İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

radikal: Zeki Demirkubuz Cannes´da

MEHMET BASUTÇU

PARİS – Günümüz sinemasının en yetenekli yaratıcılarından Woody Allen, ilk kez Cannes Film Festivali’ne katılmaya evet dedi. Festivalin açılışı, 15 Mayıs gecesi, Woody Allen ustanın dramatik bir güldürü olarak tanımlanan son yapıtı ‘Hollywood Ending’ ile yapılacak. Amerika’dan daha çok sevildiği ve beğenildiği Fransa’da yapılan dünyanın en önemli sinema etkinliği Cannes’a sürekli davet edilmesine karşın, filmlerini her yıl Venedik Festivali’ne göndermeyi seçen Woody Allen, nihayet karar değiştirdi. Ayrıca, festivallere gitmeyi hiç sevmeyen Woody Allen’ın, yarışma dışı sunulacak filmiyle birlikte açılış gecesinde hazır bulunacak olması, 55. Cannes Festivali’nin önemli olaylarından biri olacak. 26 Mayıs gecesi yapılacak ödül töreni ardından, Claude Lelouch’un ‘And Now, Ladies and Gentlemen’ (Şimdi Bayanlar Baylar) adlı filmi izlenecek.

‘Yazgı’ya çifte davet

Cannes’da bizleri ilgilendiren iki olay daha var. İlki, Zeki Demirkubuz’un, bu hafta İstanbul Festivali’nde Altın Lale için yarışan filmi ‘Yazgı’nın, ‘Belirli Bir Bakış’ (Un Certain Regard) yan bölümüne katılacak olması. ‘Yazgı’ son aylarda bir pazarlık konusu bile yapılmıştı. Önce, festivalin bağımsız yan bölümlerinden ‘Yönetmenlerin On Beş Günü’ programının yöneticisi, İstanbul’da izlediği filmi hemen almak istemiş, ancak Cannes’nın resmi nitekli yan bölümü ‘Belirli Bir Bakış’tan da aynı istek gelince Zeki Demirkubuz, tercihini bu ikinci çağrı yönünde kullanmıştı. Festival sarayında izlenen ‘Belirli Bir Bakış’ programı, yarışmalı ana bölüme seçilen ağır toplar arasına alınamayan başarılı filmlerin toplandığı nitelikli bir bölüm olarak tanınıyor. Türkiye’yi ilgilendiren ikinci olay, Ermeni asıllı Kanadalı yönetmen Atom Egoyan’ın yönettiği ‘Ararat’ (Ağrı Dağı) adlı filmin de festivalde yarışma dışı gösterilecek olması. 1917 yılında, Doğu Anadolu’da Ermenileri hedef alan katliamı gündeme getirmesi açısından önem taşıyan bu filmi merakla beklemekteyiz. Hemen şunu belirtmek isterim ki, kâğıt üzerinde görüldüğü kadarıyla Atom Egoyan, konuya farklı açılardan yaklaşan, çok boyutlu, özgün bir film gerçekleştirmiş. On beş yıldır tanıdığım, sık sık sohbet ettiğim aydın bir insan olan yetenekli yönetmen
Atom Egoyan’ın, siyah/beyaz tavırdan uzak durduğunu varsaydığım için, doğrudan Türk düşmanlığı yapan, katı ırkçı bir film gerçekleştirmiş olabileceğini hiç tahmin etmiyorum. Aslında, ‘Ararat’ın daha ince ve duyarlı bir çizgi izlemesi belki de, Ermeni katliamı konusunun gündeme gelmesini istemeyen Türkiye’yi, ‘Midnight Express’ filminden daha fazla rahatsız edebilecektir.

David Lynch başkanlığında, Sharon Stone, Bille August, Claude Miller ve Raoul Ruiz gibi adların yer aldığı ana jürinin vereceği ‘Altın Palmiye’nin 15 ülkeden gelen 22 adayı arasında, filmleri merakla beklenen şu yönetmenler yer alıyorlar : Olivier Assayas, David Cronenberg, Luc ve Jean-Pierre Dardenne, Nicole Garcia, Amos Gitai, Robert Guediguian, Aki Kaurismaki, Abbas Kiarostami, Mike Leigh, Ken Loach, Manoel de Oliveira, Roman Polanski ve Alexander Sokourov.

Ayrıca, bir ilk filme verilen ‘Altın Kamera’ ödülü, bu yıl 25. yaşını kutlayacak. Daha önce ‘Altın Kamera’ jürisine başkanlık etmiş olan Geraldine Chaplin ile Marthe Keller’in yanı sıra, önceki yıllarda bu ödülü kazanmış
olan Romain Goupil (1982), Murali Nair (1999) ve Bahman Ghobadi (2000) de ‘Altın Kamera’nın yirmi beşinci sahibini seçecek olan jüride yer alıyorlar.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: