İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Lraper: Patrikhane Genelgesi…

CEMAATİMİZİN SEVGİLİ ÜYELERİNİN,
DİN GÖREVLİLERİMİZİN,
KİLİSE VAKIF YÖNETİCİLERİNİN
DİKKATİNE SUNULAN
GENELGE

26 Eylül 2002
No: A-19/5259

Ermeni Kilisesi 1700 yıllık köklü bir tarihsel geçmişe sahip, büyük bir kurumdur. Bu kurumun devamlılığı ve onurunun korunması, Ermeni halkının temel, yaşamsal ilkelerinden biridir.

Ermeni Kilisesi’nin herhangi bir biriminde yapılan yanlış bir davranış, kaynağı ve gerekçesi ne olursa olsun, tüm kiliseye ve cemaat üyelerine mal edilmekte, haksız eleştiri ve ithamlara muhatap kalmamıza yol açmaktadır. Bu nedenle, kiliselerimizin madağ sofraları döneminin hemen öncesinde, dini yaşamımızı ilgilendiren bazı yönergelere yeniden dikkatinizi çekmek arzusundayım.

“Ermeni cemaatine Hak yolunda önderlik etme, cemaatin dini, hayri ve içtimai kurumlarının hak ve menfaatlerini koruma” görevini üstlenen Türkiye Ermenileri Patriği sıfatıyla, Ermeni Kilisesi’nin, Kitabı Mukaddes’e ve kilise hukukuna dayanan kadim örf ve adetleri uyarınca, aşağıdaki maddeleri tüm vakıf yöneticilerinin ve cemaat üyelerinin bilgisine sunuyor, bu maddelerin hayata geçirilmesi konusunda kendilerinden tam bir uyum ve işbirliği bekliyorum.

1) Örf ve adetlerimize göre madağ, bir kiliseye, o kilisenin bulunduğu semtin yoksullarına dağıtılması ve sevgi sofralarına katılan cemaat üyelerine sunulması amacıyla yapılan “et bağışı”dır; “İyilik yapmayı, sizde olanı başkalarıyla paylaşmayı unutmayın” (İbr. 13:16) diyen Tanrı sözüne uygun ananevi bir paylaşmadır. Madağ, günahlardan arınmak amacıyla veya Tanrı’nın herhangi bir lütfuna karşılık verilen “kurban” değildir, çünkü dinimize göre, “Krisdos birçoklarının günahlarını yüklenmek için bir kez kurban edildi” (İbr. 9:27). Dini törenler esnasında kiliselerimizde veya çevrelerinde, herhangi bir hayvanın uzuvlarının kesilmesi, kanının akıtılması Yeni Ahit öğretisine aykırı olduğu gibi, gelişmiş bir topluma da yakışmayan, çağdışı görüntüler ortaya koymaktadır. Bu tür alışkanlıklar, Ermeni cemaatinin ve onun dini inançlarının, hiç de hak etmediği saygısız ithamlara muhatap olmasına yol açmaktadır. Bu nedenle, hangi suretle olursa olsun, bundan böyle kilise ve çevresinde bu tür çirkin manzaralara izin verilmeyecektir. Sevgi sofraları için gereken et, çok daha uygar ve sıhhi koşullarda, kasap veya mezbahalardan temin edilecektir.

2) Kilise ve vakıf külliyeleri dahilinde bulunan mekanlarda alkollü içki tüketilmesi kiliseye saygısızlıktır. Sevgi sofralarında veya kilise vakfı külliyelerindeki herhangi bir sofrada geleneksel olarak sunulan, sevginin ve inancın paylaşımını ifade eden şaraptan başka alkollü içki kullanılmamalı, şarap bir bardağı geçmemek üzere, isteyenlere verilmelidir.

3) Kilise ve vakıf külliyeleri dahilinde bulunan salonlarda verilen sevgi sofralarında, bağışlar yasa gereğince makbuz karşılığında yapılmalıdır. Hayırseverlerin bağışlarını cemaate yüksek sesle ilan ettirmeleri ve vakıf yöneticilerinin, bağışları teşvik amacıyla bu ayıba göz yummaları ise hem dinimize, hem de geleneklerimize göre yanlıştır. Yapılan bağışlar daha sonra kilise avlusundaki bülten vitrinlerinde liste halinde asılabilir.

4) Patriklik, dini konularda halka sunulacak her türlü bilgi üzerinde denetim yetkisine sahiptir. Bu tür bilgiler rastgele sunulamaz. Vakıf, dernek, koro benzeri hiçbir cemaat kurumu, Patrikliğin yazılı izni olmaksızın, dini içerikli, takvim, kitap, broşür ve benzeri yayınlar çıkaramaz. Kiliselerimizin salonlarında, avlularında ve bahçelerinde Patrikliğin izni olmadan takvim, broşür, kitap, dergi benzeri yayınlar, hediyelik eşya vb. satılamaz.

5) Kiliselerimizde, atanmış olan resmi din görevlileri dışında Patrikliğin iznini almadan, herhangi bir kimsenin, yurtiçinden veya yurtdışından herhangi rütbede din görevlisi veya sivil şahsın ibadet yönetmesi yasaktır.

6) Kiliselerimiz ibadet ve ruhani kültürün yaşatılması içindir. Kilise vakfı külliyelerinin ibadethane bölümlerinde başka herhangi bir etkinlikte bulunmak yasaktır. Surp Badarak, geleneksel dua vakitleri, vaftiz, dini nikah ve cenaze törenleri dışındaki herhangi bir tören veya etkinlik için Patrikliğin yazılı izni gerekmektedir.

7) Kilise külliyelerimiz, ibadet ve dayanışma için temiz duygularla gelen herkese açıktır. Ancak kimlikleri ve niyetleri konusunda bilgi sahibi olmadığımız, dileyen her basın mensubunun, politikacının ya da yabancı konuğun kilise vakfı külliyelerimize serbestçe girmesine izin verilmemelidir. Cemaatimiz gazeteleri dışında kalan her türlü yayın organı temsilcisi, buralarda fotoğraf ya da film çekmek, bilgi toplamak, röportaj yapabilmek için Patrikliğin yazılı onayına başvurmak zorundadır. Başvuruda bulunan herkese yardımcı olunmalı ve en kısa sürede Patrikliğe yönlendirilmelidir.

8) Cemaat vakıflarımız yerel mahalli vakıflardır, Türkiye’deki kilisemiz üyelerinden oluşan cemaatin tüm üyeleri de bir bütündür. Yurtiçinden ya da yurtdışından gelen özel bir konuk, sanatçı, politikacı, sporcu vb. herhangi bir kişi veya grubun vakıf külliyeleri dahilinde, “tüm cemaatimiz adına kabullerle” ağırlanabilmesi için Türkiye Ermenileri Patrikliği’nin yazılı onayı gereklidir.

9) Ruhani Kurulumuz denetiminde bulunan tüm kilise korolarının, ait oldukları mahalli kilisenin külliyesi dışında ibadet veya kültür-sanat etkinliklerine katılabilmek için Patrikliğin yazılı onayını en az bir hafta önceden almış olmaları gerekir.

10) Halkın dini inançlarını sömüren yerli ve yabancı din tacirlerinin, kendilerinde “özel bir enerji” bulunduğunu iddia eden, ibadethanelerimiz dışında “kahinlik” rolüne soyunan birtakım şarlatanların bazı evlerde tuhaf ayinler düzenlemekte olduklarına dair duyumlar alınmaktadır. Kiliselerimizdeki vaazlarda defalarca tekrarladığımız gibi, bu tür tövbe ayinleri, şifa dağıtma seansları, cin çıkarma, şeytan bağlama törenleri, faldan, kurşundan, incik-boncuktan, kurumuş hayvan uzuvlarından ve benzeri şeylerden medet umulması, mezhebimizin öğretilerine aykırıdır. Bu tür törenler, kandırarak ve küçük düşürerek halkımızın onurunu da ayaklar altına almaktadır. Tüm cemaat üyelerimizin bu cehalete engel olmak için çaba harcamalarını arzu ediyorum.

11) Ermeni Kilisesi’nin 1700 yıllık öğretilerine göre, Hokehankist duaları kilisede Surp Badarak sunulmadan yapılmamalıdır. Din görevlilerinin, bayramlarda veya diğer günlerde, kilisedeki Surp Badarak’ta Hokehankist yapmaksızın vefat kırkı veya sene-i devriye vesilesiyle mezarlıklardaki törenlere katılmaları 1 Ekim 2002 tarihinden itibaren yasaktır.

12) Mezarlıklarımız bir nev’i açık hava kiliseleridir. Mezar başlarında, çeşitli vesilelerle yiyecek-içecek dağıtmak çirkin ve uygunsuz bir görünüm arz etmekte, ölülerimize saygısızlık ifade etmektedir. Kırk ve sene-i devriye gibi özel günlerde geleneksel olarak dağıtılan irmik helvası veya benzeri bir tatlı, mezar başlarında değil, mezarlığın ana girişindeki salonda veya açık alanda sunulmalıdır. Tatlı dışında kalan, geleneğimizde olmadığı halde sonradan türetilen çeşitli yiyeceklere ise bu gibi vesilelerde itibar edilmemelidir.

Sevgili Cemaatim,

Surp Boğos Arakyal’ın (Aziz Havari Pavlos) sözlerini hatırlatmakta yarar görüyorum:

“Hisus Krisdos (İsa Mesih) dün, bugün ve sonsuza dek aynıdır. Çeşitli garip öğretilerin etkisine kapılıp sürüklenmeyin. … Önderlerinizin sözünü dinleyin, onlara bağlı kalın. Çünkü onlar canlarınız için hesap verecek kişiler olarak sizi kollarlar. Onların sözünü dinleyin ki, görevlerini inleyerek değil –bunun size yararı olmaz- sevinçle yapsınlar. Bizim için dua edin. Vicdanımızı temiz tuttuğumuza, her bakımdan olumlu bir yaşam sürmek istediğimize eminiz. … Tanrı’nın lütfu hepinizle olsun! Amen!” (İbr. 13).

Dua, takdis ve sevgilerimle,

MESROB II
Türkiye Ermenileri Patriği

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: