İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermeni Arastirmalari Kongresi Sonuç Deklarasyonu

20-21 Nisan 2002 tarihlerinde, Ankara’da Eraren tarafından ilk defa düzenlenen Ermeni Araştırmaları Türkiye Kongresi’nin sonuç deklarasyonu açıklandı.


Türkiye’nin 40 farklı üniversitesinden ve çok sayıda diğer kurum ve
kuruluştan Ermeni araştırmaları alanında uzman bilim adamları, yazarlar ve
araştırmacılar 20-21 Nisan 2002 tarihlerinde ilk defa düzenlenen Ermeni
Araştırmaları Türkiye Kongresi’nde bir araya gelmişlerdir. Üç ayrı salonda
toplam yaklaşık 52 saat süre görüşme ve tartışmaların ardından Kongre
aşağıda sunulan bildirgeyi kabul etmiştir. Türk ve dünya kamuoyuna
duyurulur.

Ermeni Araştırmaları Türkiye Kongresi’nden Ermenilere Diyalog ve İşbirliği
Çağrısı

· Türk Ermeni araştırmaları uzmanları, yapmış oldukları hiçbir bilimsel
çalışmanın “Ermeni soykırım” iddialarını doğrulamadığını belirterek, bu tür
iddialarının siyasi amaçlı olduğunu açıkladılar. Kongre ayrıca bu tür
iddiaları siyasi amaçları için kullanan her türlü girişimi hangi çevreden
gelirse gelsin kınama kararı aldı.

· Kongre ayrıca tüm Ermeni terör eylemlerini kınayarak başta ABD ve AB
olmak
üzere, tüm ülkelere Ermeni terör örgütlerini de terör listelerine almaları
çağrısında bulundu.

· Kongre deklarasyonunda, Türk – Ermeni halkları arasındaki sorunların
iletişimsizlik ve tarihsel gerçeklerin bazı aşırı çevrelerce
çarpıtılmasından kaynaklandığına işaret edilerek, sorunların çözülmesi için
taraflara diyalog ve işbirliği çağrısında bulunuldu.

· Türk bilim adamları Ermeni bilim adamları ile çalışmaya çok istekli
olduklarını belirterek, kendilerinin her türlü konuyu görüşmeye hazır
olduklarını belirttiler.

· Kongre’den halen kapalı tutulan bazı Ermeni arşivlerinin açılması
çağrısı
da çıktı. Türk bilim adamları Türk arşivlerinin tüm dünyaya açık olmasına
karşın ABD ve Ermenistan başta olmak üzere bazı önemli Ermeni arşivlerinin
halen Türk ve diğer bilim adamlarına kapalı tutulmasını eleştirdiler.

· Kongre asılsız “soykırım” iddialarını parlamentolarına taşıyan
ülkelere de
“sorunun çözümüne katkıda bulunmak istiyorlarsa kin ve nefreti teşvik edici
kararlar” yerine diyalogu destekleyici kararlar almalarını tavsiye etti

Ermeni Araştırmaları Türkiye Kongresi Bildirgesi

20-21 Nisan 2002, Ankara

Ermeni araştırmaları alanındaki tüm Türk bilim adamlarını bir araya
getirmeyi; Ermeni araştırmalarına bilimsel ilgiyi arttırmayı; Türk ve Ermeni
halkları arasında hoşgörü ve sağduyu temelli bir diyalog zeminini
oluşturmayı ve Türk bilim adamlarının son dönemdeki gelişmeler karşısındaki
ortak tutumlarını Türk, Ermeni ve dünya kamuoyuna açıklamayı amaç edinen
Ermeni Araştırmaları Türkiye Kongresi 20-21 Nisan 2002 tarihlerinde Ankara’
da gerçekleştirilmiştir. Ermeni Araştırmaları Enstitüsü’nün girişimleri ve
çok sayıda bilim adamı ve yazarın katılımıyla yapılan Ermeni Araştırmaları
Türkiye Kongresi, Türk – Ermeni ilişkilerinin güncel ve tarihi
perspektifleriyle incelenmesine ve “soykırım” iddialarının bilimsel olarak
irdelenmesine de olanak vermiştir.

Kongre’de sunulan bildiriler ve yapılan diğer konuşmalar Ermeni
iddialarının çoğu defa tahrif edilmiş sözde belgelere dayandırıldığını,
aksini gösteren belgelerin ve ciddi araştırmaların göz ardı edildiğini veya
önyargıları destekleyecek şekilde çarpıtılarak yorumlandığını, taraflardan
sadece birisinden kaynaklanan bireysel anlatımların genelleştirilmesi gibi
bilimsel olmayan yollara başvurulduğunu ortaya koymuştur.
Bugüne kadar alınan tüm olumsuz cevaplara rağmen, Türk bilim adamları ve
aydınları, tarihsel bir olayın çarpıtılmasından kaynaklanan bir sorunun
çözümlenmesine yardımcı olmak üzere Türk ve Ermeni bilim adamlarının bir
araya gelerek, konunun bütün yönleriyle tartışılması gerektiğine
inanmaktadır. Kongre katılımcıları böyle bir diyalogun oluşturulması için
Ermeni meslektaşlarına çağrıda bulunmuşlardır.

Konunun hukuki yönlerinin de ele alındığı Kongre’de, bugüne kadar
yapılan
bilimsel araştırmaların bir “soykırım”dan söz edilemeyeceğini ortaya koyduğu
ve büyüklüğü ne olursa olsun tarihteki her çatışmanın “soykırım” olarak
adlandırılamayacağı belirtilmiştir. Kongre’de ayrıca, dönemin tarihsel
koşulları içinde ele alınması gereken 1915 tehcirinin de 1948 tarihli
Birleşmiş Millet Sözleşmesi’ndeki hukuki tarife kesinlikle uymadığı, esasen
böyle bir fiilin işlenip işlenmediğinin ancak yetkili mahkemeler tarafından
saptanabileceği ve Sözleşme’ye göre söz konusu fiilin kurum ya da
devletlerce değil, bireylerce işlenebileceği de tespit edilmiştir. Ayrıca
Kongre, söz konusu dönemde çok sayıda sivil Türkün, Ermeni silahlı
gruplarınca katledilmesini şiddetle kınamakta ve Türk mağdurların görmezden
gelinmemesi çağrısında bulunmaktadır.

Bilimsel verilere rağmen, bazı Ermeni gruplar ve onları destekleyen
bazı
çevreler tarafından ve ek olarak son yıllarda Ermenistan Hükümeti tarafından
“soykırım” iddialarının ısrarla Türkiye’ye karşı propaganda malzemesi olarak
kullanılması ancak siyasal gerekçeler ile açıklanabilir. Ayrıca, bu tür
iddiaların adı geçen çevrelerce yetki ve ihtisaslarıyla tarihsel konularda
hüküm verme durumunda olamayacak bazı yabancı kurumlara ve Parlamentolara da
benimsettirilmesi yine siyasi gerekçelere dayanmaktadır. Yapılan tahliller
Ermenistan’ın, Türkiye ile yapay bir gerginlik yaratma politikasının
altındaki nedenler arasında, Birleşmiş Milletler kararlarına rağmen
Azerbaycan topraklarının işgal altında tutulmasına gerekçe oluşturulamaya
çalışmak olduğunu ve bu gibi davranışların aslında Ermenistan’ın uzun vadeli
çıkarları yanında Kafkasya’da barış ve istikrarı da tehlikeye attığını
açıkça göstermektedir. Tüm bunlara ek olarak Ermenistan’ın ısrarla komşu
devletlerin sınırlarına saygı göstermemesi ve yazılı antlaşmalar ile
çizilmiş olan Türkiye-Ermenistan sınırlarını açıkça tanımaması Türkiye ile
bu devlet arasında kalıcı bir işbirliğinin önündeki en büyük engeldir.
Ermenistan kendi çıkarları ve bölgesel barış için bu tutumundan en kısa
sürede vazgeçmelidir.

Aşırı Ermeni grupların diyalog için “soykırım” iddialarının kabulünü
bir
önşart olarak öne sürmeleri ve konunun bütün yönleriyle, her iki tarafın da
görüşlerini açıklamasına olanak verecek şekilde ilgili kurullarda
incelenmesine yanaşmamaları bilimsellikten ve yapıcı olmaktan uzak bir
tutumdur. Bu yaklaşım söz konusu çevrelerin tezlerine olan güvensizliklerini
de ortaya koymaktadır. Bu gibi iddialar uluslarca 21. yüzyılda hakim
kılınmaya çalışılan tüm değerlere ters düştüğü gibi, kin ve nefret hislerini
ve ırkçı bir terörizmi teşvik eden bu yaklaşımın görmezlikten gelinmesi de
son derece sakıncalı bir olgudur. Kongre “soykırım” iddialarını siyasal
amaçları için kullanan ve bu iddiaları tek taraflı olarak kabul eden tüm
girişimleri kınamıştır.

Tüm katılımcılar masum Türk diplomatlarının, diğer Türk
vatandaşlarının ve
diğer ülke vatandaşlarının öldürülmesiyle sonuçlanan Ermeni terörizmini
şiddetle kınamıştır. Kongre tüm dünya ülkelerine, Ermeni terör örgütlerini
de terör örgütleri listelerine almaları çağrısında bulunmaktadır.

Kongre’de söz konusu iddialara karşı tarihi gerçeklerin öne
çıkartılması
için yapılması
gereken çalışmalar da ele alınmıştır:

Aşırı kampanyalara aynı yoğunlukta cevap verilememektedir. Bu durum
sorun
hakkında yeterli bilgiye sahip olmaması beklenemeyecek zihinlerde en çok
tekraralanan iddiaların yer etmesine neden olmaktadır. Öncelikli olarak bu
gibi iddiaların güvenilir dayanaklarının olmadığını gösteren bilimsel
çalışmalara aralıksız bir şekilde devam edilmelidir. Bu konuda Türk bilim
adamlarına tarihi bir görev ve sorumluluk düşmektedir.

Bilimsel çalışmaların temeli olan arşiv incelemelerinin geliştirilmesi
hayati bir önem taşımaktadır. Ermeniler ve Ermeni sorunu hakkındaki
belgelerin çoğunluğu Türkiye arşivlerinde bulunmaktadır. Bu nedenle gerekli
belgelerin tüm bilim adamlarının istifadesine kolayca sunulabilmesi ve bu
yolla tarihsel gerçeklerin ortaya çıkarılabilmesi için Arşivler Genel
Müdürlüğü’nün yürüttüğü değerli çalışmalar güçlü bir şekilde
desteklenmelidir. Rus ve Ermeni arşivlerinin de ilk elden incelenmesi için
bu dillere hakim bilim adamlarının yetiştirilmesi de hızlandırılmalıdır.
Ayrıca Kongre’ye katılanlar başta Ermenistan ve diğer ülkelerde konu ile
ilgili arşivlerin bir an önce açılması çağrısında bulunmuşlardır.

Konunun tarihsel boyutları üzerinde çalışmalara devam edilmesi
kuşkusuz
gereklidir. Ancak sadece tarihsel yaklaşım yeterli sayılamaz. Konunun tarihi
boyutları yanında güncel boyutları da göz ardı edilmemelidir. Bu bağlamda
mevcut çalışmaların uluslararası ilişkiler, uluslararası hukuk, siyaset
bilimi, toplum bilim açılarından yapılacak diğer çalışmalar ile
tamamlanabilmesi için bilim adamları teşvik edilmeli ve desteklenmelidir.

Bugün karşılaştığımız kampanyaya cevap verilebilmesi için bilimsel
çalışmaların sonuçlarının duyurulması ve yayılması da aynı derecede
önemlidir. Araştırmalar yabancı dillerde de yapılabilmeli veya Türkçe
yayınlar, başta İngilizce olmak üzere, yabancı dillere tercüme edilerek
dağıtımları sağlanmalıdır. Bu bilgilendirme esnasında internet gibi yeni
iletişim araçları da ihmal edilmemelidir.

Kongre bilimsel araştırmaların yurt çapında özendirilmesi ve
kolaylaştırılması konusunu da ele alarak aşağıdaki pratik tavsiyelerde
bulunmayı uygun görmüştür:

1. Resmi kurumlardan kendi olanakları çerçevesinde bu çabalara
katılmaları,
hatta kendi faaliyetleri içinde programlanmış bir yer ayırmaları beklenir,

2. Özel kuruluşlardan da bu tür çalışmalara destek olmaları ve gerekli
bağışlarda bulunmaları beklenir,

3. Bilimsel çalışmaların yurt çapında özendirilmesinde devamlılık ve
yoğunluk sağlanabilmesi için Yüksek Öğretim Kurulu’na merkezi bir işlev
kazandırılması yararlı olacaktır. Kurul bu görevi araştırma bursları vermek,
ciddi bilimsel çalışmaları ödüllendirmek, koordinasyon görevini yerini
getirmek ve diğer başka yolları kullanarak yürütebilir,

4. Yüksek Öğretim Kurulu’nun başkanlığı altında oluşturulacak bir
“Bilimsel
Kurul” çalışmaların koordinasyonunda ve değerlendirilmesi yardımcı olabilir,

Tüm Kongre katılımcıları konuları bir arada ve serbestçe tartışmanın
yararlarının bilincinde olarak, Kongre’nin en çok iki yıl sonra
tekrarlanmasını dilemişler ve Ermeni Araştırmaları Enstitüsü’ne bu değerli
girişiminden dolayı takdir ve teşekkürlerini sunmuşlardır.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: