvurusu reddedildi… Bu köyde her yer kaçak. Birçok yıkım ve mühürleme emri var. Ancak bunlar uygulanmıyor ve benim mülküme işlem yapılıyor’’ diyor.

* * *

Türkiye’de birçok insan haksızlığa uğruyor. Ama bir TC vatandaşına Ermeni kökenli olduğu için haksızlık yapılması, Nişanyan’ın iddiası doğruysa, gerçekten ırkçılıktır, ayrımcılıktır. Devletin temelleri sarsılır. Vatandaşlık onurumuz yaralanır.

Anayasanın 66. maddesi, ‘‘Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür’’ diyor. 10. madde bütün vatandaşların yasalar önünde eşit olduğunu söylüyor. Anayasa’yı hayata geçirmek, devletin vatandaşına karşı en önemli görevidir. Yoksa, devletin devletliği ne işe yarar?

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: