İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yerel seçimler ve biz

“Seçme ve seçilme hakkı”: Okul sıralarında öğrendiğimiz iki sözcüktü. “Yurttaş olmanın haklarından biri” diye öğrenmiştik. Biz TC yurttaşı Ermeniler, cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren bu haklarımızı kullanıyoruz. Daha da ötesi, Osmanlı’da meşrutiyetten bu yana kullanıyoruz. 28 Mart 2004 tarihinde yine seçimler var. Yerel yöneticilerimizi seçeceğiz. Kimler bunlar? Büyükşehir ve ilçe belediye başkanları, belediye meclisi üyeleri, il genel meclisi üyeleri, muhtar ve muhtar ihtiyar heyeti. Her birimiz, 6 ayrı sandıkta oy kullanacağız ve 4 yıl süreyle göreve gelecek yöneticilerimizi seçmiş olacağız.

Uzun yıllardan bu yana seçimlerin içinde bulundum. Ermenilerin oy kullanma oranlarının Türkiye ortalamasının üstünde olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu, yerel ve genel seçimlerde hep böyle olmuştur. Ancak ‘seçme’ hakkımızı hep en iyi şekilde yerine getirirken, ‘seçilme’ konusunda aynı isteği gösterdiğimizi söyleyemiyorum. Kuşkusuz bunun dünden/bugünden kaynaklanan nedenleri var. Bu nedenlerin bizlere ve siyasi partilere yansıttığı ‘çekinceler’ var. Çocukluğumdan hatırlarım. Henüz İstanbul’a gelmemiştik. Seçimler yaklaştığında evde hep seçimle ilgili konular konuşulurdu. Babam akşam eve geldiğinde “Bugün filan efendi geldi oyunuzu bizim partiye verin dedi” diye söze başlardı. Her akşam başka bir efendinin geldiğini, hepsine de “İnşallah kısmetse” dediğini söylerdi. Sonra büyükannemle, annemle değerlendirmelerini yaparlar erkenden gidip oylarını kullanırlardı. Tek parti dönemindeki, azınlık karşıtı politikalar nedeniyle, CHP ye pek sıcak bakmazlardı. Oylarını DP ye verirlerdi. Hangi partiye oy verdikleri önemliydi, ama oylarını kullanmaları onlar için daha da önemliydi. Bu bir nevi ‘eşit haklara sahip vatandaş’ olduklarının, ‘bu ülkenin asli unsurlarından’ olduklarının kanıtıydı. Oy kullandıktan sonra seçmen listesini imzalamaları ise bir nevi bunun tesciliydi.

Evet, hep seçtik ama pek seçilemedik. Siyasetin içinde olmaktan, siyasi partilerden hep uzak durduk. Genelde, siyasi partiler bizlere, bizler de siyasi partilere ve siyasete pek sıcak bakmadık. 1950 lerin ilk yarısını ve 1960 ları hariç bırakırsak; bizler yerel yönetimlerde de olsa seçilme hakkımızı çoklukla, 1980 lerin yarısından sonra kullanabildik.

1960 ihtilalinden sonra yerel yönetimlerde ilk seçilenimiz, değerli aydınımız, yazarımız Zaven Biberyan’dı. 1968 yerel yönetim seçimlerinde Türkiye İşçi Partisinden İstanbul Belediye Meclis Üyesi seçilmişti. (1965 seçimlerinde de milletvekili adayımızdı.) O tarihten sonra, 21 yıl süreyle hiç bir göreve seçilenimiz olmadı. 1984 yılında İstanbul ilçe belediyelerine bölündü. 1989 yılı yerel seçimlerinde, o tarihte üyesi bulunduğum Sosyal Demokrat Halkçı Parti’den Bakırköy Belediye Meclisi’ne aday oldum ve seçildim. 21 yıldan sonra seçilen ikinci isim Yervant Özuzun olmuştu. (1991 yılında da aynı partiden milletvekili adaylığım oldu.)

Ermenilerin yoğun olarak yaşadıkları ilçelerde, Ermeni seçmenlerin sayısı seçimlerin sonucunu etkileyecek sayıdaydı. Şişli, Bakırköy, Adalar, Eminönü ilçeleri bunların başında gelir. Gerek bizlerin partileri uyarmasıyla, gerekse partilerin bunu fark etmesiyle, daha sonraki seçimlerde yerel yönetimlere seçilenlerimiz ve görev alanlarımız hiç eksik olmadı.

1994 seçimlerinde, Şişli’de, Hamparsum Gönkeser SHP’den (Görev süresinde trafik kazasında yitirdik) Arman Basmacı ANAP’tan; Bakırköy’de, Paravon Sarı ANAP’tan, Baron Nalbant DYP’den; Eminönü’de, Ohannes Bıçakçı ANAP’tan; Adalar’da, Herman Balyan ANAP’tan belediye meclis üyeliklerine seçildiler.

Daha sonraki 1999 seçimlerinde de yine seçilenlerimiz oldu. Bakırköy’de Dt. Murad Ekmekçioğlu DSP’den (sonra CHP’ye geçti), Paravon Sarı ANAP’tan; Şişli’de Dr. Garabet Yayla ANAP’tan (sonra CHP’ye geçti); Adalardan-aynı zamanda Büyükşehir meclis üyesi- Herman Balyan ANAP’tan, Yetisya Tırtıl DYP’den belediye meclis üyeliklerine, Setrak Güler DSP’den İl Genel Meclisi üyeliğine seçildiler. Yine bu sürede Vasken Barın Şişli’de Başkan Yardımcısı, Jeri Hırimyan Büyükşehir’de Başkan Danışmanı olarak görev aldılar.

28 Mart 2004 seçimleri sonunda oluşacak yerel meclislerde de görev alacak Ermenilerin bulunacağını sanıyoruz. Aslında bunu doğal karşılıyoruz.

Bizlere hangi partiler ne oranda yer verecek beraber göreceğiz. Göreceğiz de oylarımızı kullanırken, bir kere de bu yönüyle düşüneceğiz.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: