İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bakırköy´de İki Cinayet: Yaşlı Kadınlar İple Boğuldu

Star Gazetesi’nde Kenan İspir imzasıyla yayımlanan habere göre, İstanbul Bakırköy’de yalnız yaşayan Ermeni asıllı 73 yaşındaki Araksi Alayan uzun süre evinden çıkmadı. Komşuları polise haber verdiler. Eve giren polis, emekli öğretmen olan yaşlı kadının cesediyle karşılaştı. Yaşlı kadının 6 Kasım 2000 Çarşamba günü boğularak öldürüldüğü belirlendi.

Gedikpaşa’daki Mesrobyan Ermeni Okulu’nda yıllarca öğretmenlik yapan Araksi Alayan’ın üç evladının yurtdışına göç ederek Avusturya, Fransa ve Uruguay’da yaşadıkları, ancak Hristiyan veya Müslüman tüm mahalleliler tarafından çok sevilen, çok cana yakın bir kişi olduğu, adeta Bakırköy’ün maskotlarından olduğu, yurtdışına gitmeyi reddederek “Ben İstanbul’dan ayrılamam, benim yurdum burası” dediği, tanıyanları ve özellikle de öğrencileri tarafından dile getiriliyor.


(Araksi Alayan)

Araksi Alayan, 12 Kasım 2002 Salı günü, Bakırköy Dzınunt Surp Asdvadzadzni Ermeni Kilisesi’nde saat 13:00’te düzenlenen törenle ebediyete uğurlanıyor.

Alayan, Bakırköy’de son üç ay içersinde aynı yöntemle katledilen ikinci yaşlı kadın. Alayan’ın evinden sadece 400 metre kadar ötede, başka bir yaşlı kadın, Hermine Açıkgöz, 13 Eylül 2002 Cuma günü aynı yöntemle öldürülmüş gibi görünüyor.

Hermine Açıkgöz de yalnız yaşadığı apartman dairesinde meçhul kişi veya kişiler tarafından iple boğularak öldürüldü. Cinayeti işlyen kişinin amacı hala anlaşılmış değil. Cinayet masası polisleri ve yetkililer cinayet günü her türlü delili toplamış, soruşturma yapmış ve gerekli tüm hizmetleri yerine getirmişler. Cinayeti işleyen kişi apartman dairesine kapıyı zorlamadan, cam pencere kırmadan içeri girip, cinayeti işledikten sonra cesedi mutfağa sürükleyip doğalgazlı mutfak ocağının gazını da açarak kayıplara karışmış. Binada doğal gaz kokusunu fark eden üst kattaki komşuları, Hermine Açıkgöz’ün kendilerine sağlık nedenlerinden dolayı bırakmış olduğu kat anahtarı ile kapıyı açtıklarında mutfakta yaşlı kadının iple boğulmuş olan cansız bedeniyle karşılaşmışlar. Durumu derhal polise ve kadının akrabalarına bildirmişler.

Hermine Açıkgöz’ün akrabaları, yaşlı kadının sahibi bulunduğu iki apartman katını Surp Pırgiç Hastane vakfına bağışlayarak, vakfın huzur evine yerleşmeyi arzuladığını, ancak Müslüman ve Hristiyan vatandaşlar arasında ayırım gözeten ve insan haklarını ihlal eden vakıf mevzuatı yüzünden bu arzusunu gerçekleştiremediğini söylüyorlar. En doğal hakkını kullanarak, mal varlığını hastaneye bağışlayarak huzur evine girmiş olduğu taktirde yaşlı kadın şimdi belki de yaşıyor olacaktı. Halbuki, akrabalarına göre, cemaatine ve devletine güvenini yitirmiş olarak tek başına yaşayan kadın, sapık bir kişinin kurbanı oluverdi.

İki yaşlı kadının ölüm haberini alarak son derece üzülen Ruhani Reisimiz Patrik Mesrob II Hazretleri, derhal İstanbul Valiliği’nin ilgili birimini telefonla arayarak gelişmeler konusunda bilgi istedi. İlgili Emniyet birimleri ise ellerinde yeterli delil bulunmadığını, soruşturmanın titizlikle devam ettiğini belirttiler.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: