İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

RADİKAL: Patrik acımadı

Vasilios Vermişoğlu, Ayvansaray Meryem Ana Kilisesi’nin papazıydı. Ömrünü
kiliseye adayan ve bu yüzden hiç evlenmeyen 72 yaşındaki Vasilios’u herkes Vasil
diye çağırırdı. Kendisine yakınlık gösteren Necla Abay’ı evlat edinen Vasil,
bunu sır gibi saklarken, başına gelecekleri biliyordu.

Bu sırrı 20 yıl sonra öğrenen Fener Rum Patrikhanesi karar aldı: Başpapaz
Vasil, bir Türk’ü evlat edindiği için önce topluluktan dışlandı, sonra da
görevinden uzaklaştırıldı.

Vasil, bizden biriydi. İç Anadolu ağzıyla konuştuğu, Rumca kelimeler
serpiştirilmiş Türkçesi derdini anlatmaya yetmiyordu. Ama ne de olsa, çekilen
çilenin dili ortaktı.

İncil’i kendi çabasıyla öğrendi

Ailesi, mübadeleden çok önce 1918’de, Aksaray’dan İstanbul’a göçmüştü. Beş
kardeşin en küçüğü olan Vasil, 1930’da Yenikapı’da doğdu, çok geçmeden de
Ayazpaşa’ya taşındılar. Lise yılları, askerlik ve bir boyacı dükkânındaki
tezgâhtarlık günlerini bir cümlede anlatacak kadar önemsiz buluyordu.

İncil’i kendi çabasıyla öğrenmiş, ömrünün 40 yılını papaz olmak için
adamıştı. Silivrikapı Kilisesi’ne atandığında, cennete kavuştuğunu düşündü.
Silivrikapı’dan sonra Vefa’ya gönderdiler. Kısa bir süre sonra da Ayvansaray’a
geldi ve başpapazlığa kadar yükseldi.

Bir vasiyet üzerine…

Necla Abay’ın annesi Ayşe Çoktan’ın en yakın dostu, komşusu Maria
Vermişoğlu’ydu. Abay, Maria’nın oğlu Vasil’i ağabeyi gibi görüyordu. Annesi
hastalandığında, en büyük yardımı Vasil’den görmüştü. Annenin kızına son
vasiyeti de, "Öz ağabeyini nasıl biliyorsan, Vasil de aynıdır" demek olmuştu.

Abay, küçücük semte sığmayan o dostluğu, "Babam (Vasil) o sırada, kilisenin
lojmanında ablası Katina ve eniştesiyle kalıyordu. Katina abla bir gün, Vasil’in
manevi kızı olmamı istedi. Hiç düşünmeden kabul ettim. O başpapazlığa
yükselirken ben hacca gitmeye hazırlanıyordum. Çünkü dostluk, Ayazpaşa’da bir
balkondan diğerine çamaşır germek ve birer birer toplamakla başlardı. Bizim
çamaşırımızda ayrı gayrı yoktu ki" diye anlatıyor.

Vasil, bir din adamıydı ve hiç evlenmemişti. Beş çocuğu olan Abay’ı evlatlık
edinmesi için bir sakınca yoktu. 1984’te resmen baba-kız olmuşlardı. Ancak,
kilise bilmemeliydi. Çünkü Vasil tepkileri tahmin edebiliyordu:

"Karnımı kesseler içinden Türk ekmeği çıkar. Ama onlardan korkuyordum. Başıma
gelecekleri de biliyordum. Sırrımızı sakladık. Ablam ölünce tek yandaşım kızım
oldu."

Abay, yalnız kalan babası Vasil’e her gün Bakırköy’den yemek getiriyordu.
Günlük ziyaretler kilisenin idare heyetini rahatsız etmişti. Ardı arkası
kesilmeyen uyarılar hakarete varmıştı. "Önceleri, ‘Bu Türklerle ne işin var’
diyerek babama kızmaya başlamışlar. Babam da korktuğu için, ‘O benim kızım’
diyememiş. Papaz olduğu için atışmak da istememiş" diyen Abay, şöyle devam
ediyor:

"İki sene önce Tarlabaşı’nda geçirdiği kaza sırrımızı ortaya çıkardı. Babamı
kanlar içinde görünce hastaneye götürdüm. Babamın aylığını almak için Fener Rum
Patrikhanesi’ne telefon açtık. Patrikvekili Teopritos bana hakaret etti.
Kilisenin adamlarını gönderdilerse de babamın gitmesine izin vermedim."

Hakaretler felç etti

Tedavisi biten Vasil’i yoğun baskılar bekliyordu. Sürekli kapıları
dinleniyor, aşağılanıyordu. 30 yılda ördüğü bağlar, kutsal bir günde
koparılmıştı. ‘Yakup Peygamber’in başının kesilmesinin yıldönümü olan 7 Ocak
2002’ de, bir kilisede düzenlenen ayini yönetecekti. Ayine, yollar kar yağışı
yüzünden kapandığı için beş dakika geç kalınca fırtınalar koptu. Uğradığı
hakarete dayanamayan Vasil aynı gün felç geçirdi. Abay, o geceyi şöyle
anlatıyor:

"Geldiğimde konuşamayacak haldeydi. Doğruca hastaneye götürdük. Ancak ne
bende ne babamda para vardı. Masrafların bir kısmını borç harç karşıladık.
Kiliseye telefon açtım. Balıklı Rum Fakirhanesi’ne aldırdılar."

‘Hayatım tehlikede’

Eve döndüklerinde kapıyı kırık buldular. Birileri eve girmiş ve tüm eşyalar
dağıtılmıştı. Bununla yetinilmemiş, Vasil’in kefen parası da çalınmıştı. Baba
kız, Abay ve Vasil, Fatih Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunun
ardından kendisine bağlanan telefon hattı kapatıldı. 30 yıl boyunca yönettiği
pazar ayinine de alınmamaya başlandı. Ama Vasil, mücadeleye kararlı:

"Geçen günkü pazar ayininde kiliseye girecektim, bırakmadılar. ‘Yasak’
diyorlar. ‘Ben emir memir dinlemem’ dedim. Yeni gelen papaz duayı yanlış okudu,
ben de itiraz etmeden dinledim. Ayin bitince cemaate anlattım, bana hak
verdiler. Büyü yaptığımı söylemişler. Külliyen yalan. Yahu, biz kızımla
Yunanistan’a bile gittik. Bunlara ne oluyor? Hayatımın tehlikede olduğunu
biliyorum. Bilsinler ki, sonuna kadar hakkımı arayacağım."


‘Büyücülük yapıyordu’

Fener Rum Patrikhanesi Patrikvekili Teopritos, papaz Vasil’in iddia ettiği
gibi hakkındaki kararın bir Türk kızını evlat edindiği için alınmadığını ileri
sürdü. Teopritos, "Vasil kiliseyi kendi amaçları için kullandı. Aforoz ettiğimiz
şeklindeki ifadeler gerçek değil. Kendisi papazlık görevinden
uzaklaştırılmıştır. Büyü yapıyormuş, kiliseyi dükkâna çevirmiş" dedi.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: