İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sağlık Problemleri I – Kulak Çınlaması

Meslek hayatımızda sık karşılaşmamıza rağmen hallinde zorluk çektiğimiz konuları “problemler” başlığı altında sunacağım.
Bugünkü konumuz ” kulak çınlaması”.

Orta yaşını geçmiş olanlarda sık rastlanan şikâyetlerden biri olan kulak çınlaması, halli zor problemlerdendir. Çınlamanın şiddeti değişiktir. Bazen kişiyi çok rahatsız edecek kadar şiddetli, bazen de ancak gecenin sessizliğinde duyulacak kadar hafif olabilir. Konu kulak uzanını, nörologu (asabiyeci), psikiatrı (ruh hastalıkları uzmanı), dahiliyeciyi ilgilendirir. Bu uzmanları sıralamamdan da bellidir ki hastalar uzmandan uzmana dolaşacaklar, ayrıca laboratuvarlara, radioloji uzmanlarına da hayli para akıtacaklardır. Bütün bu tetkik ve masraflara rağmen çok zaman tam teşhis konamamakta, çaresi de bulunamamaktadır. O zaman hastanın hekime ve hekimliğe duyduğu güven de sarsılmaktadır.

Hariçten gelen sesler, dış kulaktan ve orta kulaktan geçip iç kulağın koklea denen bölümüne gelir. Ses dalgaları orada elektrik dalgasına benzeyen uyarı dalgalarına çevrilir. Bu uyarı dalgaları da “işitme siniri” (akustik sinir) vasıtası ile beyindeki “işitme merkezine” ulaşır, ses duyulmuş olur. Kulak çınlaması olayında hariçten gelen böyle bir ses olmamasına rağmen beyin bunu duymaktadır. Değişik nedenler işitme sinirini uyarmakta ve aslında mevcut olmayan bir çınlama duyulmaktadır.

Çınlamadan yakınan kişiyi önce kulak uzmanı görmelidir. Bazen dış kulak yolundaki kulak kiri tıkacı çınlamaya yol açabilir. Tıkacın çıkarılması ile konu biter. Bazen işitme sinirine baskı yapan iyi huylu bir tümör (akustik nörinom) bulunabilir. Bu olasılık çok düşük olmakla beraber incelenmesi gerekir. Bu inceleme tomografi (BT, CT) veya emar (MR) incelemeleri ile yapılır. Bu inceleme ile beyinde de bir patolojik durumun bulunup bulunmadığı anlaşılmış olur. Beyinde bir şey yoksa hastanın nörologa gitmesi için bir neden yoktur. Bazı tip kulak çınlamalarında işitme azalması da bulunur. Bunu hasta fark edemez. Ancak odiometrik inceleme ile anlaşılır. Fakat kulak çınlaması yakınması olanların büyük çoğunluğunda işitme kusuru bulunmaz.

Hastaların %95 inde kulak uzmanı bir şey tesbit edemez ve bir dahiliyeciye gitmesini tavsiye eder.
Yüksek veya düşük kan basıncı (tansiyon) çınlama nedeni olabilir. Şeker hastalığı (diyabet) da önemli nedenlerden biridir. Hatta bazen, sadece yükleme testi ile meydana çıkan gizli diyabette de çınlama bulunabilir. Bir başka neden kan yağlarının (kolesterol, trigliserid) ve ürenin yüksekliğidir. Bunlar normale indiğinde çınlama da geçer.

Ama sonunda, hastaların %60 ında çınlamayı izah eden hiçbir şey bulunamaz. Hastaya ” hiçbir şeyi olmadığını ” söylemek bir işe yaramaz, çünkü çınlama onu rahatsız etmektedir. Hekimler sebebini bilemedikleri hastalıklara ” idiopatik ” (yani kendiliğinden olma) deyip kurtulurlar. Bu hastalara da idiopatik çınlamaları olduğu söylenir. Hatta suçlu olarak “stresler” gösterilir (stressiz kimse bulunmadığına göre bu teşhis çok kere kabul de görür). İşin aslı şudur ki biz bu %60 hastadaki sebebi bilemiyoruz. Onlara, prospektüsünde “kulak çınlamasına iyi gelir” ibaresi bulunan ilâçlardan biri tavsiye edilir. Bir süre kullanıldıktan sonra sonuç alınamazsa bir diğerine geçilir. Bazen bu ilâçlardan biri iyi gelebilir. Çok kere de yararı olmaz. Sonunda hasta da bıkar. Biraz da çınlamasına alışır, onu duymaz olur. Yani bu rahatsızlığı kabullenir.

Son günlerde okuduğum bir yazıda, kemik erimesinde (osteoporoz) kullandığımız Fosamax adlı ilâcın kulak çınlamasına iyi geldiği yazılı idi. Daha kimsede denemedim.

Çınlamasız bir yaşlılık dilerim ama çınlarsa da çok önemli değil.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: