İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Şükrü Elekdağ: Soykırım iftirası – SABAH

Yazının tamamı şöyle…

Ermenistan’da ve başta Amerika olmak üzere Ermeni diyasporasının güçlü olduğu ülkelerde, Ermeniler her yıl 24 Nisan tarihinde sözde Ermeni soykırımını anarlar. Bu bağlamda, geleneksel olarak en önemli çabalarından birini, ABD Kongresi’nden Türkleri 1915’te Ermeniler’e karşı soykırımı uygulamakla suçlayan bir karar çıkartmak oluşturur.
Bu yıl böyle bir girişimde bulunmadılar. Çünkü ABD, 11 Eylül saldırılarından sonra oluşturduğu terörle global savaş stratejisinde Türkiye için önemli bir rol tasarlıyor. Bu durum, Türkiye’nin Washington’daki yıldızını parlatıyor. Böyle dönemlerde ABD’deki Türkiye’ye düşman lobiler narkoz almış gibi yere serilirler ve Kongre üzerindeki etkileri azalır
.



ABD’deki Ermeni lobisinin bir çabası da, ABD başkanının her yıl 24 Nisan’da bir “Ermeni soykırımı anma mesajı” yayınlamasını sağlamaktır. Bu yıl da, Yunan-Rum lobisinin desteğinden yararlanan Ermeni lobisi, Başkan Bush’a Türkiye’yi soykırımıyla suçlayan bir açıklama yaptırtmaya çalıştı. Bu amaçla 162 milletvekili imzaladıkları bir mektubu Bush’a gönderdi.


Başkan, 24 Nisan’da yaptığı açıklamada, ”
Bugün, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde, 20. yüzyılın korkunç trajedilerinden biri olan, 1.5 milyon kadar Ermeni’nin göçe zorlanma ve öldürülmesiyle gerçekleşen katliamı anıyoruz” i
fadesini kullandı. Sonbahardaki Temsilciler Meclisi ve kısmi Senato seçimlerinde Ermeni oylarını kaybetmeme kaygısıyla hazırlanan bu açıklama, Ermeniler’i tatmin etmek için tarihi gerçekleri çarpıtıyor ve iç savaşın sadece bir yüzünü yansıtıyor.


Ama yine de Ermeni lobisi, bu açıklamaya ateş püskürdü. Çünkü, onların kendi yarattıkları bir efsaneyi gerçek gibi gören beyinlerinin, Türkiye soykırımı ile suçlanmadıkça tatmin olması imkansız.



Tarihi gerçekler



Oysa, dünyaya soykırım olarak kabul ettirilmeye çalışılan olayın bu kavramla herhangi bir ilişkisi yoktur. Osmanlı devletinin ölüm kalım savaşı verdiği bir dönemde, Ermeniler kendilerine hiçbir saldırıda bulunulmadığı halde isyan etmişler ve Osmanlı topraklarını işgal eden Çarlık Rusyası ile işbirliğinde bulunarak devletlerine ihanet etmişlerdir. Türk halkına karşı kitlesel katliamlar yaparak iç savaşı başlatan, Ermeniler’dir. 1915 olayları, tipik bir vatana ihanet ve isyan olayıdır.



Ermeniler’in başlattıkları gerilla savaşıyla sabotaj eylemlerinde bulunmaları, ordunun ikmal yollarını kesmeleri ve Türk ve Müslüman köylerine saldırarak katliamlar yapmaları, doğu cephesinin ardının güvenliğini tehlikeye düşürmüştür. Bu durumda, Osmanlı hükümetinin, gerilla kuvvetlerini barındıran ve besleyen Ermeni ahaliyi cephe gerisinden alıp imparatorluğun başka bölgelerine yerleştirmekten başka bir çaresi kalmamıştır.
Bu durumda, “tehcir” yani zorunlu göç, Osmanlı Devleti’nin varlığını koruma hakkı çerçevesinde meşru ve hukuken haklı bir önlemdir
.


Soykırım kavramı, Birleşmiş Milletler’in bu konuda 1951’de yürürlüğe giren sözleşmesinde tarif edilmiştir. Buna göre, “soykırım, ulusal, ırksal, etnik veya dinsel bir grubun mensuplarının, yok etme niyet ve kastı ile, tamamen veya kısmen imha edilmesidir.” Oysa, Osmanlı hükümetinin, Ermeni milletine karşı kıyım uygulamak ve Ermenileri kısmen veya tamamen imha etmek gibi bir planı hiçbir zaman olmamıştır. Esasen Ermeniler de, böyle bir niyet ve planı ortaya koyan tek bir geçerli belgeyi dünya kamuoyuna sunamamışlardır.
Ermeni ahalinin bir bölümünün zorunlu göçe tabi tutulmalarının nedeni, etnik kökenleri veya dini inançları değil, savaşan bir ordunun ardını emniyete almaktı.


Bu gerçekler, Ermeniler’in soykırımına uğradıkları yolundaki iddialarını temelden çürütüyor. Özellikle son yıllarda Osmanlı arşivlerinde yapılan çalışmalarla tüm bu hususları kanıtlayacak somut ve sahih belgeler ortaya çıkarılmış bulunuyor.


Bu durumda Türk Hükümeti, resmen, Türk, Ermeni ve tarafsız Amerikalı ve Avrupalı tarihçiler tarafından bir grup oluşturulmasını ve bunların Türkiye ile Ermenistan ve diğer uygun görecekleri ülke arşivlerinde ortak araştırma yapmasını ve tam bir bilimsel dürüstlükle gerçekleri ortaya çıkarmasını önermelidir
. UNESCO da bir tür noter görevi yapmak üzere bu projeye dahil edilebilir. Türk hükümeti bu önerisini dünyaya ilan etmelidir. Ermenistan bu öneriyi kabul ederse, tarihin hem kendileri hem de Türkiye için bir yük olmaktan çıkmasını sağlamış ve kapı komşusu Türkiye ile barış ve işbirliği yolunu açmış olacaktır. Yok, eğer, işbirliğinden kaçarsa, o zaman, karanlık maksatlar peşinde koştuğu açığa çıkar. İddiaları da zayıflar.



Türkiye’nin işlememiş olduğu bir insanlık suçundan dolayı töhmet altında bırakılması halkımıza bıkkınlık ve ulusal çıkarlarımıza zarar veriyor. Bu nedenle, Ankara’nın, bu girişimi süratle yapmasında yarar var
.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: