İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

yög: Cemaat vakıfları sorununu Yargıtay çıkarmıştı

2762 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 1935’te yürürlüğe girmesiyle gayri müslimlere ait cemaat vakıflarından mallarına ilişkin beyannameyi 6 ay içinde verilmesi istendi. Beyannamenin son tarihi 1936’da bittiği için kamuoyunda “1936 Beyannamesi” olarak bilinen uygulamaya göre, vakıflar ellerindeki mal ve mülklere ilişkin bildirimi Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne verdi

Cemaat vakıfları 1936’dan 1970’lere kadar, valilik muvafakatnamesi ile taşınmazları vakıflar siciline kayıt edebiliyordu. Ancak 1974’te doruk noktasına çıkan Kıbrıs sorunu nedeniyle, Türkiye cemaat vakıflarının büyümesinin güvenlik sorunu yaratabileceği yönünde görüş oluşturdu.

İstanbul’daki Balıklı Rum Hastanesi Vakfı ile Hazine arasında 1971’de görülmeye başlanan bir dava sonunda, 1936 Beyannamesi uyarınca “mal edinilemeyeceği” hükmü uygulanmaya başladı. 1936 Beyannamesi davalarının ilki olan bu yargılamada Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 8 Mayıs 1974’te oybirliğiyle “1936 Beyannamesi’nde bulunmayan malların sonradan edinilemeyeceği” kararını verdi. Bu karar daha sonra Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce vakıflar aleyhine açılan benzer davalara emsal teşkil etti. Açılan davaların cemaat vakıfları aleyhine sonuçlanmasında bu içtihat niteliğindeki karar önemli rol oynadı. Karara göre, 1936’da verilen beyannameler, ilgili yasa ve tebliğlerde böyle bir talep olmamasına rağmen “vakıfname” olarak kabul ediliyordu. Söz konusu beyannamelerde, vakfın taşınmaz mal edinmeye devam edebileceği açıkça belirtilmediği gerekçesiyle bu hak cemaat vakıflarının ellerinden alındı. 1936’dan sonra edinilen taşınmazların da bedelsiz olarak eski mal sahiplerine, o yoksa mirasçılarına, mirasçısı da yoksa Hazine’ye verilmesi karara bağlandı. Böylece yüzün üzerinde taşınmaz mal Hazine’nin eline geçti.

Yargıtay’ın azınlıkları “Türk olmayanlar” olarak değerlendiren bu içtihatı AB üyelik sürecinde uluslararası bir sorun haline geldi. Cemaat vakıfları sorunun çözümünün Yargıtay’ın içtihat değiştirmesiyle aşılabileceğini belirtmesine karşın AB uyum yasaları ile sorun çözülmeye çalışıldı.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: