İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

radikal: Bir hanedan mı doğuyor?

MASHA LIPMAN

80 yaşındaki Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev, bu ay içinde krallara özgü bir jest yaparak oğlu İlham’ı halefi tayin etti. Elbette Azerbaycan resmi planda seçimlere dayalı bir demokrasi ve Başkan Aliyev tek bir sözle işin içinden sıyrılamazdı. Azeri meclisine, İlham’ın başbakanlığı atanmasını onaylattı; bu mevki, babasının görevi bırakması veya ölmesi halinde İlham’a fiili cumhurbaşkanlığının yolunu açıyor. Birkaç gün önce Aliyev, ambulans uçakla bir Türk hastanesinden Amerika’daki bir hastaneye uçtu. Azeri lider, halk karşısında yaptığı bir konuşma sırasında yere düştüğü nisan ayından beri hastaneler arasında mekik dokuyor ve yaklaşık bir aydır tüm gözlerden uzakta yaşıyor.

Demokrasi yeşeremedi

Sovyetler’in çöküşünden sonra, on yılların komünist baskısından kurtulan 15 Sovyet cumhuriyetinin demokratik ülkelere dönüşeceğine dair güçlü umutlar vardı. Ancak komünizm geri dönüşsüz biçimde yenilirken, eski Sovyetler Birliği’nin birçok bölgesinde demokrasi de tamamen başarısız oldu.

İlham Aliyev’in babasının ölümünün ardından cumhurbaşkanı olması halinde, Sovyet sonrası bir ülkede ilk kez bir hanedanlık durumu da hasıl olacak. Haydar Aliyev’in komşu Orta Asya ülkelerindeki muadilleri, henüz iktidarın kime kalacağı meselesi üzerine kafa yormaya gerek duymayacak kadar genç ve güçlü. Yine de bazılarının monarşik eğilimler içinde olduğu görülebiliyor: Sözgelimi Kazak Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev kızını Kırgız muadili Asker Akayev’in oğluyla evlendirdi (bu evlilik kısa süre sonra sona erdi).

Orta Asya ülkeleri, demokrasiden başka her şeye benziyor. Baskının derecesi ülkeden ülkeye değişiyor, fakat bütün Orta Asya liderleri, rakipsiz bir otokratik iktidarın keyfini sürüyor; ismi var cismi yok yasama organları çoğunlukla bu liderlerin imtiyazlarını genişletmek için kullanılıyor.

Sovyet iktidarı sırasında, Orta Asya’daki Komünist Parti kadroları, yerel aşiretler ve klanlarla yakın ilişki halindeydi. Komünist Parti’nin, daha sonra tek patron haline gelecek birinci sekreterleri, en güçlü klanın üyesiydi ve kendi klanından insanları kayırıyordu.

Beş Orta Asya birinci sekreterinden üçü (Özbekistan’ın İslam Kerimov’u, Kazakistan’ın Nazarbayev’i ve Türkmenistan’ın Niyazov’u) iktidarlarını Sovyetler’in çöküşünden bu yana devam ettiriyor. Komünist alışkanlıklarını kolayca değiştirdiler, komünist söylemlerini ve ideolojilerini terk ettiler ve kendilerini demokratik şekilde seçilmiş başkanlar halinde yeniden inşa ettiler. Fakat muhalefeti bastırma ve koltuklarını güvenceye alma alışkanlıkları değişmedi.

Aliyev farkı

Aliyev’in komünist geçmişi, Orta Asya’daki muadilleri arasında en çarpıcı olanı. 21 yaşında girdiği KGB’deki parlak kariyerinin ardından 1969’da Azerbaycan birinci sekreterliğine atandı. Stalin’in 1940 ve 50’li yıllardaki KGB’sinde nasıl korkunç bir baskıya aracı olduğunu tahayyül etmek zor değil. 1982’de Sovyet Politbürosu’na girdi. 1987’de, Politbüro’yu uç komünistlerden temizlemeye girişen Gorbaçov tarafından görevinden alındı.

Sovyetler Birliği’nin çöküşü Azerbaycan’ı kargaşaya sürükledi. Ermenistan ile kanlı bir savaş patlak verirken, komünizm sonrasının ilk cumhurbaşkanı öfkeli bir halk ayaklanmasıyla devrildi, ikincisi de şaibeli bir albayın başını çektiği askeri darbeyle ülkeden kaçmak zorunda bırakıldı.

Aliyev halkının imdadına 1993’te yetişti. Ermenistan ile kazanılması mümkün olmayan savaşı sona erdirdi ve Azerbaycan’ın güney sınırlarında gelişen ayrılıkçı bir hareketi demir yumrukla bastırdı. Aşama aşama, Hazar petrollerini çıkarmak isteyen bir dizi yabancı ortakla yakınlaştı. Bu arada, muhalefetin etkisini de hızlı bir şekilde kırdı; bazı muhalifleri hapse atarken, bazılarını da sürgüne çıkmaya zorladı.

Sovyet imparatorluğunun yıkılmasından sonra, eski komünist liderler kendilerini, ülkelerinin komünizm öncesi tarihi ve siyasi kültüründen güçlü biçimde etkilendikleri bir ortamda buldu. Letonya Devlet Başkanı Algirdas Brazauskas bir tür Doğu Avrupalı sosyal demokrat haline gelirken, Eduard Şevardnadze Gürcistan’da kaotik denebilecek bir iktidar kurdu; bu iki ülke tiranlıktan kısmen uzak kalabildi. Orta Asya rejimleri ise otokratik karakter kazandı.

Her şeye rağmen muhalefet

Azerbaycan Orta Asya’nın sınırında kabul edilebilirse de, tam olarak bu bölgeye ait değil. Muhalefet Aliyev iktidarı altında dağıldı ve zayıf düştü, ama tümden ortadan kaldırılabilmiş değil. Aliyev’in iktidarı oğluna devretmesi yakın olasılık haline gelince, başkent Bakü’de cumhurbaşkanının istifasını talep eden kitlesel gösteriler yapıldı. Bu tür gösterilerin Özbekistan veya Türkmenistan’da yapıldığını düşünmek bile mümkün değil.

Babası kadar kurnaz veya dirayetli bir siyasi savaşçı olmayan İlham Aliyev, babasının otoritesinin koruyuculuğundan yoksun kaldığında ciddi bir direnişle karşılaşabilir. İktidarının pek barış içinde yürümeyeceğini kestirmek zor değil. Milliyetçi desteği artırmak uğruna şiddete başvurabilir veya Ermenistan’la savaşı tekrar başlatabilir. Yani Azerbaycan halkını karışık günler bekliyor olabilir.

Mümkün görünmeyen tek bir şey varsa, o da komünizme geri dönüş; ne bir zamanların komünist yetkilileri ne de onların hasımları için eskiye dönmek pek bir şey ifade etmiyor. Ama en az onun kadar imkânsız görünen şey, demokratik gelişme. Oysa on yıl önce demokrasi ne kadar da mümkün görünüyordu.

(MASHA LIPMAN: Moskova Carnegie Merkezi’nin çıkardığı Pro et Contra dergisinin editörü, 11 Ağustos 2003)

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: