İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Aliyev: Sabrımız tükenmek üzere- Aksiyon

Enes Cansever / Bakü | Sayı: 402

1987 yılında merkezi Paris’te bulunan Kung Ermeni Cemiyeti’nin Dağlık Karabağ’ın Han şehrin Ermeni bayrağı dikmesiyle başlayan mesele, 2.5 milyon Ermeni’ye karşı 7 milyon Azerbaycanlı’nın ülke topraklarının yüzde 20’sini kaybetmesiyle Kafkaslar’daki en büyük krizlerden biri oldu. Yaklaşık 1 milyondan fazla Türk’ün göçmen durumuna düşmesiyle sorun insani açıdan dramatikleşti.

Ve 1991 yılından bu yana Azerbaycan’ın değişik bölgelerinde oluşturulan Çadır kentlerde yaşayan savaş göçmenleri (kaçkınlar), kışın ayazına ve yazın bunaltan sıcağına rağmen ümitlerini yitirmeden Karabağ probleminin çözülmesini bekliyorlar. Bebek olarak çadır kentte dünyaya gelen çocuklar şu anda 11 yaşında. Gözlerini çadır kentte dünyaya açan binlerce çocuk eğitimini çadır okullarda görüyor, sağlık ihtiyaçlarını çadır hastanelerde gideriyor.

Sorunun çözümü için 21 kez bir araya gelen Azerbaycan ve Ermenistan cumhurbaşkanları, Ermenistan ve Nahcıvan arasındaki Sederek şehrinde bir tren vagonunda yeniden buluştu ve yaklaşık dört saat boyunca sorunları tartıştılar. Somut bir netice elde edilemeyen görüşmeler öncesinde aralarında bizim de bulunduğumuz bir grup gazeteciyle sohbet eden Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev sorularımızı cevapladı.

–Ermenistan Cumhurbaşkanıyla başbaşa görüşüyorsunuz. İki ülke arasındaki sınırda bu ikinci görüşmeniz. Nasıl bir netice bekliyorsunuz?

Görüşmelerle ilgili somut bir şey diyemem. Bu ikinci görüşmemiz. ABD eski Dışişleri Bakanı Albright üçüncü bir şahıs olmadan başbaşa görüşmeyi teklif etmişti ve ilk görüşmeyi yine Sederek’te yapmıştık. Şimdiye kadar 21 kez bir araya gelindi. Bazen ümit verici gelişmeler oluyordu, bazen ise tam tersine. 1999’da Ermenistan Parlamentosundaki suikast olayından sonra bu görüşmelerin ehemmiyeti azaldı ama yine de çok ehemmiyetli. Çünkü ateşkes ortamında yaşıyoruz. Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki savaş ağır bir durumdadır. Minsk Grubu eş başkanlarının da çok faydalı görüşmeleri oluyor.

–Minsk Grubu eşbaşkanlarının 10 yıldan beridir sürdürdüğü arabulucu çalışmalar şimdiye kadar somut netice vermedi. Bu süreçten vazgeçilebilir mi?

Hayır. Cumhurbaşkanı olarak hiç bir şeyden vazgeçmiyorum. Çünkü büyük siyasette çekilmek hiç bir zaman netece vermiyor. Zorluklardan her zaman somut ve olumlu netice çıkarmanın yollarını zorlamak lazım.

–Bir açıklamanızda “Artık Azerbaycan’ın topraklarının yüzde 20’lik kısmının Ermeni işgali altında kalması konusunda sabrı tükenmiştir” demiştiniz. Bu yeni bir politika işareti mi?

Bir kez daha tekrarlıyorum. Azerbaycan’ın problemin çözümü konusunda gittikçe uzayan bu görüşmeler karşısındaki sabrı tükenmek üzeredir. Artık dayanacak sabrımız kalmamıştır.

–Problemin çözümünde Rusya’nın tavrı çok önemli. İki yıl öncesine kadar Azerbaycan ile Rusya arasındaki ilişkilerin soğuk olması ister istemez Karabağ’a da etki ediyordu. Yeni dönemde Rusya çözümde nasıl bir rol oynayabilir?

Her şeyden önce bu problemin merhaleli kısımlarını hal etmeliyiz. Müzakereye Rusya da dahil hiç biri müdahale edemez. Vaktiyle Finlandiya eşbaşkanlıktan vazgeçince, ABD’nin eşbaşkanlığa gelmesini teklif ettik. O dönemde Rusya ve Ermenistan itiraz etti. Ve neticede yapılan görüşmelerden sonra Minsk Grubu’nda üç büyük devlet olan Rusya, Fransa ve ABD eş başkanlık görevine getirildiler. Bu Minsk Grubunun tarihinde ilk kez gerçekleşen bir olay. Biliyorsunuz bundan önce Rusya, Finlandiya ve İsveç eşbaşkanlık görevini yürütüyordu. Bu, Azerbaycan’ın yaptığı çalışmalar neticesinde oldu.

–Avrupa Birliği, Türkiye’nin Ermenistan’a sınırını açması için baskı yapıyor. Ankara denileni yaparsa Bakü—Erivan ilişkilerine etkisi ne olur?

Türkiye Karabağ probleminin çözümü konusunda her zaman Azerbaycan ile yakın ilişkidedir. Gerçekten de AB arefesinde Gümrü—Kars yolunun açılması konusunda baskılar devam ediyor. Ama çok iyi biliyorum ki Türkiye, en ufak bir taviz vermeyecek. Haziran ayında yaptığım gezide bana net olarak Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü hal olmadığı sürece Ermenistan ile hiç bir yakınlaşmaya girilmeyeceğini söylediler.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: